Türkiye’nin “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ni konuştuğu bir dönemde 2027 için Milli Savunma Bakanlığı’na ayrılması öngörülen kaynak 1 trilyon 533 milyar liraya çıkarıldı; 2026 bütçesine göre yüzde 86’lık artış, “silahlanma azalacak” beklentileriyle hükümetin bütçe tercihi arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.
OVP’de Savunmaya Büyük Sıçrama
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), kamu kaynaklarının önümüzdeki üç yılda hangi önceliklere göre dağıtılacağını ortaya koydu.
Program kapsamında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 24 trilyon 854 milyar 241 milyon lira olarak belirlendi. 2026 yılı başlangıç ödeneği yaklaşık 18,8 trilyon lira olan genel bütçedeki nominal artış yüzde 32,2 düzeyinde kaldı.
Ancak bakanlıklar arasındaki artış oranları aynı olmadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı için 10 trilyon 533 milyar liralık tavan öngörülürken, Milli Eğitim Bakanlığı’na 2 trilyon 459 milyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na 2 trilyon 396 milyar, Sağlık Bakanlığı’na ise 1 trilyon 961 milyar liralık kaynak ayrıldı.
Savunmada Artış Bütçe Artışını Aştı
Milli Savunma Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi 822,9 milyar lira seviyesindeydi. 2027 yılı için belirlenen 1 trilyon 533 milyar liralık ödenek teklif tavanı, Bakanlığın kaynağında yaklaşık yüzde 86’lık bir sıçrama anlamına geliyor.
Bu artış, yalnızca genel bütçedeki yüzde 32,2’lik nominal yükselişle karşılaştırıldığında dahi dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarıyor. Savunmaya ayrılan kaynağın artış hızı, kamu bütçesinin genel artışının yaklaşık üç katına ulaşıyor.
Üstelik Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP tanıtımında yaptığı açıklama, artışın yalnızca Milli Savunma Bakanlığı bütçesiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Yılmaz, savunma harcamalarının program döneminde yüzde 229 artırılacağını açıkladı.
Süreç İlerlerken Savunma Harcaması Gerilemedi
Savunma bütçesindeki yükseliş yeni değil. Milli Savunma Bakanlığı’nın başlangıç ödeneği 2024’te 440,5 milyar lira iken 2025’te 623,9 milyar liraya, 2026’da ise 822,9 milyar liraya yükseldi.
Dolayısıyla “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin kamuoyunda tartışılmaya başlamasının ardından savunma harcamalarında bir geri çekilme yaşanmadı. Tam tersine, 2027 için öngörülen kaynak 1,5 trilyon liranın üzerine çıkarıldı.
Buradaki temel çelişki de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor: Bir yandan çatışma dönemini geride bırakma ve demokratikleşme hedefi kamuoyunun önüne konulurken, diğer yandan savunma harcamalarının hızla büyütülmesi, bütçenin siyasal öncelikleri konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
“Barış” Söylemi, Savaş Bütçesi
Bütçe rakamları, siyasi söylemlerden bağımsız olarak devletin kaynaklarını hangi alanlara yönlendirdiğini gösteren en somut göstergelerden biri.
Bu nedenle ortaya çıkan tablo, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” sorusunu haklı çıkaracak ölçüde çarpıcı. Türkiye bir yandan silahlı çatışmanın sona ermesi ve yeni bir toplumsal dönem hedefini tartışırken, savunma bütçesinde böylesine sert bir artışa gidilmesi, barış söylemi ile maliye politikasının aynı doğrultuda ilerlemediğini gösteriyor.
Üstelik OVP’deki rakamlar kesinleşmiş bütçe anlamına gelmiyor. Ödenek teklif tavanları, 2027 bütçesinin hazırlanmasında kullanılacak üst sınırları ifade ediyor; nihai ödenekler TBMM’deki bütçe sürecinin ardından kesinleşecek. Ancak hükümetin öncelik sıralamasını göstermesi bakımından bu rakamlar son derece önemli.
Sosyal Alanlarda Aynı Öncelik Görülmüyor
Bütçedeki değişimin dikkat çeken bir başka boyutu ise farklı kamu hizmetleri arasındaki kaynak tercihleri.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2027 yılı ödenek teklif tavanı 229,1 milyar liraya yükseltilirken, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kaynak tavanında yüzde 29,3 oranında düşüş öngörüldü.
Bu tablo, kamu kaynaklarının dağılımında yalnızca “bütçe büyüyor” demenin yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Asıl mesele, büyüyen bütçenin nereye ve hangi hızla aktarıldığı.
Savunma için öngörülen yüzde 86’lık artış, ekonomik sıkıntıların, yüksek yaşam maliyetinin ve kamu hizmetlerindeki kaynak tartışmalarının sürdüğü bir dönemde, hükümetin mali önceliklerine ilişkin daha geniş bir tartışmayı da zorunlu kılıyor.
Rakamların Gösterdiği Tercih
OVP’nin ortaya koyduğu tablo basit bir bütçe artışından ibaret değil. Bir tarafta “barış” ve “demokratik toplum” hedefi, diğer tarafta savunma harcamalarında olağanüstü büyüme var.
Bu nedenle tartışılması gereken yalnızca “Savunma bütçesi neden arttı?” sorusu değil. Daha temel soru şu: Türkiye gerçekten yeni bir barış dönemine hazırlanıyorsa, devlet bütçesinde bunun karşılığı neden savunma harcamalarının azaltılması değil, daha da büyütülmesi oluyor?











