Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı, gazeteci-yazar Şükran Soner, bir süredir tedavi gördüğü hastanede 80 yaşında hayatını kaybetti. Meslek yaşamını 1966’da Cumhuriyet’te başlayan Soner, yaklaşık 60 yıl boyunca özellikle emek, çalışma yaşamı, eğitim ve toplumsal haklar alanındaki haber ve yazılarıyla Türkiye basınında kendine özgü bir yer edindi. Aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda çeşitli görevler üstlenen Soner, sendikal mücadele içinde de aktif rol aldı.
Türk basını, emek ve toplumsal haklar alanındaki haber ve yorumlarıyla öne çıkan gazeteci-yazar Şükran Soner’i kaybetti.
Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğini sürdüren ve Cumhuriyet gazetesinde yazılarına devam eden Soner, bir süredir tedavi gördüğü hastanede bu sabah yaşamını yitirdi. 80 yaşında hayatını kaybeden Soner’in cenaze törenine ilişkin ayrıntıların Cumhuriyet gazetesi tarafından daha sonra duyurulacağı bildirildi.
Yaklaşık altmış yıllık gazetecilik yaşamına Cumhuriyet gazetesinde başlayan Soner, meslek hayatı boyunca yalnızca gündelik siyasi gelişmeleri izleyen bir gazeteci olmadı. Çalışma yaşamı, emekçilerin sorunları, eğitim ve toplumsal haklar, onun gazeteciliğinin temel başlıkları arasında yer aldı.
Soner’in gazeteciliğinin ayırt edici yönlerinden biri, çalışma hayatını yalnızca ekonomik göstergeler veya toplu sözleşme haberleri üzerinden değil, emekçilerin gündelik yaşamları, hak mücadeleleri ve toplumsal konumları üzerinden ele alması oldu.
Gazeteciliğe Cumhuriyet’te başladı
1946 yılında Kosova’da dünyaya gelen Şükran Soner, gazeteciliğe 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı.
Türkiye’nin siyasal ve toplumsal açıdan en hareketli dönemlerinden geçen meslek yaşamında farklı görevler üstlenen Soner, haber ve yazılarıyla özellikle emek dünyasının görünür kılınmasına katkı sundu.
Onun gazetecilik çizgisinde işçilerin çalışma koşulları, sendikal mücadele, eğitim hakkı ve toplumsal adalet gibi başlıklar önemli yer tuttu.
Bu yönüyle Soner, gazeteciliği yalnızca olayları aktaran bir meslek olarak değil, toplumun farklı kesimlerinin sesini görünür kılma sorumluluğu taşıyan bir alan olarak değerlendiren kuşaktan bir gazeteci olarak öne çıktı.
Sendikal mücadelede de yer aldı
Şükran Soner’in gazeteciliği, meslek örgütlerindeki çalışmalarıyla da iç içe geçti.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası üyesi olan Soner, TGS’nin yönetim organlarında da görev yaptı.
1970’li yıllarda iki dönem TGS Genel Eğitim Sekreterliği görevini üstlenen Soner, gazetecilerin mesleki hakları ve örgütlenmesi konusunda yürütülen çalışmalarda aktif rol aldı.
1999 Genel Kurulu’nda yeniden TGS yönetimine giren Soner, Genel Başkan Vekili olarak görev yaptı. 2001 Genel Kurulu’nda ise Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanlığı’na seçildi.
Böylece Soner’in meslek hayatı yalnızca haber ve köşe yazılarıyla sınırlı kalmadı; gazetecilerin çalışma koşullarının ve sendikal haklarının savunulmasına yönelik örgütlü mücadelede de karşılık buldu.
Gazetecilikle toplumsal mücadeleyi buluşturan bir yaşam
Soner, gazetecilik faaliyetlerinin yanı sıra çeşitli toplumsal örgütlenmelerin çalışmalarında da yer aldı.
İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği ve Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı gibi kuruluşların kuruculuk ve yönetim çalışmalarında görev aldı.
Bu çalışmalar, Soner’in gazetecilik anlayışının temelini oluşturan hak, emek, demokrasi ve toplumsal tarih ekseninin meslek yaşamının dışına da taştığını gösterdi.
Onun uzun gazetecilik yaşamı, Türkiye’de basının siyasal baskılar, ekonomik dönüşümler ve çalışma yaşamındaki değişimlerle birlikte geçirdiği zorlu dönemlere de tanıklık etti.
Emek dünyasının tanıklığını yapan bir kalem
Şükran Soner’in ardından geride yalnızca Cumhuriyet sayfalarında yayımlanmış haberler ve yazılar değil, aynı zamanda Türkiye’de emek hareketinin ve gazetecilik mesleğinin geçirdiği dönüşüme ilişkin güçlü bir tanıklık kaldı.
Özellikle emekçilerin sorunlarını merkeze alan gazeteciliğiyle Soner, basında emeğin yalnızca haber konusu değil, toplumun temel meselelerinden biri olduğu fikrini savunan gazeteciler arasında yer aldı.
Bu nedenle Soner’in kaybı, yalnızca Cumhuriyet ailesi açısından değil, Türkiye’de emekten yana gazetecilik geleneği açısından da önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
Yaklaşık 60 yıllık meslek yaşamında Cumhuriyet’in sayfalarında emekçilerin, sendikaların ve toplumsal mücadelelerin izini süren Şükran Soner, gazeteciliğini yaşamının son dönemine kadar sürdürdü.
Şükran Soner, Türkiye basınında emek mücadelesinin ve gazetecilik mesleğinin hafızasında, sınıfın ve çalışanların sorunlarını görünür kılmaya çalışan bir gazeteci olarak yerini aldı.
Cenaze törenine ilişkin bilgiler Cumhuriyet gazetesi tarafından açıklanacak.










