Osmaniye’de Farabi Anadolu Lisesi’nde edebiyat öğretmeni Mehmet Bilgili, yeğeni Ahmet Emre Bilgili tarafından okul bahçesinde silahla vurularak öldürüldü. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti olayın eğitim ve öğrencilerle ilgisinin bulunmadığını, aile içi husumetten kaynaklandığını söyledi. Ancak bir kişinin silahla okul bahçesine kadar girebilmesi, saldırının kimi hedef aldığı tartışmasından bağımsız olarak öğrencilerin ve öğretmenlerin okul içinde ne ölçüde güvende olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Osmaniye Merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi’nde öğretmen Mehmet Bilgili ile yeğeni Ahmet Emre Bilgili arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Ahmet Emre Bilgili, silahla dayısına ateş etti. Ağır yaralanan Bilgili, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
Saldırgan olayın ardından kaçmaya çalışırken okulda görevli güvenlik korucusu tarafından yakalandı. Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı.
Okul Bahçesine Silahla Girmek Mümkün Oldu
Vali Serdengeçti, saldırının öğrencileri ya da eğitimi hedef almadığını ve dayı-yeğen arasındaki husumetten kaynaklandığını açıkladı. Ancak bu açıklama, olayın en kritik boyutlarından birini ortadan kaldırmıyor: Bir kişi silahla okul bahçesine girdi ve burada bir öğretmeni öldürdü.
Saldırının doğrudan öğrencilere yönelik olmaması, öğrencilerin güvenliği açısından ortaya çıkan soruyu değiştirmiyor. Okulların çocukların ve gençlerin kendilerini güvende hissetmeleri gereken alanlar olduğu düşünüldüğünde, dışarıdan silahlı bir kişinin okul bahçesine kadar ulaşabilmesi başlı başına ciddi bir güvenlik sorunu.
“Öğrenciler Hedef Değildi” Güvenlik Sorusunu Yanıtlamıyor
Valinin “eğitime ve öğrencilere yönelik saldırı değil” açıklaması, saldırının hedefinin öğrenciler olmadığını ortaya koyuyor. Ancak okul güvenliği yalnızca öğrencinin doğrudan hedef olup olmadığıyla ölçülemez.
Asıl soru şu: Bir okulun kapısından silahla girilmesini ve okul bahçesinde ateş açılmasını engelleyecek güvenlik sistemi neden devreye girmedi?
Mehmet Bilgili’nin ölümü bu sorunun üzerini örtmemeli. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenliği, saldırganın kim olduğundan veya saldırının ailevi bir anlaşmazlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığından bağımsız olarak kamu yönetiminin sorumluluğunda.
Okullar Güvenli Alan Olmak Zorunda
Mehmet Bilgili’nin bir aile içi husumetin hedefi olduğu yönündeki bilgiler soruşturmanın konusu. Ancak cinayetin gerçekleştiği yer bir okul bahçesi.
Bu nedenle soruşturmanın yalnızca “cinayetin nedeni neydi?” sorusuna değil, “Saldırgan okula nasıl ve silahla girebildi?” sorusuna da yanıt vermesi gerekiyor.
Bir öğretmenin okul bahçesinde silahla öldürülmesi, öğrencilerin güvenliğinin hâlâ yeterince sağlanamadığını gösteren ağır bir uyarıdır. Okullar, kişisel husumetlerin ve silahlı saldırıların ulaşabildiği değil, çocukların kendilerini güvende hissedebildiği alanlar olmak zorunda.
Mehmet Bilgili’nin ölümü yalnızca bir öğretmenin yaşamını yitirmesi değil; okul güvenliğinin yeniden ve çok daha ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini gösteren acı bir tablo olarak kayıtlara geçti.












