YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın, SPK’nın hakkında suç duyurusunda bulunduğu isimlerin de işlem yaptığı Özata Denizcilik hisselerinde milyonlarca liralık alım ve satış gerçekleştirdiğini öne sürdü. Emre’nin açıkladığı rakamlar arasında matematiksel uyumsuzluklar bulunurken, asıl yanıt bekleyen soru daha büyük: İşlemler gerçekten yapıldı mı, yapıldıysa paralar nereye aktarıldı ve bu kayıtlar neden kamuoyuna açık biçimde ortaya konulmuyor?
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Bahçelievler 1. Olağan İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada, fon soruşturmasıyla birlikte gündeme gelen Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin (OZATD) hisselerinde AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın işlem yaptığını iddia etti.
Emre, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 8 Nisan’da yaklaşık 255 lira seviyesinden 250 bin adet OZATD hissesi aldığını, bunun için 63 milyon 359 bin lira yatırdığını ve eylül ayında satışların ardından 1 milyar 344 milyon lira çektiğini ileri sürdü. Kaya’nın eşi İlyas Kaya için ise 150 bin adet hissenin yaklaşık 255 liradan alındığını, 99 milyon 687 bin lira yatırıldığını ve 826 milyon lira çekildiğini savundu. Halk TV de Emre’nin açıklamalarını bu çerçevede haberleştirdi.
Emre, işlemlerin 8 Nisan’da başladığını, satışların ise 16 Eylül’den önce eylül ayı içerisinde peş peşe gerçekleştiğini öne sürerek, “birileri kulağına fısıldamış” ifadesini kullandı. Paraların dört Türkiye uzantılı hesaba ve bir Türkiye dışı hesaba EFT yoluyla aktarıldığını ileri süren Emre, konuşmasında bir hesap numarasının bir bölümünü de açıkladı.
Rakamlar Arasında Ciddi Bir Hesap Farkı Var
Ancak Emre’nin verdiği rakamlar, ilk bakışta kendi içinde tam olarak örtüşmüyor.
250 bin adet hissenin 4 bin 482 liradan satılması halinde ortaya çıkacak brüt satış tutarı yaklaşık 1 milyar 120 milyon 500 bin lira.
150 bin adet hissenin aynı fiyattan satılması halinde ise rakam yaklaşık 672 milyon 300 bin lira.
Dolayısıyla Emre’nin açıkladığı 1 milyar 344 milyon ve 826 milyon liralık çekim rakamları, yalnızca belirtilen hisse adedi ile 4 bin 482 liralık fiyatın çarpılmasıyla ortaya çıkmıyor.
Fakat bu durum, Emre’nin bütün iddiasının yanlış olduğu anlamına da gelmiyor.
Çünkü “çekilen para” ile “hisselerin brüt satış tutarı” aynı şey olmayabilir. Farklı tarihlerdeki satışlar, başka hisse işlemleri, hesapta bulunan önceki bakiyeler veya Emre’nin sözünü ettiği diğer işlemler toplam rakamı değiştirebilir.
Bu nedenle burada yapılması gereken, siyasi açıklamayı başka bir siyasi açıklamayla karşılaştırmak değil, işlem kayıtlarını ortaya çıkarmak.
ÖZATD’deki Fiyat Hareketi Gerçek Ve Olağanüstü
Emre’nin açıklamasındaki bütün rakamlar henüz bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Ancak ÖZATD hissesindeki olağanüstü fiyat hareketi tartışmasız biçimde piyasa verilerine yansımış durumda.
Hisse 16 Eylül’de 4 bin 970 liradan açıldı, 5 bin 115 lirayı gördü ve yüzde 9,99 düşüşle 4 bin 482,50 liradan kapandı. Aynı gün işlem hacmi de önceki günlere göre çok yüksek bir seviyeye çıktı.
Daha sonra düşüş hızlandı. ÖZATD 17 Eylül’de 4 bin 35 liraya, 18 Eylül’de 3 bin 632,50 liraya, 21 Eylül’de 3 bin 270 liraya, 22 Eylül’de 2 bin 945 liraya ve 25 Eylül’de 2 bin 150 liraya kadar geriledi.
Dolayısıyla Emre’nin satışların eylül ayındaki zamanlamasına ilişkin iddiası, tek başına herhangi bir hukuka aykırılığı kanıtlamasa da, hissenin tam da bu dönemde yaşadığı sert hareket nedeniyle kamuoyu açısından ayrıca incelenmesi gereken bir zaman çizelgesine işaret ediyor.
SPK’nın Dosyası Başka İsimlere Uzandı
Tartışmanın asıl ağırlığı ise Sermaye Piyasası Kurulu’nun 25 Eylül’de açıkladığı kararla ortaya çıkıyor.
SPK, OZATD pay piyasasındaki işlemlere ilişkin incelemesini tamamladı ve aralarında Tera Yatırım Teknoloji Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile Tera grubunun bazı yöneticilerinin de bulunduğu 11 kişi hakkında, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/1 maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Kurul ayrıca 11 kişi ile Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ ve Tera Portföy Yönetimi AŞ’ye OZATD pay piyasasıyla sınırlı olmak üzere iki yıl işlem yasağı getirdi. Beş kişinin sermaye piyasası lisansları da işlem yasağı süresince iptal edildi.
SPK’nın açıkladığı 11 kişilik listede Fatma Betül Sayan Kaya veya İlyas Kaya’nın isimleri bulunmuyor. Bu nedenle mevcut resmi karar üzerinden Kaya çiftinin SPK tarafından suçlandığını söylemek mümkün değil.
Ancak tam da burada dosyanın kamuoyu açısından daha önemli bir sorusu ortaya çıkıyor.
Emre’nin iddia ettiği işlemler gerçekten gerçekleştiyse, bu işlemler SPK’nın incelediği işlemlerle kesişiyor mu?
Kaya Çifti İçin Yanıtlanması Gereken Sorular
İddianın muhatapları açısından artık mesele yalnızca “bu iddia asılsızdır” demekle sınırlı kalmamalı.
Fatma Betül Sayan Kaya adına 8 Nisan’da gerçekten 250 bin adet OZATD hissesi alındı mı?
İlyas Kaya gerçekten 150 bin adet hisse aldı mı?
Alındıysa gerçek alış fiyatları neydi?
Satışlar hangi tarihlerde gerçekleştirildi?
Hisseler hangi aracı kurum üzerinden alınıp satıldı?
Emre’nin sözünü ettiği 1 milyar 344 milyon ve 826 milyon liralık para hareketlerinin kaynağı neydi?
Ve en kritik soru:
Bu paralar gerçekten hangi hesaplara aktarıldı?
Emre’nin konuşmasında hesap numarasının bir bölümünü açıklaması, iddiayı tek başına doğrulamıyor. Ancak böyle bir ayrıntının kamuoyuna sunulması, iddianın artık somut işlem kayıtları üzerinden test edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Kaya çiftinin açıklaması bu nedenle önem taşıyor.
Eğer işlemler kendilerine ait değilse bunun açık biçimde söylenmesi ve mümkünse kayıtlarla ortaya konulması gerekir.
İşlemler kendilerine aitse, alım-satım tarihleri ve tutarları konusunda açıklama yapılması kamuoyundaki soru işaretlerini azaltabilir.
Asıl Belge MKK Ve Banka Kayıtlarında
Fakat bütün yükü Kaya çiftinin açıklamasına bırakmak da yeterli değil.
Çünkü bir siyasetçinin hisse işlemlerine ilişkin iddianın kesin biçimde doğrulanabileceği yer siyasi açıklamalar değil, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), ilgili aracı kurumlar, banka hesap hareketleri ve SPK kayıtlarıdır.
250 bin hissenin gerçekten alınıp alınmadığını MKK kayıtları gösterebilir.
Alımın hangi fiyatlardan yapıldığını işlem kayıtları gösterebilir.
Hisselerin hangi tarihlerde satıldığını aracı kurum kayıtları ortaya koyabilir.
1 milyar 344 milyon ve 826 milyon liralık çekimlerin hangi hesaplardan gerçekleştiğini ise banka hareketleri gösterebilir.
Bu nedenle kamuoyunun beklediği cevap aslında son derece somut:
Kayıtlar ne diyor?
“Koruma” Algısının Önüne Geçmenin Yolu Kayıtları Açıklamak
Dosyanın siyasi açıdan en kritik tarafı da burada.
Bir tarafta fon soruşturması var. Diğer tarafta soruşturmanın merkezindeki şirketlerden biri olan Özata Denizcilik’in hisseleri bulunuyor. SPK aynı hissedeki işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş durumda. Aynı dönemde AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile eşine ait olduğu ileri sürülen yüksek tutarlı hisse işlemleri kamuoyunun gündemine geliyor.
Üstelik Emre, satışların soruşturmanın ve fon krizinin görünür hale geldiği eylül ayında, 16 Eylül öncesinde peş peşe yapıldığını iddia ediyor.
Bu iddianın doğru olduğu henüz ortaya konulmuş değil.
Ancak iddia doğruysa ve işlemler gerçekten Emre’nin söylediği gibi gerçekleşmişse, bunun kamuoyundan saklanması çok daha büyük bir sorun yaratır.
Çünkü böyle bir durumda doğal olarak “Bazı isimler korunuyor mu?”, “Soruşturmanın AKP çevresine uzanmasının önü mü kesiliyor?” soruları gündeme gelecektir.
Bu soruların sorulması, Kaya çiftinin suçlu olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde SPK’nın Kaya çiftinin adını açıklanan 11 kişilik listede geçirmemesi de onların işlemlerinin hiç gerçekleşmediğini kanıtlamaz.
İki tarafın da kesin olarak söylenebileceği yer kayıtların bulunduğu yerdir.
Bu nedenle kamuoyunda bir “koruma” algısının oluşmasını önlemenin en etkili yolu, iddiaları susturmak değil, belgeleri ortaya koymaktır.
“Birileri Kulağına Fısıldadı” İddiası Nasıl Test Edilebilir?
Emre’nin en ağır iddiası, satışların zamanlamasına ilişkin.
YENİ Parti Sözcüsü, işlemlerin 8 Nisan’da başladığını ve eylül ayında peş peşe satışlarla paraların çekildiğini belirterek, “birileri kulağına fısıldamış” dedi.
Ancak bir kişinin içeriden bilgi aldığı sonucuna ulaşmak için yalnızca satış zamanlaması yeterli değil.
Bunun için emirlerin verildiği saatler, işlem tarihleri, hesap sahipleri, aracı kurumlar, para transferleri ve varsa ilgili bilgi akışının birlikte incelenmesi gerekiyor.
SPK’nın 25 Eylül kararı, OZATD piyasasında bazı işlemler bakımından düzenleyici kurumun ciddi ihlaller tespit ettiğini gösteriyor. Fakat bu karar, Kaya çiftinin işlemlerine ilişkin herhangi bir suçlama içermiyor.
Bu ayrımın korunması gerekiyor.
Fakat aynı zamanda Kaya çiftinin adının geçtiği böylesine büyük bir iddianın cevapsız bırakılması da kamu yararı açısından yeterli değil.
Milyarlık İddianın Gerçek Yanıtı Siyasette Değil, Belgelerde
Bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo üç ayrı başlıkta toplanıyor.
Birincisi, Zeynel Emre’nin ciddi ve somut rakamlar içeren bir iddiası var.
İkincisi, Emre’nin verdiği rakamların bir bölümü matematiksel olarak açıklanmaya muhtaç. 250 bin ve 150 bin adet hissenin 4 bin 482 liralık fiyat üzerinden hesaplanan brüt satış karşılığı, açıklanan 1 milyar 344 milyon ve 826 milyon liralık çekim rakamlarına ulaşmıyor.
Üçüncüsü, SPK aynı hisse piyasasındaki işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve Tera Yatırım ile Tera Portföy’e iki yıllık işlem yasağı uygulamış durumda.
Bu üç veri yan yana geldiğinde yapılması gereken şey ne iddiayı peşinen doğru kabul etmek ne de siyasi bir tartışma diyerek kapatmak.
Yapılması gereken, kayıtları açmak.
Fatma Betül Sayan Kaya ve İlyas Kaya’nın açıklaması, iddianın muhataplarının vereceği ilk yanıt olacaktır.
Ama daha önemlisi, MKK, aracı kurumlar, bankalar ve SPK’nın işlem kayıtları kamuoyunun önündeki soru işaretlerini ortadan kaldırabilecek tek somut veri kaynağıdır.
Çünkü mesele artık “Zeynel Emre doğru mu söylüyor?” sorusundan ibaret değil.
Asıl soru şu:
8 Nisan’da başlayan işlem zincirinde kim, ne kadar hisse aldı; hangi tarihte sattı; ne kadar para çekti ve o para nereye gitti?
Bu soruların yanıtı belgelerle ortaya konulmadığı sürece, fon krizinin iktidar çevresine uzandığı noktada bazı isimlerin korunduğu ve soruşturmanın AKP’ye doğru ilerlemesinin önünün kesildiği yönündeki kuşku da ortadan kalkmayacaktır.
Bu kuşkunun doğru olup olmadığına ise siyasi aktörler değil, kayıtlar karar verecektir.
TB / Halk TV, Odatv, Nefes, TRT Haber/AA, Bloomberg HT, Ekonomim ve Investing.com.












