İBB davası kapsamında tutuklu bulunan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökce, sosyal medya hesabından yayımladığı “Toprak Kokusu” başlıklı yazısında 530 gündür cezaevinde olmanın yarattığı özgürlük ve doğa özlemini anlattı. Gece yağan yağmurun ardından hücresine ulaşan toprak kokusunu özgürlüğün işareti olarak nitelendiren Gökce, tutukluluk süresinin yasal sınıra ulaştığını belirterek yaklaşan tutukluluk incelemesine ilişkin “temkinli iyimserlik” içinde olduğunu söyledi.
İBB davası kapsamında tutuklu bulunan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökce, 530 gündür devam eden tutukluluğunu ve cezaevinde yaşadığı özgürlük özlemini bu kez yağmur sonrası hücresine ulaşan toprak kokusu üzerinden anlattı.
Gökce, sosyal medya hesabından “Toprak Kokusu” başlığıyla yaptığı paylaşımda, gece başlayan yağmurun ardından hücresinin avluya açılan penceresinden içeri giren taze toprak kokusuyla uyandığını belirtti.
Her tarafı betonla çevrili cezaevi koşullarında toprağa duyduğu özlemi anlatan Gökce, önce duyduğu kokunun bir rüyadan kaynaklandığını düşündüğünü, ancak kısa süre sonra avlunun yağmur nedeniyle sırılsıklam olduğunu gördüğünü aktardı.
“Rüya sandığım şey gerçekmiş” diyen Gökce, pencereyi açtığında yağmurun kurumuş toprağa düşmesiyle oluşan kokunun hücresine dolduğunu belirtti.
“Betonun ve demirin arasında toprağın sıcaklığına sarıldım”
Gökce, toprak kokusunun hücresine ulaşmasını özgürlüğe dair güçlü bir duygu olarak tarif etti.
Beton duvarlar ve demir parmaklıklar arasında, dışarıdaki yaşamın küçücük bir işaretinin kendisine ulaştığını belirten Gökce, bu anı özgürlük umuduna tutunmanın bir yolu olarak anlattı.
Gökce’nin paylaşımındaki anlatı, cezaevindeki fiziksel izolasyonun karşısına doğanın en küçük izlerinden birini koyuyor: Yağmurun toprağa değmesiyle ortaya çıkan koku.
Gökce, özgürlüğün yalnızca cezaevi kapılarının açılması anlamına gelmediğini, dışarıdaki hayatın varlığını duyumsayabilmenin de özgürlüğün bir parçası olduğunu belirterek, insanın yokluğunda kaybettiklerinin değerini daha fazla fark ettiğini ifade etti.
“530 gündür göremediğim toprağın kokusuyla hayatın özlemini hatırladım”
Tutukluluğunun 530. gününe ulaştığını belirten Gökce, bu süre boyunca göremediği, üzerine basamadığı ve dokunamadığı toprağın kokusunun kendisine dışarıdaki hayatı yeniden hatırlattığını söyledi.
Gökce, cezaevinde insanı ayakta tutan şeyin yalnızca bir gün kapıların açılacağına ilişkin inanç olmadığını, kapılar kapalıyken dışarıdan içeri sızan küçük hayat belirtilerini fark edebilmenin de direnme gücü verdiğini ifade etti.
Bu çerçevede toprak kokusunu yalnızca bir doğa olayı olarak değil, özgürlüğün ve hayatın cezaevi duvarlarını aşabilen bir işareti olarak değerlendirdi.
“Yasal süre benim için doluyor”
Gökce’nin paylaşımında duygusal anlatının yanında tutukluluğuna ilişkin hukuki değerlendirmeler de yer aldı.
Yaklaşık 18 aylık tutukluluk süresine dikkat çeken Gökce, kendisine yöneltilen suçlamalar bakımından yasal tutukluluk süresinin dolduğunu ifade etti.
Ancak sürenin dolmasına rağmen tahliye edileceğinden emin olamamasının kendisini üzdüğünü belirten Gökce, yaşanan durumu yalnızca kendi dosyasıyla sınırlı görmediğini, Türkiye’de hukuk normlarından uzaklaşılmasının bir sonucu olarak değerlendirdiğini söyledi.
Gökce, bu tabloyu “güzel ülkeye ve insana” ilişkin bir kayıp olarak nitelendirdi.
Tutukluluk incelemesi öncesi “temkinli iyimserlik”
Bu perşembe günü yapılacağını belirttiği tutukluluk incelemesine de değinen Gökce, tahliye beklentisini tamamen yitirmediğini ancak önceki hayal kırıklıkları nedeniyle umut konusunda temkinli davrandığını ifade etti.
Gökce, bir yandan rüya sandığı toprak kokusunun gerçek çıkması gibi özgürlüğe ilişkin umudunun da gerçeğe dönüşmesini dilerken, diğer yandan beklentiyi fazla yükseltmemeye çalıştığını belirtti.
Bu nedenle kendisini “temkinli iyimserlik” duygusuyla ayakta tutmaya çalıştığını söyledi.
Cezaevindeki gündelik yaşamından da söz etti
Gökce, paylaşımının son bölümünde cezaevindeki gündelik yaşamına ilişkin kısa ayrıntılara da yer verdi.
Ziyaretine gelen Engin isimli kişiyle öğlene kadar sohbet ettiğini belirten Gökce, ardından hücresine döndüğünü, yeni avukat ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve avluda yürüyerek gökyüzüne baktığı molalar verdiğini anlattı.
Bu küçük ayrıntılar, uzun tutukluluk sürecinin gündelik hayatı nasıl daralttığını da gösteriyor. Hücre, avukat görüşleri, kısa yürüyüşler ve gökyüzüne bakmak, Gökce’nin anlatısında zamanın temel duraklarına dönüşüyor.
“Bir damla umut saklayın benim için”
530 günü geride bıraktığını belirten Gökce, bütün bu sürecin “sabır, inanç, direnç ve en çok umutla” sürdürüldüğünü söyledi.
Yazısını ise okurlarına yaptığı şiirsel bir çağrıyla tamamladı:
“Bir damla umut saklayın benim için, göğe bakma durağında.”
Gökce’nin paylaşımı, İBB davası kapsamında devam eden uzun tutukluluk sürecini hukuki tartışmaların yanı sıra insanın gündelik yaşamından eksilen doğa, özgürlük ve zaman duyguları üzerinden de görünür kılıyor.
530 gündür cezaevinde bulunan Gökce’nin toprak kokusuna ilişkin anlatısı, bir yandan tutukluluğun fiziksel sınırlarını ortaya koyarken, diğer yandan dışarıdaki hayatın en küçük izlerinin dahi bu sınırları aşabildiğini gösteriyor.
Kaynak: Doç. Dr. Buğra Gökce’nin sosyal medya hesabından 31 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı “Toprak Kokusu” başlıklı paylaşım.










