back to top
Ana Sayfa Haberler Fon Soruşturmasında Çifte Standart Sorusu: Muhalife Baskın, Milyarlık Dosyada Bekleyiş

Fon Soruşturmasında Çifte Standart Sorusu: Muhalife Baskın, Milyarlık Dosyada Bekleyiş

Bahadır Özgür’ün Tera Portföy merkezli fon soruşturmasında delillerin akıbetine ilişkin soruları ile sendikacı Mehmet Türkmen’in kendi yaşadıklarını anlattığı paylaşım, Türkiye’de soruşturmaların kimlere ve hangi koşullarda nasıl yürütüldüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Türkmen, grevdeki işçilere destek verdiği gerekçesiyle evinin basılarak tutuklandığını ve el konulan cihazlarının beraatinden aylar sonra dahi kendisine teslim edilmediğini belirtirken, Özgür fon soruşturmasında Tera yöneticilerinin günler sonra gözaltına alınmasına dikkat çekerek soruşturmanın delil toplama sürecini sorguladı.

Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 51’e yükselirken, soruşturmanın merkezinde bulunan Tera Portföy yöneticileriyle ilgili gelişmeler de tartışmanın odağına yerleşti. Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra gözaltına alındı. Tera Yatırım CEO’su Emir Münir Sarpyener hakkında da yakalama kararı bulunuyor.

Tam bu aşamada gazeteci Bahadır Özgür, Tera’nın soruşturmanın “merkez üssü” olduğunu belirterek, şirket yöneticilerinin önemli bölümünün günler sonra gözaltına alınmasını ve soruşturmadaki delil toplama yöntemlerini sorguladı. Özgür’ün soruları yalnızca gözaltı zamanlamasına değil, soruşturmanın bütün maddi izlerinin nasıl korunduğuna ilişkin.

“Muhasebe Kayıtlarına Ve Telefonlara El Konuldu mu?”

Özgür, Tera’daki tüm muhasebe kayıtlarına, bilgisayar ve telefonlara el konulup konulmadığını soruyor. Bununla birlikte şirketin işlem merkezlerindeki kayıtların alınıp alınmadığını, yöneticiler ve çalışanların yazışmalarının incelenip incelenmediğini gündeme getiriyor.

Gazetecinin dikkat çektiği bir diğer alan ise şirketin bağlantıları. Tera’nın bağlı iştiraklerinin ve yurtdışındaki şirketlerinin incelenip incelenmediğini, yurtdışına resmi adli başvurular yapılıp yapılmadığını soran Özgür, milyarlarca liralık para hareketlerinin izlenmesi açısından bu soruların önemine işaret ediyor.

Soruların merkezinde tek bir mesele bulunuyor: Bir finansal soruşturmanın en kritik aşamasında delillerin tamamı güvence altına alındı mı ve para trafiğinin bütün halkaları araştırılıyor mu?

Soruşturma kapsamında 42 kişinin malvarlığının dondurulduğu ve tutuklu sayısının 51’e ulaştığı açıklanmış durumda. Tera yöneticileri hakkında ise daha önce yurtdışına çıkış yasağı uygulanmış, ardından yakalama kararları çıkarılmıştı.

İBB Dosyasındaki Uygulama Hatırlatması

Bahadır Özgür, Tera soruşturmasındaki bu soruları İBB soruşturmasıyla karşılaştırıyor. İBB dosyasında çok sayıda şirket hakkında el koyma kararları verildi, banka kasalarına yönelik aramalar gerçekleştirildi ve çeşitli adreslerde arama ve el koyma işlemleri yapıldı. Anadolu Ajansı’nın aktardığı soruşturma bilgilerine göre çok sayıda şirketin yanı sıra banka kasaları da savcılık talimatıyla incelendi ve aramalarda çeşitli maddi unsurlara el konuldu.

Özgür’ün yaptığı karşılaştırmanın temelinde bu uygulama farkı bulunuyor. Bir tarafta siyasi açıdan son derece geniş kapsamlı yürütülen İBB soruşturmasında şirketlerden banka kasalarına kadar uzanan yoğun bir delil toplama süreci; diğer tarafta ise yüz binlerce yatırımcının parasının ve milyarlarca liralık finansal hareketin söz konusu olduğu fon soruşturmasında, özellikle Tera yöneticilerine ilişkin işlemlerin zamanlaması ve kapsamına yönelik sorular var.

Buradaki mesele yalnızca kaç kişinin gözaltına alındığı değil. Soruşturmanın delillere ne kadar hızlı ulaştığı, dijital ve finansal kayıtların nasıl korunduğu, yurtdışındaki para hareketlerinin hangi yöntemlerle araştırıldığı ve soruşturmanın bütün bağlantılarının aynı titizlikle incelenip incelenmediği soruları önem taşıyor.

Türkmen: “Bana Uygulananla Milyarlık Fon Dosyası Aynı Değil”

Bahadır Özgür’ün paylaşımını yeniden paylaşan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ise tartışmayı kendi yaşadığı soruşturma ve tutuklama süreci üzerinden genişletti.

Türkmen, işçilerin grevine destek verdiği için bir patronun şikâyeti üzerine evinin basılarak tutuklandığını, iki ay cezaevinde kaldığını ve daha sonra beraat ettiğini belirtti. Türkmen, beraatinin üzerinden beş ay geçmesine rağmen el konulan telefonu ve diğer cihazlarının kendisine hâlâ teslim edilmediğini söyledi.

Türkmen’in paylaşımındaki asıl vurgu ise iki farklı uygulama arasındaki zamanlama ve güç ilişkisine ilişkin:

“Binlerce insanın birikimine çökerek milyarlarca liralık vurgun yapanlara ise delilleri ortadan kaldırmaları için zaman veriyorlar.”

Türkmen böylece kendi dosyasında ev baskını, tutuklama ve dijital cihazlara el koyma gibi işlemlerin hızla uygulanmasını, fon soruşturmasında ise Özgür’ün gündeme getirdiği delil toplama ve gözaltı zamanlaması sorularıyla karşılaştırıyor.

Hukuk Aynı mı, Uygulama Aynı mı?

Bu iki paylaşımın birlikte ortaya koyduğu tartışma, tek tek soruşturmaların hukuki niteliğinin ötesine geçiyor: Türkiye’de soruşturma araçlarının kullanımı kişiler ve siyasi konumlara göre farklılaşıyor mu?

Bir işçi eylemine destek veren sendikacı açısından soruşturma mekanizması, ev baskını ve tutuklama gibi ağır sonuçlarla çok hızlı işletilebilirken, yüz binlerce yatırımcının parasının etkilendiği büyük bir finansal soruşturmada delillerin korunması, şirket yöneticilerinin hareket alanı ve para trafiğinin bütün bağlantıları konusunda neden daha fazla soru işareti oluşuyor?

Bu soruların yanıtı yalnızca “kaç kişi tutuklandı” rakamında bulunmuyor. Hukukun temel ölçütlerinden biri olan eşitlik, soruşturmanın taraflarına göre değişmeyen usuller ve delillerin korunmasıyla birlikte düşünülmek zorunda.

Bahadır Özgür’ün soruları tam da bu noktaya işaret ediyor. Tera’nın muhasebe kayıtları nerede, dijital cihazlar incelendi mi, işlem merkezlerinin kayıtları güvence altına alındı mı, yurtdışındaki şirketler ve hesap hareketleri araştırılıyor mu?

Bunlar, fon soruşturmasının sonucundan bağımsız olarak soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü ilgilendiren somut sorular.

Madoff Ve Kepez Örnekleri Neden Hatırlatılıyor?

Özgür, soruşturmalarda maddi ve dijital delillerin zamanında güvence altına alınmasının önemini anlatmak için uluslararası finans tarihinin en büyük dolandırıcılık vakalarından Bernie Madoff dosyasını da hatırlatıyor.

Madoff soruşturmasında sahte muhasebe kayıtları ve yatırım işlemlerini gizlemeye yönelik düzenekler, soruşturmanın önemli unsurlarından biri olmuştu. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun kayıtlarında, şirket çalışanlarının sahte defter ve kayıtlar oluşturduğu ve düzenleyicileri yanıltmak için finansal belgelerin değiştirildiği belirtiliyor.

Özgür ayrıca Türkiye’deki eski Kepez Elektrik dosyasını örnek göstererek, el konulan belgelerin incelenmesinin şirket varlıklarının gerçek niteliğinin ortaya çıkarılması açısından nasıl belirleyici olabildiğini hatırlatıyor.

Bu örneklerin ortak noktası açık: Finansal suç soruşturmalarında kâğıt, bilgisayar, telefon, muhasebe kaydı, banka hareketi ve şirketler arası bağlantılar delilin kendisidir. Delile zamanında ulaşılmadığında soruşturmanın en önemli ayağı zayıflar.

Hukukun Emeğe Bakan Yüzü Nerede?

Türkmen’in paylaşımı ise tartışmaya başka bir katman ekliyor. Bir sendikacının grevdeki işçilere destek verdiği için evinin basıldığını, iki ay tutuklu kaldığını ve beraat ettikten aylar sonra bile cihazlarının iade edilmediğini söylemesi, hukukun yalnızca finansal soruşturmalardaki uygulamasını değil, emek mücadelesine karşı kullanılan soruşturma araçlarını da gündeme getiriyor.

Buradaki karşılaştırma, iki dosyanın hukuken aynı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak soruşturma araçlarının kullanım biçimi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor: İşçilerin hak mücadelesine destek veren bir sendikacı için ev baskını ve tutuklama son derece hızlı uygulanabilirken, büyük bir finansal dosyada delillerin güvence altına alınmasına ilişkin soruların kamuoyunda gündeme gelmesi, hukukun uygulanma biçiminin kimler söz konusu olduğunda nasıl değiştiği sorusunu büyütüyor.

Türkmen’in yaşadığı süreç ile fon soruşturmasındaki gelişmeler yan yana getirildiğinde tartışmanın merkezinde yalnızca “hukuk var mı?” sorusu değil, daha somut bir soru duruyor:

Hukuk herkese aynı hızla, aynı güçle ve aynı araçlarla mı uygulanıyor?

Çünkü hukukun eşitliği, yalnızca yasaların metninde değil, ev baskınından dijital cihazlara el koymaya, şirket kayıtlarından banka hareketlerine ve yurtdışındaki para trafiğine kadar soruşturmanın her aşamasında kendisini göstermek zorunda.

Fon soruşturması derinleşirken kamuoyunun beklediği yalnızca yeni tutuklama rakamları değil. Tera’nın kayıtlarının nasıl toplandığı, dijital delillerin güvence altına alınıp alınmadığı, şirketlerin yurtdışı bağlantılarının araştırılıp araştırılmadığı ve milyarlarca liralık para hareketinin bütün yönleriyle takip edilip edilmediği sorularının da açık biçimde yanıtlanması gerekiyor.

Türkmen’in deneyimi ise bu tartışmanın başka bir yüzünü gösteriyor: Emeğin hakkını savunan bir sendikacı için devletin soruşturma aygıtı ne kadar hızlı harekete geçiyorsa, aynı hızın büyük sermaye ve finans dosyalarında da görülüp görülmediği artık yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sınıfsal bir adalet tartışmasıdır.


  • TB / Bahadır Özgür, Halk TV; Mehmet Türkmen, X; Anadolu Ajansı; Medyascope; Tera Portföy; ABD SEC.