Ekrem İmamoğlu, Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle daha önce iki kez beraat ettiği davada bu kez 2 yıl 1 ay hapis cezasına ve siyasi yasağa çarptırıldı. Kararın ardından “Benim adıma karar verecek hiçbir mahkeme yoktur” diyen İmamoğlu, salondan zorla çıkarıldı. İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat ise hâkim değişikliğine dikkat çekerek kararı “hukuka aykırı” olarak nitelendirdi.
İki Beraatin Ardından Gelen Ceza
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine alenen hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıktı. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, daha önce iki kez beraat edilen dosyada İmamoğlu’nu 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında siyasi yasak uygulanmasına hükmetti.
Davanın geçmişi ise bugünkü kararın hukuki ve siyasi ağırlığını artırıyor. İmamoğlu, 25 Ekim 2022’de Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi 3. Etap Açılış Programı’nda dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı ile yaşanan tartışmanın ardından yaptığı açıklamalar nedeniyle şikâyet edilmişti. İmamoğlu hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “suç işlemeye tahrik”, “iftira” ve “hakaret” suçlamaları yöneltilmiş, diğer suçlamalar bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. “Kamu görevlisine alenen hakaret” suçlamasıyla açılan davada ise ilk olarak beraat kararı verilmişti.
İlk beraatin ardından dosya istinafa taşındı. İstinaf mahkemesi, savunma alınmadan duruşma yapılmasını usule aykırı bularak kararı bozdu ve dosyanın yeniden görülmesine karar verdi. Böylece iki kez beraatle sonuçlanan süreç yeniden başladı. 5 Haziran 2026’daki duruşmada ise İmamoğlu’nun fiziken mahkemeye götürülmesi sırasında aracının arızalandığı gerekçesiyle SEGBİS üzerinden savunması alınmış, dava bugüne ertelenmişti.
Savcı Hapis İstedi, Mahkeme Cezayı Verdi
Karar duruşmasında İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarının ardından Şadi Yazıcı’nın avukatı, müvekkilinin şikâyetinin sürdüğünü bildirdi. Duruşma savcısı ise İmamoğlu’nun 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. İmamoğlu, esas hakkındaki mütalaaya tepki göstererek “Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur” dedi ve davanın Silivri’de görülmesini de eleştirdi.
Mahkeme, savcının talebi doğrultusunda İmamoğlu’nu 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkûm etti. Kararla birlikte siyasi yasak da getirildi. Hükmün istinaf ve ardından temyiz süreçlerinden geçmesi gerekeceği, bu nedenle kararın mevcut haliyle siyasi sonuç doğurmasının kesinleşmiş bir hüküm anlamına gelmediği hukukçular tarafından da vurgulanıyor.
Ancak kararın siyasi etkisi yalnızca verilen hapis cezasıyla sınırlı değil. İmamoğlu hakkında TCK 53 kapsamında getirilen siyasi yasak, karar kesinleştiği takdirde seçilme ve siyasi görevlerde bulunma bakımından doğrudan sonuçlar yaratabilecek nitelikte. Bu nedenle dosya, bir hakaret davasının sınırlarını aşarak Türkiye’de seçilmiş bir belediye başkanı ve cumhurbaşkanı adayı hakkında yürütülen siyasal açıdan kritik yargı süreçlerinden biri haline geliyor.
Hâkim Değişikliği Tartışması
İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, karar sonrasında yaptığı açıklamada dosyanın daha önce iki kez beraatle sonuçlandığını hatırlatarak istinaf bozmasının ardından yeniden görülen davada hâkim değişikliğine dikkat çekti. Polat, kararın hukuka aykırı olduğunu savunurken, “Hâkim değişikliğinin kararda etkili olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.
Polat ayrıca kararın açıklanmasının ardından hâkimin, İmamoğlu hakkında siyasi yasak uygulandığını söylediğini belirterek istinaf ve temyiz yollarının henüz tüketilmediğine dikkat çekti. İmamoğlu’nun avukatı, gerekli başvuruların yapılacağını ve kararın üst mahkemeler tarafından düzeltilmesini beklediklerini ifade etti.
Dosyanın dikkat çekici tarafı tam da burada ortaya çıkıyor: Aynı olay ve aynı sözler nedeniyle daha önce iki kez beraat eden bir sanık hakkında, usule ilişkin bozma sonrasında yeniden yapılan yargılamada bu kez hapis ve siyasi yasak kararı verilmesi, yalnızca hükmün sonucunu değil, yargılamanın bütün seyrini kamuoyu açısından tartışmalı hale getiriyor. Özellikle siyasi rekabetin son derece sertleştiği ve İmamoğlu hakkında çok sayıda dava ve soruşturmanın sürdüğü bir dönemde verilen karar, doğal olarak hukuki sınırların ötesinde siyasi sonuçlarıyla da değerlendiriliyor.
“Hakimler Yok Hükmündedir”
Kararın açıklanmasının ardından İmamoğlu salonda sert tepki gösterdi. “Benim adıma karar verecek hiçbir mahkeme yoktur” diyen İmamoğlu, kararın Türk yargısına zarar verdiğini belirterek hâkimlere yönelik “yok hükmündedir” ifadesini kullandı. İmamoğlu’nun sözlerinin ardından salondan zorla çıkarıldığı bildirildi.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de yargı kararlarının yalnızca hukuki sonuçlarıyla değil, siyasi iktidar mücadelesinin doğrudan bir unsuru olarak algılanması sorununu bir kez daha gündeme getiriyor. Bir siyasetçinin mahkeme kararına yönelik sert sözleri elbette hukuki tartışmanın konusu olabilir. Fakat asıl mesele, yurttaşların ve kamuoyunun yargı kararlarına duyduğu güvenin hangi koşullarda korunabileceğidir. İki beraatten sonra aynı dosyada gelen hapis ve siyasi yasak kararı, bu güven tartışmasını daha da ağırlaştırıyor.
İmamoğlu açısından süreç henüz tamamlanmış değil. Kararın istinaf ve temyiz aşamalarında denetlenmesi bekleniyor. Fakat bugün verilen hüküm, Türkiye’de yargının siyasetten bağımsızlığı tartışmasını yeniden ve çok daha sert biçimde ülkenin gündemine taşıdı. Çünkü mesele artık yalnızca bir belediye başkanının hangi sözü nedeniyle cezalandırıldığı değil, seçmen iradesinin karşısına çıkan yargı kararlarının hukukla mı yoksa siyasetin değişen dengeleriyle mi biçimlendiği sorusudur.










