back to top
Ana Sayfa Haberler Fransa’da Liseliler Sokağa Çıktı: Eğitim Krizi Gençliğin İsyanına Dönüşüyor

Fransa’da Liseliler Sokağa Çıktı: Eğitim Krizi Gençliğin İsyanına Dönüşüyor

Fransa’da Paris’in yoksul banliyölerindeki liselerde başlayan protestolar iki haftadan kısa sürede ülke çapına yayıldı. Eksik öğretmenler, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar, ağır ders programları ve üniversiteye geçişteki Parcoursup sistemiyle ilgili eşitsizlikler nedeniyle başlayan eylemlere öğretmenler, öğrenciler, veliler ve sendikalar da katıldı. 6 Ekim’de düzenlenen ülke çapındaki gösterilere organizatörlere göre 450 bin, İçişleri Bakanlığına göre 256 bin kişi katıldı. Paris’te ise resmi rakam 56 bin, öğrenci örgütlerinin açıklaması 100 bin oldu. Aynı gün ülkedeki yaklaşık 3 bin 700 lisenin 891’inde dersler kısmen ya da tamamen durdu.

Hareket Paris’in Çeperlerinden Başladı

Fransa’daki lise hareketinin çıkış noktası Paris’in merkezindeki seçkin okullar değil, özellikle Seine-Saint-Denis gibi emekçi ve göçmen nüfusun yoğun yaşadığı banliyöler oldu. Eylül ayının ikinci yarısında başlayan blokajlarda öğrenciler, uzun süredir biriken sorunları okul kapılarının önüne taşıdı: öğretmen açığı, gelmeyen öğretmenin yerine aylarca yenisinin atanmaması, 30-35 kişilik sınıflar, bakımsız binalar, yetersiz sağlık ve rehberlik personeli, ağırlaştırılmış ders programları ve yükseköğretime geçişte öğrencileri sürekli bir sıralama içinde tutan Parcoursup sistemi.

Reuters’ın aktardığına göre hareket birkaç gün içinde 1.200’den fazla liseye ulaştı. Özellikle Seine-Saint-Denis’de öğrenciler, aynı şehir içinde dahi Paris merkezindeki liselerle banliyö okulları arasında büyük olanak farkları bulunduğunu söylüyor. Fransız basınına konuşan öğrenciler, öğretmenleri olmadığı için bazı dersleri aylarca alamadıklarını, sınavlara eksik eğitimle hazırlandıklarını ve bu eşitsizliğin Parcoursup üzerinden geleceklerini doğrudan belirlediğini anlatıyor.

Bir öğrencinin Le Monde’a söylediği söz, hareketin ruhunu belki rakamlardan daha iyi anlatıyor: Geleceğinden yalnız kendisi için değil, “Fransa’daki bütün liseliler için” kaygı duyduğunu söylüyor. Başka öğrencilerin pankartlarında ise mesele daha doğrudan ifade ediliyor: “Biz bir algoritmadaki verilerden ibaret değiliz.”

Birkaç Yüz Okuldan Ülke Çapında Bir Harekete

29 Eylül’de yaklaşık 410 okulda eylem vardı. 1 Ekim’de yalnız Île-de-France bölgesinde 200’den fazla lise “aksamış” durumdaydı. 2 Ekim’de yaklaşık 400 okul kapalıydı; 3 Ekim’e gelindiğinde hareket yüzlerce kent ve okula yayılmıştı. Pazartesi 5 Ekim’de 589 lise etkilenirken, 6 Ekim’de sayı 891’e çıktı.

Paris’te 6 Ekim gösterisi République Meydanı’ndan başlayarak Nation Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş artık yalnız liselilerin değildi. Üniversite öğrencileri, öğretmenler, veliler, CGT, FSU ve Solidaires gibi sendikalar da korteje katıldı. CGT, ülke genelindeki toplam katılımı 450 bin olarak açıklarken İçişleri Bakanlığı 256 bin kişilik bir katılım bildirdi. Paris için öğrenci örgütleri 100 bin, hükümet ise 56 bin rakamını verdi.

Böylece liselerin kapılarında başlayan küçük blokajlar, birkaç hafta içinde Fransa’nın son yıllardaki en büyük gençlik hareketlerinden birine dönüştü.

Sendikalar Liselilerin Yanına Geçti

Hareketin büyümesinde önemli kırılmalardan biri sendikaların liselilerin taleplerini sahiplenmesi oldu. CGT, 6 Ekim öncesinde bütün örgütlerine yaptığı çağrıda liselilerin ve öğrencilerin “bugünün öğrencileri, yarının çalışanları” olduğunu belirterek eğitimdeki kemer sıkma politikalarının bedelinin gençlere ödetilmemesini istedi. Sendika; öğretmen açığını, kalabalık sınıfları, kötü durumdaki binaları ve gençler arasında büyüyen ekonomik güvencesizliği hareketin temel nedenleri arasında saydı.

SNES-FSU, SNUEP-FSU ve SNEP-FSU da öğretmenleri 6 Ekim’de greve çağırdı. Sendikalar, öğrencilerin taleplerinin yıllardır eğitim emekçilerinin dile getirdiği sorunlarla aynı olduğunu vurguladı: personel eksikliği, kalabalık sınıflar, yerlerine öğretmen atanmayan dersler, bozulan çalışma koşulları ve eğitimde giderek büyüyen seçme-eleme mekanizması.

Solidaires ise hareketin “iki haftadır Seine-Saint-Denis’den bütün Fransa’ya yayıldığını” belirterek okullarda öğretmen, rehber, hemşire, eğitim asistanı ve teknik personel açığı bulunduğunu; bazı okullarda öğrencilerin oturacak sandalye bulmakta dahi zorlandığını açıkladı.

Velilerin en büyük örgütlerinden FCPE de liselilerin yanında yürüdü. Kurum, hareketin 21 Eylül’den itibaren büyüdüğünü ve temel nedeninin okullardaki kaynak eksikliği olduğunu açıkladı.

“Eğitim Sorununa Polisle Yanıt Veriliyor”

Hareket büyüdükçe tartışmanın ikinci ekseni polis müdahaleleri oldu. Politis, Mediapart, CGT ve eğitim sendikaları özellikle okul kapılarındaki müdahaleleri gündeme taşıdı. CGT’nin 5 Ekim’de yayımladığı açıklamada, hareket boyunca yaklaşık 5 bin kişinin gözaltına alındığı ve yüzlerce öğrenci ile eğitim çalışanının yaralandığı belirtildi. Reuters ise 6 Ekim itibarıyla 215 genç, 85 eğitim çalışanı ve 700’den fazla polis memurunun yaralandığını, yalnız 6 Ekim’de 488 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

Mediapart, polis müdahalelerinin yanı sıra bazı valiliklerin okul çevrelerinde gösterileri doğrudan yasaklayan kararlarını da araştırdı. Gazete, bu idari yasakların önceki lise hareketlerine kıyasla olağanüstü ölçüde yaygın kullanıldığını yazdı. Bazı kararlar mahkemeler tarafından iptal edildi.

Paris’te Hélène-Boucher Lisesi önünde yaşananlar hareketin aldığı biçimi gösterdi. Gösteri yasağına rağmen öğrenciler yolu kapatırken CGT üyeleri, İnsan Hakları Ligi temsilcileri, FCPE velileri ve yerel seçilmişler gençlerle polis arasında fiziksel bir tampon oluşturdu.

Politis’in Paris yürüyüşüne ilişkin haberinde de öğretmenlerin, velilerin ve sendikacıların öğrencilerin çevresinde bir güvenlik halkası oluşturduğu anlatıldı. Gazete gösteriyi, kuşakların lise hareketi etrafında birleşmeye başladığı bir gün olarak değerlendirdi.

Hükümet Önce Güvenliği, Sonra Diyaloğu Öne Çıkardı

Eğitim Bakanı Édouard Geffray 2 Ekim’de lise örgütlerini kabul etti. Ancak görüşmenin ardından öğrenci temsilcileri herhangi bir “somut önlem” elde edemediklerini söyleyerek eylemleri sürdürme kararı aldı. Union syndicale lycéenne, 6 Ekim’i hareketin “üçüncü perdesi” ilan etti.

Hükümet daha sonra tutumunu kısmen değiştirdi. Eğitim Bakanlığı 5-23 Ekim arasında bütün lise öğrencilerinin katılabileceği ulusal bir danışma süreci başlattı. Ayrıca 7 Ekim’den itibaren liselerde yarım günlük “öğrenci diyaloğu” toplantıları yapılacağını açıkladı. Başbakanlığın hükümete gönderdiği çalışma programında öğretmenlerin derslere girmesinin sağlanması, okul binalarının iyileştirilmesi, ders günlerinin yeniden düzenlenmesi ve Parcoursup’ın daha şeffaf hale getirilmesi dahil beş başlıkta ay sonuna kadar ilk kararların alınması istendi.

Fakat sendikalar ve öğrenci örgütleri danışmanın tek başına yeterli olmayacağını söylüyor. SNES-FSU, hükümetin okullardaki toplantıları öğrencilerin hareketini sona erdirecek bir araç haline getirmemesini isterken, taleplerin asıl karşılığının bütçe ve personel kararlarında görülmesi gerektiğini belirtiyor.

Mesele Birkaç Bakımsız Okul Değil

Fransa’daki hareketin altında yalnız birkaç kötü okul binası bulunmuyor. Eğitim Bakanlığının kendi verilerine göre genel ve teknolojik liselerde ortalama sınıf büyüklüğü 2025’te 30,2 öğrenciye ulaştı. 1980’de bu sayı 27,1’di. Fransa’da ortaöğretimin ilk kademesinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 14,7 ile Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde bulunuyor.

Fakat ortalamalar, Fransa’nın kendi içindeki coğrafi ve sınıfsal farklılığı gizliyor. Paris’in merkezindeki bir lise ile Seine-Saint-Denis’deki bir okul aynı devlet sisteminin içinde bulunuyor ama öğretmen sürekliliği, bina koşulları, sosyal çevre ve öğrencilerin üniversiteye ulaşma olanakları bakımından aynı koşullara sahip değil.

Mediapart’ın 6 Ekim’de yayımladığı araştırma da tam bu noktaya işaret ediyor. Eğitim Bakanı Geffray’nin Seine-Saint-Denis’de eğitimsel bir “dışlanma” bulunduğu değerlendirmesine itirazına karşı gazete, bölgedeki öğrencilerin karşı karşıya kaldığı öğretmen ve kaynak eşitsizliğini gösteren veriler yayımladı.

Liselilerin söyledikleri de oldukça basit: Aynı sınava giriliyorsa, aynı ülkenin çocuklarıysa, aynı koşullarda eğitim görmek istiyorlar.

Fransa’da Yeni Bir Gençlik Hareketi Doğuyor

Fransa’nın tarihinde öğrencilerin sokağa çıkması yeni değil. Fakat bugünkü hareketin dikkat çekici tarafı, büyük ideolojik sloganlardan önce okulun gündelik hayatından doğmuş olması.

Bir sınıfta öğretmen yok. Bir başka okulda fareler ve hamamböcekleri dolaşıyor. Başka bir öğrencinin ders günü sabah sekizde başlayıp akşam yediye kadar uzuyor. Sonra bütün bu gençlerden aynı merkezi sistem içinde yarışmaları ve Parcoursup’ın ekranında birbirleriyle rekabet etmeleri bekleniyor. Le Monde’un Saint-Denis’de konuştuğu öğrencilerin anlattığı koşullar, hareketin neden önce en yoksul bölgelerde başladığını da açıklıyor.

Burada okulun duvarlarından daha büyük bir şey tartışılıyor.

Fransa yıllardır kamu hizmetlerini daha az kaynakla sürdürmeye çalışırken bu politikanın bedeli hastanelerde çalışanların, ulaşımda emekçilerin ya da belediye hizmetlerinin ardından şimdi okul sıralarında oturan gençlerin önüne geliyor. CGT ve eğitim sendikalarının eylemlere bu nedenle katılması tesadüf değil; onlar liselilerin bugün söylediği şeylerin, öğretmenlerin ve kamu çalışanlarının yıllardır söylediği taleplerle aynı yerde buluştuğunu düşünüyor.

Ve hareketin belki en önemli özelliği de burada.

Bu kez gençlere yetişkinlerin eylemine katılmaları söylenmedi.

Gençler sokağa çıktı; öğretmenler, veliler, öğrenciler ve sendikalar onların arkasından geldi.

TB Le Monde, Mediapart, Politis, Reuters, Associated Press, Le Parisien, CGT, SNES-FSU, FSU, Solidaires, FCPE, Fransa Eğitim Bakanlığı.