YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, borsayı sarsan fon soruşturmasına ilişkin üç isim üzerinden dikkat çeken tarih, görev değişikliği ve hisse hareketlerini gündeme taşıdı. İskender Balcı, Batuhan Mumcu ve Fatma Betül Sayan Kaya’nın soruşturma öncesindeki pozisyonlarına ve işlemlerine dikkat çeken Günaydın, “İçeriden bilgi almadan bunların yapılabilmesi, tarihlerin denk getirilebilmesi mümkün değil” dedi. Günaydın, yüz binlerce yatırımcının parasının piyasada kaldığını, borsanın ise trilyonlarca liralık değer kaybettiğini belirterek, “Kazanan onlar, kaybeden vatandaş oluyor” ifadelerini kullandı.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, borsada yaşanan fon krizinin arkasındaki ilişkiler ve zamanlamalara ilişkin dikkat çeken iddialar ortaya attı.
Günaydın, paylaşımına “Borsada içeriden bilgi (insider trading) karineleri bağırıyor” sözleriyle başladı ve üç ayrı isim üzerinden soruşturma öncesindeki gelişmeleri sıraladı.
İskender Balcı’nın 31 Ağustos’ta Ayrılması
Günaydın’ın ilk gündeme getirdiği isim İskender Balcı oldu.
Özata Denizcilik Yönetim Kurulu’nda görev yapan Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, eski BDDK Başkanı Mustafa Balcı’nın da oğlu olduğunu belirten Günaydın, Balcı’nın şirketteki görevinin ve işlevinin sorgulanması gerektiğini savundu.
Günaydın’ın dikkat çektiği asıl nokta ise tarih.
Balcı, Özata Denizcilik’teki yönetim kurulu üyeliğinden 31 Ağustos’ta ayrıldı. Günaydın, 17 Eylül’de Özata Denizcilik hisseleriyle ilgili gelişmelerin kamuoyuna yansımasından yaklaşık iki hafta önce gerçekleşen bu ayrılığın nedenini sorguladı.
“Bir operasyonun geldiğini bilmese, bu ‘tesadüfün iğne deliği’ gerçekleşebilir mi?” diye soran Günaydın, Balcı’nın soruşturma kapsamında gözaltına alınması için neden günler beklendiğini de gündeme getirdi.
Günaydın ayrıca Balcı’nın 26 Eylül’de Karadağ’a çıktığının belgelenmesinin ardından, kendisi hakkında basın toplantısında özel başlık açılmasından yaklaşık bir saat sonra 28 Eylül’de Türkiye’ye dönerek teslim olduğunun açıklanmasına dikkat çekti.
Batuhan Mumcu İçin De Aynı Tarih
Günaydın’ın ikinci başlığı ise eski Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu oldu.
Mumcu’nun da 31 Ağustos’ta görevinden ayrılmasına dikkat çeken Günaydın, bu tarihin fon soruşturmasının kamuoyuna yansımasından önce gerçekleşmesini sorguladı.
Günaydın, Mumcu’nun eşi Neslihan Mumcu’nun Bulls Yatırım Yönetim Kurulu üyesi olduğunu ve Lidya Yatırım ortaklığı bulunduğunu belirterek, finans piyasasındaki bu bağlantıların da soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Şimdi vicdan sahibi herkese soralım, bu istifa tarihi de mi tesadüfün iğne deliği?” diye soran Günaydın, fon soruşturmasına ilişkin bilgilerin kamuoyuna açıklanmadan önce iktidar çevrelerinde bilindiği iddiasını gündeme taşıdı.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın Özata Denizcilik Hisseleri
Günaydın’ın üçüncü başlığı ise eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya oldu.
Günaydın, Kaya’nın Özata Denizcilik’in 250 bin hissesine 163 milyon lira yatırım yaptığını ileri sürdü. “Bu kadar yumurtayı bir sepete koyduğuna göre, burnu bir koku almış, kulağı bir fısıltı duymuş” ifadelerini kullanan Günaydın, Özata hisselerinin altı ayda yüzde 1.289 yükseldiğine dikkat çekti.
Günaydın ayrıca 17 Eylül’de hisse işlemlerine ilişkin kısıtlamalar başlamadan hemen önce Kaya’nın 1,3 milyar liralık hissesini Tera Fon’a sattığını iddia etti.
Bu zamanlamayı özellikle sorgulayan Günaydın, “Bu zamanlamayı nasıl başarmış? Tera’yı, hisseleri alma konusunda nasıl ikna etmiş?” diye sordu.
Günaydın, yüz binlerce küçük yatırımcının parasının piyasada kaldığı bir dönemde söz konusu satışın gerçekleşmesini de “köprüden önceki son çıkış” olarak nitelendirdi.
“Kazanan Onlar, Kaybeden Vatandaş”
Gökhan Günaydın, üç ayrı isim üzerinden sıraladığı gelişmelerin ardından bunun “kanıt değilse de açık karine” olduğunu savundu.
“İçeriden bilgi almadan bunların yapılabilmesi, tarihlerin denk getirilebilmesi mümkün değil” diyen Günaydın, örneklerde yer alan üç kişinin de AKP kimliğinin nüfuzunu kullandığını ileri sürdü.
Günaydın’a göre mesele yalnızca borsada işlem yapan belirli kişilerin kazancı değil. Yaşananların yüz binlerce küçük yatırımcıyı ve genel olarak Türkiye ekonomisini etkilediğini belirten Günaydın, yaklaşık 800 milyar liranın yatırımcıların elinde kaldığını, borsanın da en az 3 trilyon liralık değer kaybettiğini ifade etti.
“Kaybeden Vatandaş Oluyor”
Günaydın, paylaşımında ekonomik kaybın toplumsal sonuçlarına da dikkat çekti.
“Kaybedenler, 800 milyarı içeride kalan 500 bin kişi ile sınırlı değil” diyen Günaydın, borsadaki kaybın milyonlarca yurttaşın ekonomik koşulları üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Günaydın, yaşananların özellikle açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca yurttaş açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek paylaşımını Anadolu’da kullanılan, “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” sözüyle tamamladı.
Fon soruşturmasıyla birlikte borsada yaşanan büyük sarsıntının ardından şimdi kamuoyunun önündeki en önemli sorulardan biri de Günaydın’ın gündeme getirdiği isimler, tarihler ve para hareketleri arasındaki bağlantıların nasıl açıklanacağı. Günaydın’ın paylaşımı, soruşturmanın yalnızca finans piyasalarındaki işlemlerle sınırlı kalmayıp siyasi çevrelerle kurulan ilişkiler ve bilgi akışı açısından da tartışılacağını gösteriyor.












