back to top
Ana Sayfa Haberler İBB Davasında 88 Gün: İtirafçıların İfadeleri Mahkeme Kürsüsünde Çatışıyor

İBB Davasında 88 Gün: İtirafçıların İfadeleri Mahkeme Kürsüsünde Çatışıyor

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı İBB davasında 88’inci duruşma geride kaldı. Dosyanın en kritik başlıklarından biri, savcılığın iddianamesinde önemli yer tutan etkin pişmanlık ifadeleri. Ancak duruşmalar ilerledikçe bazı sanıklar savcılıkta verdikleri ifadelerin arkasında dururken, bazıları “hatırlamıyorum”, “bizzat görmedim”, “maddi hata var”, “algım kayboldu” ya da “ifadem tutanağa eksik geçirildi” diyerek soruşturma aşamasındaki anlatımlarının önemli bölümlerini tartışmaya açıyor. Savcılık bu ifadeleri iddianamenin dayanakları arasında tutarken, mahkeme kürsüsünde ortaya çıkan farklı anlatımlar İBB dosyasındaki en önemli tartışmayı giderek daha görünür hale getiriyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki Marmara Cezaevi karşısında kurulan salonda yürüttüğü İBB davasında 28 Eylül itibarıyla 88’inci duruşma günü tamamlandı.

İmamoğlu’nun yanı sıra çok sayıda İBB yöneticisi, belediye çalışanı ve iş insanının yargılandığı davada 57 sanık tutuklu bulunuyor. Sanık sayısı, Ağaç ve Peyzaj AŞ dosyasına ilişkin ek iddianamenin ana dosyayla birleştirilmesiyle 436’ya yükseldi.

Davanın bugünkü bölümünde tutuksuz sanıkların savunmaları alınmaya devam edilirken, özellikle reklamcı Kaan Ketenci ile Medya AŞ çalışanı Mehmet Recep Taşçı’nın ifadeleri duruşmaya damgasını vurdu.

Savcılığın Dayandığı İfadeler Kürsüde Sorgulanıyor

İBB dosyasının önemli dayanaklarından biri, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanıkların verdikleri ifadeler oldu.

Ancak duruşmalar ilerledikçe bu ifadelerin bir bölümü mahkeme önünde yeniden tartışmaya açıldı.

Ağaç ve Peyzaj AŞ’ye ilişkin ek iddianamede Murat Or ve Ümit Polat’ın savcılık ifadeleri suçlamalara dayanak gösterildi. Murat Or ise daha önceki duruşmasında savcılık ifadesinde maddi hatalar bulunduğunu, Ali Sukas’a para verildiğine bizzat tanık olmadığını ve rüşvet iddiasını doğrudan görmediğini söyledi.

Ümit Polat da savcılıkta verdiği ilk ifadelerden birinde, firmalardan yüzde 10 oranında para toplanması gerektiğini ve bu konuda listeler hazırlandığını anlatmıştı. Ancak mahkeme önünde ilk ifadesini avukatsız verdiğini, daha sonra etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyledi.

Ortaya çıkan tablo, savcılıkta verilen ifadeler ile mahkeme kürsüsündeki anlatımlar arasındaki farkın dosyanın en önemli tartışma alanlarından biri haline geldiğini gösterdi.

“Rüşveti Görmedim, Algım Kayboldu”

Ümit Polat’ın mahkeme önündeki sözleri bu açıdan dikkat çekiciydi.

Savcılık ifadesinde Ali Sukas’ın kendisine firmalardan para toplanması gerektiğini söylediğini anlatan Polat, mahkemede ise “Rüşveti görmedim, algım kayboldu, bazı şeyleri atladım” diyerek önceki anlatımının kapsamını daralttı.

Buna rağmen Polat’ın savcılıkta verdiği ifadeler Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianamesinde suçlamaların dayanakları arasında yer aldı.

Murat Or açısından da benzer bir durum ortaya çıktı. Or, savcılıkta verdiği ifadenin tutanağa geçirilmesinde maddi hatalar yapıldığını ve bazı anlatımlarının kendisine ait olmadığını savundu.

Ertan Yıldız: “İfadelerimin Arkasındayım”

Dosyanın savcılık açısından öne çıkan isimlerinden Ertan Yıldız ise farklı bir çizgide duruyor.

Yedi kez etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Yıldız, 69’uncu duruşmada savcılık ifadelerinin arkasında olduğunu söyledi. Yıldız, Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu hakkında çeşitli iddialar ortaya koyarken, bazı para teslimlerine ilişkin doğrudan görgüsü bulunduğunu savundu.

Yıldız, bir para teslimi konusunda “Yüzde 100 arkasındayım, yüzde 100 gerçektir” dedi.

Ancak Yıldız’ın anlatımları da duruşma salonunda başka sanıkların beyanlarıyla karşı karşıya geldi.

Muzaffer Beyaz, Yıldız’ın kendisi hakkındaki iddialarını reddederken, Yıldız ise Beyaz’ın anlatımlarının husumete dayandığını savundu. Böylece etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanıkların birbirleri hakkındaki anlatımları da dosyada ayrı bir tartışma alanı oluşturdu.

Muzaffer Beyaz’ın Değişen Beyanları

Dosyada dikkat çeken bir başka isim Muzaffer Beyaz oldu.

Beyaz, daha önce Ekrem İmamoğlu hakkında “hakkımı helal ediyorum” şeklinde bir ifade kullanmışken daha sonra bu sözünü geri çekti ve “Hakkımı helal etmiyorum” dedi. İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık hakkında da çeşitli iddialar ortaya attı.

Beyaz’ın bazı iddiaları üzerine savcılık tarafından tutuklanması talep edildi. Mahkeme ise bu talebi reddetti.

Beyaz’ın Ertan Yıldız hakkındaki anlatımları ile Yıldız’ın Beyaz’a yönelik yanıtları da dosyadaki “itirafçıların birbirini doğrulaması” kadar, “itirafçıların birbirini yalanlaması” başlığını da önemli hale getirdi.

Süleyman Atik Ve Kesildiği İddia Edilen Ses Kaydı

Davanın 87’nci gününde ise etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edilen Süleyman Atik’in savunması gündeme geldi.

Atik, İBB soruşturması kapsamında 10 kez ifade verdiğini söyledi. Savcılıkta verdiği ifadelerin arkasında olduğunu belirten Atik, ancak iddianamede kullanılan bir ses kaydının kesildiğini ve konuşmanın tamamının mahkeme tarafından dinlenmesini istedi.

Atik, soruşturma sırasında ses kaydının bağlamından koparıldığını savcıya anlattığını ancak bu sözlerinin tutanağa geçirilmediğini söyledi.

“Konuşmanın tamamı verilsin, bunu kabul ediyorum ve dinlenmesini istiyorum” diyen Atik, kaydın kesilip montajlandığını savundu.

Atik’in bir başka dikkat çeken ifadesi ise şu oldu:

“O ses kaydının hukuksuz olduğu için iddianameye gireceğini düşünmemiştim.”

İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin ise bu beyanın ardından savcılık ifadelerinin tutanağa geçirilmesinde seçici davranıldığı eleştirisini yöneltti.

Kaan Ketenci: “Muvazaa” Ne Demek?

88’inci duruşmanın dikkat çeken isimlerinden biri de reklamcı Kaan Ketenci oldu.

Daha önce etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Ketenci’ye mahkeme başkanı, savcılık ifadesinde üç kez geçen “muvazaalı sözleşme” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu.

Ketenci’nin yanıtı “Bilmiyorum” oldu.

Bunun üzerine avukatlar, savcılık ifadesinde aynı kelimenin üç kez kullanılmasını gündeme getirdi. Ketenci ise “Hatırlayamadım” yanıtını verdi.

Bu kısa diyalog, İBB dosyasında etkin pişmanlık ifadelerinin nasıl oluşturulduğu ve sanıkların soruşturma sırasında kullandıkları ifadelerin mahkeme önünde ne ölçüde arkasında durdukları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Kaan Ketenci’den Murat Ongun Ve Reklam İddiaları

Ketenci’nin bugünkü savunmasında Murat Ongun’a ilişkin de dikkat çeken ifadeler yer aldı.

Savcılık, Ketenci’nin önceki ifadesindeki “Murat Ongun açık hava reklam başı olması sebebiyle son karar verici ve onay makamıdır” şeklindeki anlatımını sordu.

Ketenci ise Ongun’u kişisel olarak tanımadığını ve hayatında hiç görüşmediğini söyledi. Buna rağmen sektörde Ongun’un karar verici merci olarak bilindiğini belirtti.

Ketenci ayrıca Medya AŞ tarafından kendisine drone ve kamera hizmetlerine ilişkin sözleşmeler gönderildiğini, bu sözleşmelerin karşılığında hizmet almadığını söyledi. Ketenci, söz konusu sözleşmeleri imzalamaması halinde reklam alanlarının kaldırılacağı ve ticari faaliyetinin zarar göreceği endişesiyle bunları kabul ettiğini savundu.

Mehmet Recep Taşçı: “Hangi Firmanın Gireceği Önceden Bildirilirdi”

88’inci duruşmada Medya AŞ satın alma biriminde görev yapan Mehmet Recep Taşçı’nın anlatımları da dosyanın ihale ayağı açısından dikkat çekti.

Taşçı, ihale süreçlerinde hangi firmaların ihaleye gireceğinin ve işin hangi rakama alınacağının önceden kendilerine bildirildiğini söyledi.

“İletişimden bize hangi firmaların hangi ihaleye gireceği, hangi rakama alınacağı önceden bildirilirdi” diyen Taşçı, kendisinin ise daha çok evrak ve idari işlemleri yürüttüğünü ifade etti.

Taşçı ayrıca Emrah Bağdatlı’nın resmi şirketi dışında bağlantılı olduğu firmalar üzerinden ihalelere girdiğini ve bazı ödemelerin erken çıkarıldığını bildiğini söyledi.

Ancak Taşçı da savunmasının sonunda herhangi bir ihale yolsuzluğuna katılmadığını belirterek beraatini istedi.

İddianame Büyüyor, Tartışma Derinleşiyor

Davanın geldiği noktada dosyanın kapsamı da büyümüş durumda.

İlk iddianamenin ardından Ağaç ve Peyzaj AŞ soruşturmasına ilişkin 195 sayfalık ek iddianame ana dosyayla birleştirildi. Ek iddianamede 12 yeni eylem ve 29 yeni sanık yer aldı.

Savcılık, bazı ihalelerin yasal eşiklerin altında kalacak şekilde bölündüğünü, belirli firmalara verildiğini ve firmalardan yüzde 7 ile yüzde 10 arasında değişen oranlarda rüşvet talep edildiğini ileri sürüyor. Bu iddiaların önemli bölümlerinde ise etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadeler kullanılıyor.

Tam da bu nedenle mahkeme salonundaki her yeni sorgu, yalnızca bir sanığın savunması olarak kalmıyor; iddianamenin dayandığı anlatıların da yeniden tartışılmasına yol açıyor.

88 Günün Ardından Dosyada En Büyük Tartışma

İBB davasının 88’inci gününde ortaya çıkan tablo artık oldukça açık:

Bir tarafta savcılığın soruşturma aşamasında aldığı ve iddianamede suçlamalara dayanak yaptığı ifadeler bulunuyor. Diğer tarafta ise aynı isimlerin veya başka etkin pişmanlık sanıklarının mahkeme önünde bu ifadelerin bazı bölümlerini doğrulaması, bazılarını düzeltmesi, bazılarını hatırlamadığını söylemesi ya da doğrudan görgüsünün bulunmadığını belirtmesi var.

Ertan Yıldız, savcılık ifadelerinin arkasında duruyor. Süleyman Atik, ifadelerini tekrar ettiğini söylerken bir ses kaydının kesildiğini ve savcılıkta söylediği bazı hususların tutanağa geçirilmediğini belirtiyor. Murat Or savcılık tutanağında maddi hata olduğunu söylüyor. Ümit Polat “rüşveti görmedim” diyor. Kaan Ketenci ise savcılık ifadesinde üç kez kullandığı “muvazaa” kavramının anlamını mahkeme önünde bilmediğini söylüyor. Muzaffer Beyaz ise daha önceki bazı sözlerini geri çekerek yeni iddialar ortaya koyuyor.

İBB davasında 88 gün geride kalırken tartışmanın merkezine artık yalnızca “kim neyle suçlanıyor?” sorusu değil, savcılık ifadelerinin mahkeme salonunda nasıl sınandığı da yerleşmiş durumda. Dosyanın kaderini belirleyecek en önemli başlıklardan biri, soruşturma aşamasında kurulan anlatının duruşmalar ilerledikçe ortaya çıkan yeni beyanlar, çelişkiler, düzeltmeler ve doğrudan görgü iddiaları karşısında nasıl değerlendirileceği olacak.


  • TB / Anadolu Ajansı, Anka Haber, T24, Takvim, Anka Haber, Medyascope, Evrensel, Bianet