back to top
Ana Sayfa Haberler 1.250 akademisyenden LGBTİ+ operasyonlarına tepki: “Meslektaşlarımızın yanındayız”

1.250 akademisyenden LGBTİ+ operasyonlarına tepki: “Meslektaşlarımızın yanındayız”

Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 1.250 akademisyen ve araştırmacı, Türkiye’de LGBTİ+ hak savunucularına ve örgütlerine yönelik “Ailem Güvende” operasyonlarına karşı ortak açık mektup yayımladı. Judith Butler, Slavoj Žižek, Thomas Piketty ve Étienne Balibar’ın da aralarında bulunduğu imzacılar, gözaltı ve tutuklamaların sona erdirilmesini, soruşturmaların durdurulmasını ve erişim engellerinin kaldırılmasını istedi.

Türkiye’de LGBTİ+ hak savunucularına yönelik operasyonlar uluslararası akademi çevrelerinin de gündemine girdi. Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 1.250 akademisyen ve araştırmacı, LGBTİ+ örgütleri, aktivistler ve hak savunucularına yönelik gözaltı ve tutuklamalara karşı ortak bir açık mektup yayımladı.

Mektubun imzacıları arasında feminist ve queer teori alanındaki çalışmalarıyla tanınan Judith Butler, filozof Slavoj Žižek, ekonomist Thomas Piketty ve filozof Étienne Balibar gibi isimlerin yanı sıra siyaset teorisyeni Wendy Brown, filozof ve sosyolog Axel Honneth, trans çalışmalarının önemli isimlerinden Susan Stryker ve Forensic Architecture’ın kurucusu Eyal Weizman da bulunuyor.

“Kitlesel Gözaltıları Kınıyoruz”

“Türkiye’de LGBTİ+ insan hakları savunucularının kitlesel olarak gözaltına alınmasını güçlü biçimde kınıyor ve derhal serbest bırakılmaları çağrısında bulunuyoruz” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, 13 Eylül’de Ankara, İstanbul ve Mersin başta olmak üzere çeşitli kentlerde LGBTİ+ aktivistlerinin evlerine ve hak örgütlerinin ofislerine düzenlenen baskınlara dikkat çekildi. Operasyonların, çok sayıda LGBTİ+ örgütü, hak savunucusu ve topluluk alanının internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesinin ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

Açık mektupta hedef alınan derneklerin yasal olarak kayıtlı kuruluşlar olduğu ve bazılarının 30 yılı aşkın süredir faaliyet yürüttüğü vurgulandı. Akademisyenler, bu kuruluşların faaliyetlerinin suç olarak nitelendirilmesinin yalnızca LGBTİ+ hareketine yönelik bir müdahale olmadığını, örgütlenme ve ifade özgürlüğü bakımından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.

İmzacılar, hak savunucularının faaliyetlerinin kriminalize edilmesinin örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından sorun oluşturduğunu ifade ederek, Türkiye’deki meslektaşları ve LGBTİ+ hareketiyle dayanışma içinde olduklarını açıkladı.

Dört Maddelik Çağrı

Akademisyenlerin Türkiye makamlarına yönelik çağrısı dört başlıkta toplandı.

Açıklamada, gözaltına alınanların serbest bırakılması, yürütülen soruşturmaların durdurulması, operasyonlarda el konulan bilgisayar, telefon ve diğer ekipmanların iade edilmesi ve erişim engellerinin kaldırılması istendi.

Mektupta ayrıca üniversitelere ve akademik kuruluşlara dayanışma çağrısı yapıldı. Akademisyenler, Türkiye’de LGBTİ+ hakları alanında çalışan meslektaşlarının yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek açıklamayı, “Meslektaşlarımızın ve Türkiye’deki LGBTİ+ hareketinin yanındayız” sözleriyle sonlandırdı.

Operasyonların Ardından Uluslararası Tepki Büyüyor

Açık mektup, Türkiye’de 12–14 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen operasyonların ardından gelen uluslararası tepkilerin son halkalarından biri oldu. İnsan Hakları İzleme Örgütü, operasyonlarda İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin’de LGBTİ+ haklarını savunan yedi örgüt ile HIV’le yaşayan kişilere destek veren iki kuruluşun hedef alındığını, en az 112 kişinin gözaltına alındığını ve bunlardan 82’sinin tutuklandığını bildirdi.

Avrupa Gençlik Forumu da operasyonların en az 15 ile yayıldığını, 160’tan fazla kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli süreç yürütüldüğünü açıkladı. Kuruluş, LGBTİ+ hak savunucuları ve genç insan hakları savunucularına yönelik operasyonlara karşı dayanışma çağrısı yaptı.

Operasyonların ardından yalnızca kişilere yönelik adli süreçler değil, örgütlerin ve hak savunucularının dijital alanlardaki faaliyetleri de hedef alındı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 12–16 Eylül arasında LGBTİ+ ve diğer hak örgütleri ile savunucularına ait çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişim engeli getirildiğini aktardı.

Bu nedenle akademisyenlerin açıklamasındaki dört talep yalnızca gözaltı ve tutuklamalarla sınırlı kalmıyor; örgütlenme, ifade, dijital iletişim ve akademik dayanışma alanlarını da kapsayan daha geniş bir özgürlük tartışmasına işaret ediyor.

Türkiye’de LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularına yönelik operasyonların hukuki niteliği ve soruşturmaların akıbeti yargı süreçleriyle belirlenecek. Ancak yaklaşık 1.250 akademisyen ve araştırmacının ortak açıklaması, Türkiye’deki gelişmenin artık yalnızca ülke içindeki LGBTİ+ hareketinin değil, uluslararası akademi ve insan hakları çevrelerinin de doğrudan takip ettiği bir mesele haline geldiğini gösteriyor.