back to top
Ana Sayfa Haberler Çocukluk İstatistik Değil: 70 Bin Erken Evlilik Verisi Türkiye’nin Sessiz Krizini Açığa...

Çocukluk İstatistik Değil: 70 Bin Erken Evlilik Verisi Türkiye’nin Sessiz Krizini Açığa Çıkarıyor

Aylin Nazlıaka, son beş yılda yaklaşık 70 bin çocuğun evlendirildiğini açıklayarak, bu tablonun yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, derin bir sosyal adaletsizlik ve yapısal ihmal krizine işaret ettiğini vurguladı.

Erken Yaşta Evlilikler: Sistematik Bir Hak İhlali

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Balıkesir’de düzenlenen “Erken Yaşta Evliliğe Hayır” etkinliğinde yaptığı açıklamada, erken yaşta evliliklerin bireysel tercihlerden ziyade yapısal sorunların sonucu olduğuna dikkat çekti.

Nazlıaka’ya göre, bir çocuğun erken yaşta evlendirilmesi; yalnızca eğitim hakkının elinden alınması değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın yok edilmesi ve şiddet döngüsüne mahkûm edilmesi anlamına geliyor. TÜİK verilerine dayandırdığı açıklamasında, son beş yılda yaklaşık 70 bin çocuğun evlendirildiğini, bunların 65 bin 713’ünün kız çocukları olduğunu belirten Nazlıaka, bu verilerin “yarım kalan hayatlar ve susturulan çocukluklar” anlamına geldiğini ifade etti.

Görünmeyen Gerçekler: Kayıt Dışı İstismar Ve Yargıdaki Tıkanma

Nazlıaka, erken yaşta evliliklerin yalnızca görünen yüzüyle sınırlı olmadığını, sistematik biçimde gizlenen ve kayıt dışı bırakılan bir boyutunun da bulunduğunu vurguladı. Şanlıurfa ve Gaziantep saha çalışmalarına atıfla, ailelerin yasal yaptırımlardan kaçınmak için çocukları farklı kimliklerle sağlık kurumlarına götürdüğünü, böylece çocuk yaşta gebeliklerin sistem dışına itildiğini belirtti.

Yargı süreçlerindeki gecikmelere de dikkat çeken Nazlıaka, yüzlerce dosyanın büyük bölümünün beklemede olduğunu ve yalnızca sınırlı sayıda vakanın mahkemeye taşındığını ifade etti. Bu durum, erken yaşta evliliklerin cezasızlıkla beslendiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Yoksulluk, Eşitsizlik Ve Politikasızlık: Krizin Üç Ayağı

Nazlıaka’nın değerlendirmesinde öne çıkan bir diğer unsur ise erken yaşta evliliklerin ekonomik ve yapısal temelleri oldu. Türkiye’de yüz binlerce çocuğun eğitim dışında kaldığını, ciddi bir kısmının yoksulluk içinde yaşadığını ve çocuk işçiliğinin yaygınlaştığını belirten Nazlıaka, bu koşulların özellikle kız çocuklarını daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.

Eğitim Reformu Girişimi verilerine göre yüz binlerce çocuğun örgün eğitim dışında kaldığını hatırlatan Nazlıaka, eşitsizliğin kendiliğinden ortadan kalkmayacağını, ancak güçlü sosyal politikalarla aşılabileceğini ifade etti.

Çözüm Çağrısı: Yasal Düzenleme Ve Sosyal Dönüşüm Birlikte

Nazlıaka, çözümün yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı kalamayacağını, kapsamlı bir sosyal dönüşüm gerektiğini vurguladı. Evlilik yaşının istisnasız 18 olarak belirlenmesi, dini nikâh yoluyla gerçekleştirilen kayıt dışı evliliklerin engellenmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Ayrıca yoksullukla mücadele, eğitime erişim, kadınların iş gücüne katılımı ve sosyal destek politikalarının güçlendirilmesinin kritik olduğunu ifade eden Nazlıaka, “çocuk gelin” kavramını reddederek bunun açık bir istismar olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, Türkiye’de erken yaşta evliliklerin yalnızca bireysel değil, ekonomik, hukuki ve toplumsal boyutları olan çok katmanlı bir kriz olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


  • NHY / CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu açıklamaları