Şehir plancısı Evren Buçan’ın eşi Esma Buçan, Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü’nde yaptığı çağrıyla 14 aydır cezaevinde bulunan eşinin özgürlüğü için dayanışma istedi: “Bazı insanlar dört duvara değil, dağlara, doğaya ve sevdiklerine aittir.”
Şile Belediyesi’nde şehir plancısı olarak görev yaparken tutuklanan Evren Buçan’ın eşi Esma Buçan, Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü’nde yaptığı paylaşımda eşinin 14 aylık tutukluluğunu, iki kızının babalarından ayrı büyümesini ve bir meslek insanının özgürlüğünden koparılmasını anlattı. Buçan’ın çağrısı, yalnızca bir ailenin yaşadığı özlemi değil, meslektaşların dayanışmasının neden önemli olduğunu da yeniden gündeme taşıdı.
21 yıllık şehir plancısı olan Evren Buçan, İTÜ’den 2004 yılında mezun olurken yıllığına kendisi için “Ben bir seyyahım ve bir dağa tırmanıcıyım. Ovaları sevmem ve öyle görünüyor ki bir yerde uzun zaman sakin oturamam” sözlerini yazmıştı. Esma Buçan, yıllar önce yazılmış bu cümlelerin bugün bambaşka bir anlam kazandığını belirterek, doğayı ve dağları seven, hayatı boyunca yürümeyi, keşfetmeyi ve üretmeyi seven eşinin 14 aydır dört duvar arasında olduğunu söyledi.
Buçan’ın anlatımında en ağır taraf ise zamanın çocuklar üzerindeki etkisi. İki kızının 14 aydır babalarına sarılamadığını, Evren Buçan’ın kızlarının büyüyüşünü yanlarında izleyemediğini belirten Esma Buçan, eşinin yalnızca özgürlüğünden değil, aynı zamanda mesleğinden, doğadan ve ailesiyle birlikte geçireceği zamandan da uzak bırakıldığını vurguladı.
Bir Yıllıktan Kalan Cümleler, Bugünün Özlemine Dönüştü
Esma Buçan, eşinin üniversite yıllığında kendi el yazısıyla bıraktığı cümlelere bugün tekrar tekrar baktığını belirterek, insanın yıllar önce kendisi için yazdığı birkaç satırın bir gün hayatının en büyük özlemine dönüşebileceğini hiç düşünmediklerini söyledi. Bu sözler, tutukluluğun yalnızca hukuki bir dosyadan ibaret olmadığını, arkasında bekleyen çocuklar, yarım kalan hayatlar ve ertelenen gelecekler bulunduğunu hatırlatan güçlü bir anlatıya dönüştü.
Evren Buçan, Şile Belediyesi’ndeki görevine başladıktan yaklaşık üç ay sonra 10 Temmuz 2025’te gözaltına alınarak tutuklanmıştı. 21 yıllık meslek yaşamı bulunan Buçan’ın tutukluluğu kamuoyunda özellikle uzun tutukluluk ve adil yargılanma tartışmaları üzerinden gündeme geldi. Temmuz ayında Bianet’e konuşan Esma Buçan, “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Tek istediğimiz hukuk içinde yargılanmak” diyerek dosyanın hukuki sürecinin ilerlemesini istemişti.
Ağustos ayında ise Şile Belediyesi soruşturmasına ilişkin 652 sayfalık iddianamenin hazırlandığı ve Evren Buçan’ın da aralarında bulunduğu bazı belediye çalışanlarının iddianamede çeşitli suçlamalarla yer aldığı haberleştirildi. Bu suçlamalar yargılama sürecinin konusu olurken, tutukluluk bir mahkûmiyet anlamına gelmiyor ve Buçan’ın hukuki durumu yargılama süreci içinde değerlendiriliyor.
“Şehir Plancıları Yalnız Değildir”
Esma Buçan’ın son paylaşımının en güçlü tarafı ise kişisel bir acıyı mesleki dayanışmaya dönüştürmesi oldu. Bir bilgisayar mühendisi olduğunu hatırlatan Buçan, eşinin yanında olduğunu belirtirken bütün şehir plancılarının da yanında olduğunu söyledi ve “Şehir plancıları yalnız değildir” mesajını verdi.
Bu çağrı, Evren Buçan’ın şahsında daha geniş bir meslek dayanışmasına kapı aralıyor. Çünkü şehir planlaması yalnızca binaların, yolların ve parsellerin nasıl düzenleneceğine ilişkin teknik bir alan değil; kentin nasıl yaşayacağına, kamusal alanın nasıl korunacağına ve insanların hangi koşullarda yaşayacağına ilişkin doğrudan toplumsal sonuçları bulunan bir meslek. Bu nedenle bir şehir plancısının yaşadığı hukuki süreç, meslektaşlarının ve meslek örgütlerinin dikkatinden bağımsız düşünülemiyor.
Esma Buçan, paylaşımını “Özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm meslektaşlarımız için özgürlük istiyoruz” çağrısıyla tamamladı. Ardından gelen cümle ise bütün çağrının özünü taşıdı: “Çünkü bazı insanlar dört duvara değil, dağlara, doğaya ve sevdiklerine aittir.”
Bu sözler, 14 aylık tutukluluğun ardından geride kalan bir ailenin özlemini görünür kılarken, aynı zamanda dayanışmanın sınırlarını da genişletiyor. Bir eşin bekleyişi, iki çocuğun babasına duyduğu özlem ve bir meslektaşın özgürlük çağrısı aynı yerde buluşuyor: Evren Buçan için adalet ve özgürlük talebinde.
Esma Buçan’ın çağrısı, bu nedenle yalnızca bir sosyal medya paylaşımı değil; meslektaşlara, meslek örgütlerine ve kamuoyuna “yalnız bırakmayalım” çağrısı olarak öne çıkıyor. Bugün yapılması gerekenin, bir ailenin sesini daha fazla insana ulaştırmak ve “Şehir plancıları yalnız değildir” sözünü gerçek bir dayanışmaya dönüştürmek olduğu vurgulanıyor.
#EvrenBuçanİçinAdalet #ŞehirPlancılarınaÖzgürlük










