back to top
Ana Sayfa Haberler İmamoğlu’nun Savunmasında İkinci Gün: “Bu Yalan Çuvalını İddianame Diye Yutturamazsınız”

İmamoğlu’nun Savunmasında İkinci Gün: “Bu Yalan Çuvalını İddianame Diye Yutturamazsınız”

Ekrem İmamoğlu, 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasında savunmasını sürdürürken iddianamenin siyasi amaç taşıdığını savundu. CHP İstanbul İl Başkanlığı süreci nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini isteyen İmamoğlu, yargılamanın adilliğini ve basına yönelik müdahaleleri de gündeme taşıdı.

Silivri’de 99. Duruşma Günü

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasındaki savunmasının ikinci günü, 15 Ekim’de Silivri’de başladı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 99. duruşma gününde, aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 436 sanık yargılanıyor; sanıkların 53’ü tutuklu bulunuyor.

İmamoğlu, ilk celsede yaşanan tartışmalar nedeniyle savunmasını yapamadığını belirtmiş, ikinci celsede ise 14 Ekim’de ilk kez kürsüye çıkarak beyanlarına başlamıştı. Savunmasının ikinci gününde de iddianamenin içeriğine, yargılama sürecine ve kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin itirazlarını sürdürdü.

Duruşmayı YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, avukatlar ve çok sayıda izleyici takip etti. Özel’in salona girişi sırasında “Özgür Başkan, özgür Türkiye” sloganları atılırken, İmamoğlu’nun salona getirilmesiyle “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sesleri yükseldi. Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki gösteren izleyiciler de gazetecilere “Özgür basın susturulamaz” diye seslendi.

“Aklanması Gereken Kişi Ben Değilim”

İmamoğlu, savunmasında kendisini aklama amacıyla konuşmadığını belirterek, “Aklanması gereken kişi ben değilim” dedi. İddianameye yönelik eleştirilerini sertleştiren İmamoğlu, “Bu millet böyle kül yutmaz. Bu yalan torbasını, yalan çuvalını kimseye iddianame diye yutturamazsınız” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, dosyanın bir yolsuzluk soruşturması olmanın ötesinde siyasi sonuçlar doğurmayı hedeflediğini savundu. Sandıkta kazanamayan siyasi rakiplerin ceza dosyaları üzerinden yarış dışına çıkarılmak istendiğini, CHP’nin de kapatma bildirimi üzerinden siyaset alanının dışına itilmeye çalışıldığını ileri sürdü. Bu değerlendirmeler İmamoğlu’nun savunmasında dile getirdiği iddialar olarak kayda geçti.

İddianamenin kapsamı ve yöneltilen suçlamalar hakkındaki tartışma sürerken, davanın siyasi rekabet üzerindeki etkisi de duruşmanın temel başlıklarından biri haline geldi. İmamoğlu’nun savunması, yalnızca kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt vermekle sınırlı kalmadı; yargılamanın yürütülüş biçimini ve seçilmiş bir belediye başkanının görevinden uzaklaştırılmasının siyasi sonuçlarını da kapsadı.

Kılıçdaroğlu’nun Tanık Olarak Dinlenmesini İstedi

İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alınması sürecine ilişkin iddialar nedeniyle eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini talep etti. Söz konusu süreçte yaşananların Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde olduğunu savunan İmamoğlu, olayların kendi gözünün önünde dönemin genel başkanına anlatıldığını belirtti.

Savunmasında, iddianamede yer alan 2 milyar dolarlık fon iddiasını da reddeden İmamoğlu, kendisini bazı kişilerle ilişkilendiren anlatımlara itiraz etti. Hüseyin Gün’ü tanımadığını söyleyen İmamoğlu, kısa süreli bir fotoğraf çekiminin örgüt yöneticiliği ya da casusluk suçlamalarıyla ilişkilendirilmesini eleştirdi.

İmamoğlu’nun bu başlıklardaki açıklamaları, dosyada yer alan iddialara karşı savunmasının temel parçalarını oluşturdu. Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesi talebinin nasıl karşılanacağı ve savunmada tartışmaya açılan iddiaların yargılama sürecinde nasıl ele alınacağı ise mahkemenin değerlendirmesine bağlı.

Savunmanın Ardından Çapraz Sorgu Bekleniyor

İmamoğlu’nun savunmasının 16 Ekim’de öğle saatlerine kadar sürmesi, ardından çapraz sorgusunun yapılması ve avukatların savunmalarına geçilmesi bekleniyor. Duruşmanın bu aşaması, tarafların iddialarını ve bunlara karşı yanıtlarını mahkeme önünde ayrıntılandıracağı yeni bir süreci başlatacak.

Ancak davanın kamuoyu açısından önemi, yalnızca sanık sayısı ya da yöneltilen suçlamaların ağırlığıyla ölçülemiyor. Seçilmiş bir belediye başkanının uzun süredir tutuklu bulunması, savunmasını yapma sürecinde yaşanan tartışmalar ve duruşma salonunda yükselen özgür basın çağrıları, yargılamanın siyasi ve toplumsal boyutunu da gündemde tutuyor.

Bir davada adaletin ölçüsü yalnızca mahkemenin vereceği karar mıdır, yoksa o karara ulaşılırken savunma hakkının, basın özgürlüğünün ve seçmen iradesinin ne ölçüde korunabildiği de aynı derecede belirleyici midir?


  • NHA / ANKA Haber, Cumhuriyet, Evrensel, T24, DW Türkçe, İlke TV, Odatv