BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Ankara’da emeklilerin eylemi sırasında yaşamını yitiren Ali Şekeroğlu’nun ölümünü milyonlarca emeklinin ve çalışan emekçinin ortak hikâyesi olarak değerlendirerek, “Emeklilerin artık iş cinayetlerinde ölümünü konuşuyoruz, geçinememelerini geçtik” dedi.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Medyascope’ta gazeteci Sorel Dağıstanlı’nın sunduğu “8. Gün” programında, Ankara’da emeklilerin seyyanen zam ve insanca yaşam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde gerçekleştirdiği eylem sırasında yaşamını yitiren emekli polis Ali Şekeroğlu üzerinden Türkiye’de büyüyen emekli yoksulluğunu ve çalışma hayatının geldiği noktayı değerlendirdi.
25 emekli örgütünün katıldığı eylemde kendisini beylik tabancasıyla vuran 60 yaşındaki Şekeroğlu, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Şekeroğlu’nun eylem sırasında geçinemediğini anlattığı, üzerinde “Para için değil, onurumuz için” yazılı döviz taşıdığı ve yeni doğan torununa dahi altın takamadığını söylediği aktarılmıştı.
Türkmen’e göre Şekeroğlu’nun ölümü, yalnızca bir emeklinin yaşadığı bireysel ekonomik sıkışmışlık üzerinden okunabilecek bir olay değil. BİRTEK-SEN Genel Başkanı, milyonlarca emeklinin yanı sıra aynı ekonomik tabloyla karşı karşıya bulunan çalışanların da benzer bir güvencesizlik ve geçim baskısı altında olduğunu söyledi.
“Emeklilerin Artık İş Cinayetlerinde Ölümünü Konuşuyoruz”
Türkmen, Şekeroğlu’nun hikâyesinin Türkiye’de emeklilerin yaşadığı ekonomik tabloyu görünür hale getirdiğini belirterek, “Ali Şekeroğlu’nun hikâyesi aslında milyonlarca emeklinin ve aynı tabloyla karşı karşıya olan milyonlarca çalışanın hikâyesi. Emeklilerin artık iş cinayetlerinde ölümünü konuşuyoruz, geçinememelerini geçtik” ifadelerini kullandı.
Programda emekli olduktan sonra yeniden çalışmak zorunda kalan milyonlarca insanın durumuna da dikkat çeken Türkmen, emekliliğin yaşamın daha rahat bir dönemine geçiş anlamını giderek kaybettiğini savundu. Türkmen’in anlatımında emeklilik, uzun yıllar çalışmanın ardından dinlenme ve insanca yaşama hakkının kullanıldığı bir dönem olmaktan çıkıp, yeniden çalışma zorunluluğunun ve yoksulluğun başladığı bir aşamaya dönüşüyor.
Medyascope’un program özetinde de Türkmen’in Türkiye’de emeklilerin önemli bölümünün çalışmak zorunda kaldığına ve Ali Şekeroğlu’nun ölümünün yalnızca bireysel bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çektiği aktarıldı.
“Emeklilik Rahat Etmenin Değil, Yoksulluğun Başlangıcı”
Türkmen, gelir dağılımındaki uçurumu anlatırken çarpıcı bir karşılaştırma yaptı. “6 bin sene çalışsanız, 150 kere dünyaya gelip her geldiğinizde de 40 yıl çalışsanız kazanamayacağınız parayı, bir kişi hiç çalışmadan bu sistem sayesinde kazanabiliyor” diyen Türkmen, emek gelirleri ile büyük servetlerin oluşma biçimi arasındaki farkı gündeme taşıdı.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı, bu tablo üzerinden emekliliğin anlamının değiştiğini belirterek, “Bu ülkede artık emeklilik rahat etmenin, gün yüzü görmenin, dinlenmenin, tatil yapmanın değil, çok daha büyük bir sefaletin ve yoksulluğun başlangıcı oldu” dedi.
Bu değerlendirme, Şekeroğlu’nun eylem alanında dile getirdiği geçim sıkıntısıyla da aynı noktada buluşuyor. Şekeroğlu’nun ölümü sonrasında yapılan haberlerde, emekli polis memurunun geçinemediğini çevresindekilere anlattığı ve ailesinin ekonomik güçlüklerinden söz ettiği aktarıldı.
Emekli Olup Çalışmak Zorunda Kalanlar
Türkmen’in dikkat çektiği bir diğer başlık ise emeklilik sonrasında çalışmanın istisnai bir tercih olmaktan çıkıp geniş bir kesim için ekonomik zorunluluğa dönüşmesi.
Türkmen, emekli yoksulluğu ile çalışanların düşük ücret sorununu birbirinden kopuk iki mesele olarak görmüyor. Ona göre çalışma yaşamındaki düşük ücret, emeklilik dönemine taşınan yoksulluğun da zeminini oluşturuyor. İnsanların çalışma hayatında yeterli gelir elde edememesi, emeklilikte de insanca yaşamaya yetmeyen gelirlerle karşılaşmasına yol açıyor.
Bu nedenle Şekeroğlu’nun hikâyesini yalnızca emeklilerin değil, bugün çalışan milyonlarca insanın geleceği açısından da değerlendiren Türkmen, emeklilik ile çalışma hayatı arasındaki bağın yeniden kurulması gerektiğini savundu.
“Sendikalar Daha Fazla Mücadele Örgütlemeli”
Programın bir başka bölümünde sendikaların emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara karşı tutumu tartışıldı. Türkmen, sendikaların mevcut koşullarda emekçilerin taleplerini yeterince güçlü biçimde örgütleyemediğini savundu.
Türkmen’e göre emekçilerin yaşadığı sorunların yalnızca seçim dönemlerinde gündeme gelmesi yeterli değil. Seçimlerin önemli olduğunu kabul eden BİRTEK-SEN Genel Başkanı, kalıcı bir değişim için işçilerin ve emeklilerin kendi talepleri etrafında örgütlenmesinin belirleyici olduğunu söyledi.
Türkmen, Türkiye’deki emek hareketini değerlendirirken İspanya ve Almanya’daki işçi ve toplumsal hareketlerden de örnekler verdi. Tartışmayı yalnızca siyasi partilerin gündemine bırakmak yerine, emekçilerin kendi örgütlü gücünü oluşturması gerektiğini savundu.
Ali Şekeroğlu’nun Ölümü Sonrası Soru Büyüyor
Ali Şekeroğlu’nun ölümü sonrasında emeklilerin ekonomik koşulları yeniden ülke gündeminin merkezine geldi. Emekli örgütleri, seyyanen zam talebinin yanı sıra insanca yaşam ve gelir hakkını gündeme taşırken, siyasi partiler de Şekeroğlu’nun ölümü üzerinden emeklilerin geçim sorununa dikkat çekti.
Ancak Medyascope’ta 8. Gün programında ortaya çıkan tartışma, meseleyi yalnızca emekli maaşlarının miktarına sıkıştırmıyor. Türkmen’in çizdiği çerçevede asıl sorun, bir insanın onlarca yıllık çalışma hayatının sonunda ulaşması gereken güvenli yaşlılığın yerini yeniden çalışma, geçinememe ve ekonomik kaygının alması.
Şekeroğlu’nun ölümü de bu tartışmanın en ağır başlığı olarak duruyor. Sorel Dağıstanlı’nın programdaki değerlendirmesinde de, haftanın gündeminde fon krizinin geniş yer tutmasına karşın Ali Şekeroğlu’nun ölümünün Türkiye’nin emeklilik ve yoksulluk sorununa ilişkin daha derin bir toplumsal tartışmayı gerektirdiği vurgulandı.
Türkmen’in sözleriyle mesele yalnızca “Emekli ne kadar maaş alıyor?” sorusundan ibaret değil.
Asıl soru, bir ömür çalışan insanların emeklilikte dinlenme ve insanca yaşama hakkına mı, yoksa yeniden çalışmak ve hayatta kalmak zorunda bırakıldıkları yeni bir yoksulluk dönemine mi girdikleri.
Ali Şekeroğlu’nun ardından geriye kalan tartışma da tam olarak burada düğümleniyor.
- TB / Medyascope, Sorel Dağıstanlı, BİRTEK-SEN, Bianet












