back to top
Ana Sayfa Haberler Esenyurt’ta Kayyım Yönetiminden Milyonluk Yolsuzluk Dosyası

Esenyurt’ta Kayyım Yönetiminden Milyonluk Yolsuzluk Dosyası

Seçilmiş belediye başkanının görevden alınmasının ardından kayyım yönetimine geçen Esenyurt Belediyesi, bu kez rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma soruşturmasıyla gündemde. Kayyımın görevlendirdiği Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın tutuklanmasının ardından, para saklamak için kiralandığı öne sürülen ayrı bir dairede 7 milyon dolar ve 400 bin avro ele geçirildiği bildirildi. Soruşturma, belediyedeki kamu kaynaklarının kullanımı kadar kayyım yönetiminin denetimini ve siyasi sorumluluğunu da tartışmaya açtı.

Esenyurt Belediyesi, 30 Ekim 2024’te seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınması ve ardından görevden uzaklaştırılmasıyla başlayan kayyım yönetiminin ikinci yılında, kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasının merkezine yerleşti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlattığı soruşturmada, kayyım Can Aksoy tarafından görevlendirilen Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın da aralarında bulunduğu dokuz kişi tutuklandı. Soruşturma dosyasına yansıyan para hareketleri ve ev aramalarında ele geçirilen yüksek miktardaki nakit, belediyenin yönetim ve denetim mekanizmalarına ilişkin soruları büyüttü.

7 Ekim’de düzenlenen ilk operasyonda Ulutaş’ın konutunda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para bulunduğu; ayrıca çok sayıda ziynet eşyası, değerli saat ve silaha el konulduğu basına yansıdı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna dayandırılan haberlerde, Ulutaş’ın 2025 yılındaki finansal işlem hacminin 231 milyon lirayı aştığı, kız kardeşiyle arasındaki para hareketlerinin ise 212 milyon lirayı bulduğu belirtildi. Bu tutarlar doğrudan suç geliri olarak kesinleşmiş miktarlar değil, soruşturma kapsamında incelenen finansal hareketler olarak değerlendiriliyor.

Soruşturmanın en dikkat çekici iddialarından biri, belediyeden iş alan bazı şirketlerden hak ediş ödemelerinin yaklaşık yüzde 20’si oranında rüşvet istendiği yönünde. İddialara göre belediyenin ihale ve ödeme süreçleri, belirli kişiler üzerinden yürütülen bir para toplama mekanizmasına dönüştürüldü. Ulutaş ise ilk ifadesinde konutunda bulunan paraların mesleki ve ailevi birikiminden kaynaklandığını savundu. Bu savunmanın ve soruşturmadaki diğer iddiaların hukuki değerlendirmesi yargılama sürecinde yapılacak.

Rüşvet İddiasından “Kasa Ev”e

16 Ekim’de soruşturmanın kapsamını genişleten yeni bir gelişme yaşandı. Tutuklu Park ve Bahçeler Müdürü İbrahim Doğancıoğlu’nun etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade üzerine Küçükçekmece’de kiralanmış bir daireye operasyon düzenlendi. Basına yansıyan soruşturma bilgilerine göre dairedeki iki şifreli kasada 7 milyon dolar ve 400 bin avro bulundu. Doğancıoğlu’nun, dairenin Yusuf Ulutaş’ın talebiyle başka bir kişi adına kiralandığını anlattığı bildirildi. Operasyon sırasında Ulutaş’ın annesi ile kuzeninin valizlerle daireye geldiği ve gözaltına alındığı da haberlerde yer aldı.

Bu gelişme, soruşturmayı tek bir belediye yöneticisinin mal varlığına ilişkin incelemenin ötesine taşıdı. İddia edilen para toplama ilişkisinin belediye ihaleleriyle bağlantısı, nakdin kaynağı, kimler tarafından yönetildiği ve denetim süreçlerinin nasıl işlediği, yanıt bekleyen başlıca sorular haline geldi. Özellikle kamu hizmetleri için ayrılan kaynakların özel kazanca dönüştürülmüş olabileceği iddiası, Esenyurt gibi nüfusu yoğun ve kamusal hizmet gereksinimleri yüksek bir ilçede ayrı bir önem taşıyor.

Kayyım Yönetiminin Sorumluluğu Tartışılıyor

Esenyurt’a kayyım atanmasının gerekçesi, belediyenin seçilmiş yönetiminin yerine devlet tarafından görevlendirilen bir yöneticinin geçirilmesiydi. Ancak kayyımın göreve getirdiği üst düzey bir yöneticinin ağır yolsuzluk iddialarıyla tutuklanması, idari denetimin nasıl yürütüldüğü sorusunu gündeme getirdi. Soruşturma, kayyım Can Aksoy’un suça katıldığını gösteren kesinleşmiş bir yargı kararı anlamına gelmiyor. Bununla birlikte üst düzey atamaların, ihale süreçlerinin ve kamu kaynaklarının kullanımının denetlenmesindeki idari sorumluluğun ayrıca değerlendirilmesini gerektiriyor.

Özgür Özel de 16 Ekim’de Silivri’de, Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası kapsamında yaptığı savunmanın üçüncü gününü izledikten sonra bu çelişkiye dikkat çekti. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile birlikte basın açıklaması yapan Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik suçlamalarla Esenyurt’taki soruşturmayı karşılaştırarak, “Bir tarafta kör kuruşa tenezzül etmeyip İstanbul’a hizmet edenlere iftira edenler, öbür tarafta sadece Esenyurt’a atadıkları kayyımın evinden milyon Eurolar çıkanlar, milletin gözünün önündedir” dedi.

Özel’in açıklamasındaki para miktarı ve paranın bulunduğu yer hakkındaki ifadeler, soruşturma haberlerindeki ayrıntılarla birebir örtüşmüyor. Basına yansıyan son operasyonda ele geçirilen miktar 7 milyon avro değil, 7 milyon dolar ve 400 bin avro olarak bildirildi. Paranın bulunduğu yer de kayyımın kendi konutu değil, kayyım tarafından görevlendirilen başkan yardımcısıyla ilişkilendirilen ayrı bir daireydi.

Esenyurt’taki soruşturmanın ulaştığı aşama, yalnızca şüphelilerin cezai sorumluluğunu değil, kamu yönetiminin hesap verebilirliğini de gündeme getiriyor. Seçilmiş yönetimlerin yerine atanan görevlilerin kamu kaynaklarını daha etkili denetleyeceği varsayımı, tek başına bir güvence oluşturmuyor. Belediye yönetiminin hangi yöntemle belirlendiğinden bağımsız olarak, ihalelerin saydamlığı, harcamaların denetlenebilirliği ve yöneticilerin hesap verme yükümlülüğü temel önemini koruyor.

Esenyurt’ta şimdi yanıtlanması gereken soru, kasalarda bulunan milyonların kimlere ait olduğunun ötesinde, bu büyüklükte bir para hareketinin belediyenin yönetim ve denetim mekanizmaları içinde nasıl gerçekleşebildiği ve neden daha önce ortaya çıkarılamadığıdır.


  • NHA / Anadolu Ajansı, Medyascope, Cumhuriyet, Sözcü, Gazete Pencere, Koza TV, Damga Gazetesi, ANKA.