İsrail’in Lübnan’da ilan edilen ateşkese rağmen Beyrut’un güney banliyölerini hedef almasının ardından İran, Nisan ayındaki ateşkesten bu yana ilk kez doğrudan füze saldırısı düzenledi. Karşılıklı tehditler ve askeri hazırlıklar, Ortadoğu’da kırılgan dengelerin çöktüğüne ve bölgenin yeniden geniş çaplı bir savaş sarmalına sürüklendiğine işaret ediyor.
Ateşkesi Sarsan Beyrut Saldırısı
Ortadoğu’da aylardır büyük güçlerin diplomatik girişimleriyle ayakta tutulmaya çalışılan kırılgan ateşkes, İsrail’in Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırısıyla yeni bir kırılma yaşadı.
İsrail hükümeti, saldırının Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen komuta merkezlerini hedef aldığını açıkladı. Ancak saldırının, Lübnan’da ateşkesin yürürlükte olduğu bir dönemde gerçekleşmesi yalnızca Beyrut’ta değil, Tahran’da da sert tepkiye yol açtı. İran yönetimi daha önce Beyrut’a yönelik yeni bir saldırının “kırmızı çizgi” olarak değerlendirileceği uyarısında bulunmuştu.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümeti, operasyonun Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarına karşılık gerçekleştirildiğini savunsa da, uluslararası gözlemciler bu adımın bölgedeki ateşkes mekanizmasını ciddi biçimde zayıflattığını değerlendiriyor.
İran Doğrudan Devreye Girdi
Beyrut saldırısından saatler sonra İran, İsrail’e yönelik iki dalga halinde füze saldırısı düzenlediğini açıkladı. Bu saldırılar, Nisan ayında taraflar arasında sağlanan ateşkesten bu yana İran’ın İsrail’e yönelik ilk doğrudan füze operasyonu oldu.
İsrail ordusu, İran’dan fırlatılan füzelerin hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini duyurdu. Ülkenin kuzeyinde alarm sirenleri çalarken, okulların kapatıldığı ve sivil savunma önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığı bildirildi.
İran Genelkurmayı ve Devrim Muhafızları ise saldırıları doğrulayarak, bunun İsrail’in Lübnan’daki “ateşkes ihlallerine” verilen yanıt olduğunu açıkladı. İran kaynakları, saldırıların yalnızca bir misilleme olmadığını, İsrail’in saldırılarını sürdürmesi halinde daha geniş çaplı operasyonların da gündeme gelebileceğini ima etti.
Bölgesel Savaş Riski Yeniden Yükseldi
Son gelişmeler, aylardır diplomatik girişimlerle kontrol altında tutulmaya çalışılan İran-İsrail geriliminin yeniden doğrudan çatışma evresine girdiğini gösteriyor.
İran’ın Lübnan’daki en önemli müttefiki olan Hizbullah’a yönelik saldırılar, Tahran tarafından yalnızca Lübnan meselesi olarak değil, kendi bölgesel nüfuz alanına yönelik bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Beyrut’a yapılan her saldırı, İran açısından doğrudan güvenlik meselesi olarak görülüyor.
Uzmanlar, İsrail ile İran arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırıların yalnızca iki ülkeyi değil, Lübnan, Suriye, Irak ve Körfez bölgesini de içine çekebilecek daha geniş bir çatışma riskini beraberinde getirdiği görüşünde.
Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, Körfez’deki Amerikan üsleri ve İran destekli bölgesel güçlerin olası müdahaleleri, çatışmanın bölgesel savaşa dönüşme ihtimalini artırıyor.
İsrail’den Sert Misilleme Sinyali
İsrail medyasına konuşan hükümet kaynakları, İran’ın füze saldırılarına “sert karşılık” verileceğini açıkladı.
İsrailli yetkililer, İran’ın yeni bir angajman kuralı oluşturmaya çalıştığını savunurken, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in “Bugün Tahran yanmalı” şeklindeki açıklaması dikkat çekti. Bu söylem, İsrail iç siyasetinde de askeri karşılığın sertleştirilmesi yönündeki baskının arttığını ortaya koyuyor.
Buna karşılık İran tarafı da İsrail’in Lübnan saldırılarını sürdürmesi halinde yeni füze dalgalarının gelebileceği mesajını veriyor.
Bu tablo, tarafların şimdilik geri adım atmaktan çok, caydırıcılığı daha yüksek bir güç gösterisine yöneldiğini gösteriyor.
Asıl Mücadele Ateşkesin Geleceği Üzerine
Bugün yaşananlar yalnızca yeni bir füze saldırısından ibaret değil. Asıl mesele, Nisan ayında büyük güçlerin arabuluculuğuyla oluşturulan ateşkes mimarisinin çöküp çökmeyeceğidir.
İsrail, Hizbullah tehdidini gerekçe göstererek Lübnan’daki operasyonlarını sürdürmek istiyor. İran ise Beyrut’un hedef alınmasını kabul etmeyeceğini ilan ediyor.
Bu nedenle bölgede yaşanan son gelişmeler, yalnızca İran ile İsrail arasındaki askeri gerilimin yeniden başlaması anlamına gelmiyor; aynı zamanda Ortadoğu’da savaş sonrası kurulmaya çalışılan yeni güvenlik düzeninin de ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor.
Eğer diplomatik kanallar hızla devreye girmezse, Beyrut’ta başlayan son kriz, yalnızca Lübnan’ı değil bütün bölgeyi etkileyebilecek yeni ve daha geniş çaplı bir çatışmanın başlangıcı olarak tarihe geçebilir.
TB / Reuters, Associated Press (AP), The Guardian, Axios, El País













