back to top
Ana Sayfa Haberler Yusuf Tekin’e İstifa Çağrısı Yapan İki Öğrenci Tutuklandı

Yusuf Tekin’e İstifa Çağrısı Yapan İki Öğrenci Tutuklandı

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i protesto ederek istifaya çağıran iki üniversite öğrencisi, pankartta yer alan “Sana huzur yok” sözleri tehdit sayılarak tutuklandı. Mahkeme kararında öğrencilerin pişmanlık göstermemeleri de gerekçeler arasında yer aldı. Tutuklamalara üniversitelerden, eğitim sendikalarından ve siyasi partilerden tepkiler yükselirken, olayı haberleştiren iki gazeteci de kullandıkları “liseli” ifadesi nedeniyle gözaltına alındı. Böylece bir pankartla başlayan protesto, ifade özgürlüğü, tutuklama tedbirinin sınırları ve basın özgürlüğünü kapsayan daha geniş bir tartışmaya dönüştü.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İstanbul Kadıköy Anadolu Lisesi’ne ziyareti öncesinde okulun çevresine “Bize gelecek yoksa sana huzur yok, Yusuf Tekin istifa” yazılı pankart asan Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi iki üniversite öğrencisi tutuklandı. Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Nehir Dizdar ile İstanbul Üniversitesi öğrencisi Nevin Tekin, 25 Ekim’de evlerine düzenlenen gece baskınlarıyla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen öğrenciler hakkında “birden fazla kişi ile tehdit” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi.

Mahkeme, pankarttaki “Sana huzur yok” sözlerini Bakan Tekin’in huzuruna ve özgürlüğüne yönelik tehdit olarak değerlendirdi. Kararda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz toplanmadığı ve adli kontrol önlemlerinin yetersiz kalacağı ileri sürüldü. Öğrencilerin pişmanlık göstermemeleri de tutuklamanın gerekçeleri arasında sayıldı. TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ise öğrencilerin savcılık ifadeleri alınmadan tutuklama istemiyle hâkimliğe gönderildiğini belirterek karara tepki gösterdi.

Üniversitelerden ve Sendikalardan Tepki

Tutuklamaların ardından Galatasaray Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde öğrenciler dayanışma eylemleri düzenledi. TİP, Nehir Dizdar ve Nevin Tekin’in Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çalıştırılan çocukların sorunlarına dikkat çektiğini belirterek serbest bırakılmalarını istedi.

Eğitim Sen, barışçıl protestonun ve eğitim politikalarını eleştirmenin anayasal hak olduğunu vurgularken, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası da çocuk işçiliği, MESEM’lerde yaşanan ölümler ve eğitimdeki sorunlar karşısında Millî Eğitim Bakanı’nı istifaya çağırmanın suç sayılamayacağını açıkladı. Sendikalar, bir kamu görevlisinin eleştirilmesinin cezai yaptırımla karşılanmasının demokratik hakların kullanılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Nehir Dizdar’ın annesi Zübeyde Dizdar ise kızının Heybeliada’daki evlerinden gece saat 01.30 sıralarında polisler tarafından alındığını anlattı. Kızının eğitim politikalarına karşı anayasal hakkını kullandığını belirten anne Dizdar, “Ben kızımla gurur duyuyorum. Sorumlu, bilinçli, vicdanlı ve yürekli bir insan yetiştirmişim” dedi. Dizdar, çocukların çalışma koşullarını ve okullarda yaşanan ölümleri eleştiren gençlerin, sorumluluk taşıyan bir bakandan hesap sormasının doğal olduğunu vurguladı.

Haberdeki Bir Sözcük İki Gazeteciyi de Gözaltına Götürdü

Olayın basına yansımasının ardından bu kez gazetecilere yönelik bir soruşturma gündeme geldi. Sözcü.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Ercüment İşleyen ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Tuğba Nur Çelik, 26 Ekim’i 27 Ekim’e bağlayan gece gözaltına alındı. İki gazeteci, emniyetteki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Gözaltı gerekçesinin, üniversite öğrencisi olan Nehir Dizdar ile Nevin Tekin’in Sözcü’de yayımlanan haberde “liseli” olarak tanımlanması olduğu bildirildi. Bu ifade, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesindeki “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasına konu edildi. Böylece Bakan Tekin’i eleştiren pankart nedeniyle iki öğrenci tutuklanırken, tutuklamayı haberleştiren iki gazeteci de haberlerindeki yanlış öğrenci tanımlaması nedeniyle adli işlemle karşı karşıya kaldı.

Yaşananlar, bir kamu görevlisinin eleştirilmesiyle tehdit suçu arasındaki hukuki sınırın nasıl çizildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Anayasa’nın güvence altına aldığı ifade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkı, kamu görevlilerine yönelik sert eleştirileri de kapsıyor. Bir ifadenin tehdit oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesinde ise sözün bağlamı, somut içeriği ve ortaya koyduğu tehlikenin dikkate alınması gerekiyor.

İki genç, gelecek kaygılarını dile getirerek bir bakanı istifaya çağırdıkları için cezaevinde. Onları haberleştiren gazeteciler de bir sözcük nedeniyle emniyete götürüldü. Eğitim politikalarının sonuçlarının tartışılması beklenirken, tartışmanın merkezine eleştiriyi dile getirenlerin yerleştirilmesi, Türkiye’de kamusal denetimin ve demokratik itirazın hangi koşullarda kullanılabildiği sorusunu büyütüyor.


  • NHA / ANKA Haber Ajansı, Cumhuriyet, bianet, T24, Medyascope, Diken, Gazete Oksijen, Eğitim Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası