Yüksek enflasyon, ücretlerin alım gücündeki erime ve yaşam maliyetlerindeki artış, hane halkını kredi ve kredi kartına daha fazla bağımlı hale getirdi. Vatandaşın bankalara olan bireysel kredi ve kredi kartı borcu 7 trilyon lirayı aşarken, yalnızca yılın ilk altı ayında borç yüküne 1 trilyon liradan fazla eklendi.
Borç Yükü Rekor Seviyeye Çıktı
Türkiye’de yüksek enflasyon ve gelir kaybının yarattığı ekonomik baskı, hane halkının borçlanmasını tarihi seviyelere taşıdı. Bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ile kredi kartı borçları, temmuz ayının ilk haftasında 97 milyar lira artarak 7 trilyon 9 milyar liraya ulaştı. Bunun 3 trilyon 548 milyar lirasını bireysel krediler, 3 trilyon 461 milyar lirasını ise kredi kartı borçları oluşturdu.
Yılın başından bu yana bireysel kredi ve kredi kartı borçlarındaki toplam artış 1 trilyon 149 milyar liraya yükseldi. Bu tablo, tüketimin giderek gelirle değil borçlanmayla finanse edildiğini ve hane halkının günlük yaşamını sürdürebilmek için krediye daha fazla yöneldiğini ortaya koyuyor.
Enflasyon Hedefleri Gerçeklikten Uzaklaşıyor
2023 ortasından bu yana uygulanan enflasyonla mücadele programına karşın fiyat artışları hedeflenen seviyelere gerilemedi. Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini önce yüzde 24’e, ardından yüzde 26’ya yükseltirken, yılın ilk altı ayında gerçekleşen yüzde 17,76’lık enflasyon, revize edilen hedeflerin önemli bölümünün daha şimdiden tüketildiğini gösterdi.
Mevcut hedeflerin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalanında aylık enflasyonun uzun süredir görülmeyen düşük seviyelerde seyretmesi gerekiyor. Ekonomi çevreleri ise mevcut fiyatlama eğilimleri ve iç talep dinamikleri dikkate alındığında yıl sonu enflasyonunun yüzde 31-32 bandında gerçekleşmesini daha olası görüyor.
Beş Yılda Yedi Katına Yaklaşan Borç
Bireysel borçlardaki artış son beş yılda dikkat çekici bir hız kazandı. Bankacılık verilerine göre 2021 yılında 1 trilyon 25 milyar lira olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 2022’de 1 trilyon 573 milyar liraya, 2023’te 2 trilyon 727 milyar liraya, 2024’te 3 trilyon 937 milyar liraya ve 2025’te 5 trilyon 858 milyar liraya yükseldi. Temmuz 2026 itibarıyla ise toplam borç stoku 7 trilyon 9 milyar lirayı aşarak yeni bir rekor kırdı.
Borç stokundaki bu hızlı büyüme, yalnızca kredi kullanımındaki artışı değil, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kalması, temel ihtiyaçların giderek daha yüksek maliyetlerle karşılanması ve hane halkının tasarruf yerine borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığı bir ekonomik yapının da göstergesi olarak öne çıkıyor.
Ekonomik Baskının Toplumsal Yansıması
Borçlanmadaki sert yükseliş, yalnızca finansal göstergelerdeki bozulmayı değil, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin ve yaşam maliyetlerindeki artışın toplumsal sonuçlarını da görünür hale getiriyor. Kredi kartlarının temel tüketim harcamalarının finansman aracına dönüşmesi ve bireysel kredilerin hızla büyümesi, enflasyonla mücadele politikalarının hane halkı üzerindeki yükünü derinleştirirken, iç talebin giderek daha kırılgan bir borçlanma zemini üzerinde sürdürüldüğüne işaret ediyor.
- Vatandaşın Borç Sarmalı Derinleşiyor - 16 Temmuz 2026
- Açlık Sınırı Ücreti Geçti, Geçim Krizi Derinleşti - 30 Haziran 2026
- Büyüyen Dünya, Küçülen Haklar: Emeğin Küresel Alarmı - 29 Haziran 2026











