back to top
Ana Sayfa Haberler İspanya’da Konut Krizi Sandığı Öne Çekti: Sánchez 29 Kasım’da Erken Seçim Kararı...

İspanya’da Konut Krizi Sandığı Öne Çekti: Sánchez 29 Kasım’da Erken Seçim Kararı Aldı

İspanya’da konut krizi, yalnızca kiraları ve barınma hakkını değil, hükümetin parlamentodaki çoğunluğunu da belirleyen siyasi bir krize dönüştü. Pedro Sánchez, konut krizine karşı hazırlanan iki kararnamenin sağ ve bağımsızlıkçı Junts’un oylarıyla Kongre’de reddedilmesinin ardından genel seçimlerin 29 Kasım’da yapılacağını açıkladı. Sánchez, seçmenin önüne “daha geniş bir ilerici çoğunluk” ile aşırı sağın yükselişi arasında bir tercih tablosu koyarken, sokaktaki konut hareketi seçim takvimini beklemeyeceğini ilan etti.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, hükümetinin konut krizine karşı hazırladığı iki düzenlemenin 2 Ekim’de İspanya Kongresi’nde reddedilmesinin ardından erken seçim kararı aldı. Seçimler 29 Kasım 2026’da yapılacak.

Sánchez’in kararı, konut meselesinin uzun süredir biriken toplumsal öfkeyi siyasal krize dönüştürdüğü bir dönemin ardından geldi. Hükümetin konut düzenlemeleri, Halk Partisi (PP), Vox ve Junts’un oylarıyla reddedildi. Böylece hükümet, kiracılara yönelik korumaları genişletmek ve tahliye baskısını azaltmak amacıyla hazırladığı düzenlemeleri parlamentodan geçiremedi.

Sánchez, erken seçim kararını açıklarken hükümetinin daha fazla adım atabilmesi için parlamentoda daha geniş bir çoğunluğa ihtiyaç duyduğunu söyledi. El País’in aktardığına göre Sánchez, seçim çağrısını “daha geniş bir ilerici çoğunluğa ihtiyaç var” sözleriyle savundu.

Konut Krizi Siyasi Krizin Merkezine Oturdu

İspanya’daki gelişmenin arka planında birkaç yıldır derinleşen konut sorunu bulunuyor. RTVE’nin güncel verilerle hazırladığı konut analizine göre, ülkede konut satın alma maliyeti pandemi öncesine göre yaklaşık yüzde 35, kiralar ise yüzde 43 arttı. Aynı dönemde 2021’den 2025’e kadar bir milyondan fazla yeni hane oluşurken konut stokuna eklenen konut sayısı yaklaşık 445 binde kaldı.

Bu tablo, özellikle büyük kentlerde barınmayı yalnızca ekonomik değil, giderek siyasal bir mesele haline getirdi.

Konut krizinin sembol olaylarından biri ise 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın Madrid’de 71 yıl yaşadığı evinden tahliye edilmesi oldu. Tahliye görüntülerinin ardından başlayan protestolar kısa sürede Madrid’in Puerta del Sol meydanında geniş çaplı bir kiracı hareketine dönüştü. Maricarmen daha sonra yeni bir kira sözleşmesiyle evine dönme hakkı elde etti; ancak kiracı örgütleri bunun tek bir kişinin meselesi olmadığını vurguladı.

Tam da bu toplumsal baskının ardından Sánchez hükümeti, kira sözleşmelerinin belirli koşullarda otomatik uzatılmasını, kırılgan durumdaki kiracıların tahliyelerine karşı korumanın sürdürülmesini ve konut piyasasında bazı ek sınırlamalar getirilmesini içeren iki kararname hazırladı.

Ancak Kongre’de alınan ret kararıyla bu düzenlemeler yürürlüğe devam edemedi. RTVE’ye göre kararın ardından yeniden tahliye koruması, belirli kira sözleşmelerinin iki yıl otomatik uzatılması ve bazı kira artış sınırlamaları gibi düzenlemeler devre dışı kaldı.

Sokak İle Parlamento Arasında Konut Gerilimi

Kongre’deki oylama yalnızca hükümet ile muhalefet arasındaki bir parlamento çatışması olarak kalmadı.

Konut hakkı için günlerdir Madrid’de protesto düzenleyen kiracı örgütleri, kararın ardından eylemlerini sürdürdü. Puerta del Sol’daki kamp, İspanya’da uzun süredir görülmeyen ölçekte bir barınma hakkı mobilizasyonunun sembolüne dönüştü.

Konut kiracıları sendikası, seçim kararının açıklanmasının ardından mücadelenin seçim takvimine bağlı olmadığını duyurdu. Örgüt, kasım ayında genel grev çağrısı da yaparken, kira sözleşmelerinin kalıcı hale getirilmesi, konut piyasasında spekülatif sermayenin sınırlandırılması ve kiraların düşürülmesi yönündeki taleplerini sürdüreceğini açıkladı.

Bu durum İspanya’daki siyasi tablonun önemli bir özelliğini ortaya çıkarıyor: Konut krizi artık yalnızca hükümetin çözmesi gereken bir sosyal politika başlığı değil, sokak hareketlerinin, parlamento dengelerinin ve seçim siyasetinin kesiştiği ana alanlardan biri.

Junts’un Oyu Hükümetin Çoğunluk Sorununu Açığa Çıkardı

Konut düzenlemelerinin reddedilmesinde belirleyici gelişmelerden biri, Katalan bağımsızlık yanlısı Junts’un PP ve Vox ile aynı yönde oy kullanması oldu.

La Vanguardia, Junts’un iki kararnameye karşı çıkmasının hükümet açısından yeni bir siyasi tablo yarattığına dikkat çekti. Junts, düzenlemelerin konut arzını daraltarak uzun vadede kiraları daha da yükseltebileceğini savundu ve hükümetin metinleri geri çekmesini istedi.

Böylece Sánchez hükümetinin parlamentodaki kırılgan dengesi bir kez daha ortaya çıktı. PSOE ile Sumar’ın oluşturduğu hükümet, iktidarını sürdürebilmek için Katalan ve Bask partileri başta olmak üzere farklı siyasi güçlerin desteğine ihtiyaç duyuyor. Konut gibi doğrudan toplumsal sonuçları olan bir konuda dahi gerekli çoğunluğun oluşturulamaması, hükümetin yasama kapasitesi üzerindeki tartışmayı büyüttü.

EFE de Kongre’deki yenilginin ardından erken seçim ihtimalinin Madrid’de artık açık biçimde gündeme geldiğini ve Moncloa’nın seçim seçeneğini değerlendirmeye başladığını bildirmişti.

Sánchez Seçimi Konut Krizi Üzerinden Çerçeveliyor

Sánchez’in seçim konuşmasının dikkat çeken yönlerinden biri, sandığı yalnızca hükümetin geleceği üzerinden değil, İspanya’nın siyasal yönelimi üzerinden tanımlaması oldu.

Başbakan, seçmenin ülkenin “aşırı sağ dalgasına” katılıp katılmayacağına ya da daha geniş bir ilerici çoğunluk oluşturup oluşturmayacağına karar vereceğini savundu. Bu çerçevede konut, yalnızca kira fiyatları ve tahliye politikaları üzerinden değil, sosyal adalet, kamu hizmetleri, refah ve siyasal yönelim tartışmasının merkezine yerleştirildi.

Muhalefetteki PP ise erken seçim çağrısını uzun süredir yapıyor. Parti lideri Alberto Núñez Feijóo, seçim kararının ardından hükümetin artık sandıktan kaçamayacağını savunarak seçim kampanyasına hazır olduklarını açıkladı. Vox lideri Santiago Abascal ise Sánchez’i eleştirirken seçimlerin “özgür, temiz ve şiddetsiz” olması gerektiğini söyledi.

Solun Önündeki Sorun Sadece Seçim Değil

Erken seçim kararı, İspanya’daki ilerici blok açısından yalnızca hükümetin devam edip etmeyeceği tartışmasını değil, seçimlere hangi siyasi yapı ve hangi ortaklıklarla girileceği sorununu da gündeme getirdi.

RTVE’nin aktardığına göre sol ve ilerici partiler içerisinde seçimlere ortak girme arayışları başladı. Frente Amplio, Podemos’a ortak bir teklif hazırlaması çağrısı yaparken Podemos 14-15 Ekim’de önseçim düzenleme önerisini gündeme getirdi. Katalonya’da ise ERC lideri Gabriel Rufián’ın adaylığı tartışılırken farklı aktörler kendi koşullarını ortaya koyuyor.

Dolayısıyla 29 Kasım seçimi, yalnızca Sánchez hükümetinin parlamentodaki geleceğini belirleyecek bir oylama olmayacak. Aynı zamanda İspanya’daki ilerici güçlerin konut, sosyal haklar ve kamu hizmetleri etrafında ortak bir siyasal hat oluşturup oluşturamayacağının da sınandığı bir süreç olacak.

Konutun Seçim Sandığına Taşınan Siyasi Faturası

İspanya’daki tabloyu yalnızca “konut kararnameleri reddedildi, seçim geldi” şeklinde okumak eksik kalır. Son gelişmeler, barınma hakkının giderek ekonomik bir sorundan siyasal temsil krizine dönüştüğünü gösteriyor.

Bir tarafta konut arzı, kira fiyatları ve mülkiyet hakları üzerinden farklı politika önerileri savunan siyasi partiler bulunuyor. Diğer tarafta ise kira bedellerinin gelirleri aşması, tahliye tehdidi ve konutun yatırım aracına dönüşmesine karşı örgütlenen kiracılar var.

Üstelik kriz artık yalnızca büyük kentlerde yaşayan gençlerin sorunu olmaktan çıkmış durumda. RTVE verileri, satın alma ve kiralama maliyetlerindeki artışın ülke genelinde hane bütçeleri üzerindeki baskıyı büyüttüğünü ortaya koyuyor.

Sánchez’in erken seçim kararı da tam bu toplumsal fay hattının üzerinde şekillendi. Kongre’de çözülemeyen konut sorunu, bu kez sandığın konusu haline geldi.

Ancak Madrid sokaklarındaki hareketin mesajı daha farklı: Seçim takvimi değişebilir, hükümetler değişebilir, parlamentolar yeniden kurulabilir; fakat barınma hakkı sorununu yaşayan milyonlar için kriz seçim günü sona ermeyecek.

İspanya şimdi 29 Kasım’a giderken yalnızca yeni bir parlamento için oy kullanmayacak. Konutun piyasanın kendi dinamiklerine mi, daha güçlü kamu müdahalesine mi bırakılacağı; kiracıların korunmasının hangi düzeyde sürdürüleceği ve sosyal devlet politikalarının nasıl şekilleneceği de seçim kampanyasının temel başlıkları arasında yer alacak.

TB / El País, elDiario.es, RTVE, La Vanguardia, Público, EFE, Europa Press