back to top
Ana Sayfa Haberler Fon Krizinde SPK’ye Zor Sorular: Denetim Neden Gecikti?

Fon Krizinde SPK’ye Zor Sorular: Denetim Neden Gecikti?

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yatırım fonu krizine ilişkin yasa teklifi görüşülürken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile SPK Başkanı Mahmut Sütcü toplantıya katılmadı. SPK Başkan Yardımcısı Aytaç Dikmen, SPK İkinci Başkanı Ahmet Aksu ve Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı’nın açıklamaları ise krizin nasıl büyüdüğü ve denetim kurumlarının neden zamanında müdahale edemediği sorularını gündeme taşıdı. Gerekli onay olmadan işlem gördüğü belirtilen fon, yatırımcıların hukuki durumu ve Tera’ya sağlanan 9 milyar liralık finansman, görüşmelerin en tartışmalı başlıkları oldu.

Türkiye’de yatırım fonları üzerinden yaşanan krizin ardından hazırlanan yasa teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Ancak görüşmeler, yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağından çok, bu zararların ortaya çıkmasına yol açan işlemlerin neden önlenemediği sorusu etrafında yoğunlaştı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in toplantıya katılmaması, SPK Başkanı Mahmut Sütcü’nün ise rahatsızlığı nedeniyle bulunmadığının bildirilmesi muhalefetin tepkisini çekti. Komisyonda kurumları temsil eden yöneticilerin açıklamaları, denetim süreçlerindeki tartışmalı noktaları görünür kıldı.

Onaysız İşlem Gören Fon Nasıl Büyüdü?

SPK İkinci Başkanı Ahmet Aksu, Tera Portföy Serbest Fonu’nun gerekli kurul onayı olmadan Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformunda (TEFAS) işlem görmeye başladığını açıkladı.

İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta, SPK’nin durumu fark etmesiyle yaptırım uygulaması arasında 11 ay geçtiğini, bu süreçte yatırımcı sayısının 161’den 111 bine yükseldiğini ileri sürdü. Aksu ise söz konusu sürenin 11 ay değil, bir ay olduğunu savundu.

İki açıklama arasındaki farklılık, denetimin hangi tarihte başladığı ve hangi aşamada müdahale edildiği sorusunu gündeme getirdi. Ancak tartışmanın özü değişmedi: Gerekli onay bulunmadığı belirtilen bir fon nasıl işlem görebildi ve yatırımcı sayısı büyürken denetim mekanizmaları neden yeterli korumayı sağlayamadı?

Aksu’nun müdahalelerin piyasada olumsuz etki yaratmaması gerektiği yönündeki değerlendirmesi de tartışıldı. Çünkü piyasada paniği önlemek ile yatırımcıları risklerden korumak, birbirinin yerine geçebilecek sorumluluklar değil.

SPK: Tasfiye Etmeseydik Paralarını Alamayacaklardı

Komisyonda bir başka tartışma, fonlardan parasını çekmek için satış emri veren yatırımcıların hukuki durumu üzerine yaşandı.

Erhan Usta, satış emrini zamanında vermiş kişilerin neden alacaklı olarak değil, fon pay sahibi olarak değerlendirildiğini sordu. SPK Başkan Yardımcısı Aytaç Dikmen ise fonun temerrüt durumunda olduğunu belirterek tasfiye kararı alınmasaydı yatırımcıların paralarını alamayacağını savundu.

Bu yanıt, SPK’nin krize müdahalesinin gerekçesini açıklasa da daha önceki denetim süreçlerine ilişkin soruları ortadan kaldırmadı. Çünkü bir fon ödeme yapamaz hale geldikten sonra tasfiye kararı almak ile o fonun bu noktaya gelmesini önlemek farklı sorumluluklar.

Yatırımcıların hangi hukuki statüde değerlendirileceği de önem taşıyor. Alacaklı olmakla tasfiyeden pay almak arasındaki fark, geri alınabilecek paranın miktarını ve süresini doğrudan etkileyebiliyor.

Tera’ya 9 Milyar Lira Finansman

Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı’nın açıklamaları, finansal işlemlerin büyüklüğünü ortaya koydu. Arıncı, Tera’ya sağlanan 9 milyar liralık finansman karşılığında 21 milyar liralık teminat alındığını belirtti.

Erhan Usta’nın finansmanın son güne kadar sürdüğü yönündeki eleştirisine ise son güne değil, son haftaya kadar devam edildiği yanıtını verdi.

Bu açıklama, finansmanın hangi tarihlerde ve hangi risk değerlendirmeleriyle sürdürüldüğü sorusunu gündeme taşıdı. Takasbank’ın yüksek tutarda teminat almış olması, işlemin güvenceye bağlandığı yönündeki savunmasını destekliyor. Ancak fonların mali durumu bozulurken finansman sağlanmaya devam edilmesinin sonuçları ayrıca incelenmeyi gerektiriyor.

Uyarılar Vardı, Peki Sonuç Ne Oldu?

Fon krizi öncesinde Borsa İstanbul’un SPK’ye yaptığı bildirimler de tartışma konusu oldu. SPK, 6 Ekim tarihli açıklamasında, 2025’ten bu yana 130 uyarının dikkate alınmadığı yönündeki haberleri reddetti; bildirimlerin değerlendirildiğini ve gerekli denetim işlemlerinin yapıldığını savundu.

Kurum, 2025 yılında 2 milyar 741 milyon lira, 2026’nın ilk dokuz ayında ise 948 milyon lira idari para cezası uygulandığını açıkladı. Aynı dönemlerde yüzlerce kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu bildirdi.

Ancak yaptırım sayılarının yüksek olması, krize konu fonlarda denetimin zamanında ve yeterli biçimde yapıldığını tek başına göstermiyor. Bunun anlaşılabilmesi için uyarıların tarihleri, içerikleri ve bunlara karşı alınan kararların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Krizin Bedeli ve Siyasi Sorumluluk

Komisyonda kabul edilen yasa teklifi, tasfiye edilen fonların varlıklarının değerlendirilmesini, hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı tespit edilen değerlerin geri kazanılmasını ve yatırımcı zararlarının karşılanmasına yönelik işlemleri düzenlemeyi amaçlıyor.

Ancak tasfiye işlemleri, krizin nedenlerini araştırma ve sorumluları belirleme gereğini ortadan kaldırmıyor. SPK’nin hangi işlemlerden ne zaman haberdar olduğu, Takasbank’ın finansmanı hangi koşullarda sürdürdüğü ve denetim kurumları arasındaki bilgi akışının nasıl işlediği hâlâ yanıt bekleyen sorular arasında bulunuyor.

Mehmet Şimşek ile SPK Başkanı’nın komisyona katılmaması, bu nedenle yalnızca toplantıya ilişkin bir eksiklik olarak görülmüyor. Muhalefetin eleştirileri, böylesine büyük bir mali krizde en üst düzey yöneticilerin de kamuoyu önünde hesap vermesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.

Sermaye piyasalarındaki güven, yalnızca fonların büyümesiyle veya finansal işlemlerin artmasıyla sağlanamaz. Bu güvenin temelinde, kuralların herkese eşit uygulanması, denetimin zamanında yapılması ve yatırımcıların doğru bilgilendirilmesi bulunuyor. Krizden sonra çıkarılan yasalar, kayıpların bir bölümünü karşılayabilir; ancak denetimin neden yetersiz kaldığı açıklığa kavuşturulmadıkça benzer sorunların yeniden yaşanmayacağının güvencesi oluşmaz.

Fonlar büyürken, yatırımcı sayısı artarken ve milyarlarca liralık finansman işlemleri sürerken denetim kurumları hangi bilgilere sahipti? Asıl önemlisi, bugün yatırımcıların zararlarını gidermeye çalışan kurumlar, bu zararların doğmasını neden önleyemedi?


  • NHA / TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri, soL Haber, Cumhuriyet, Anadolu Ajansı, SPK’nin 6 Ekim 2026 tarihli açıklaması.