Tutuklu gazetecilere yönelik operasyonlara karşı Ankara Adliyesi önünde buluşan basın örgütleri, sanatçılar ve gazeteciler; Türkiye’de haber yapmanın giderek kriminalize edildiğini, yargının ise ifade özgürlüğü üzerinde baskı aracına dönüştürüldüğünü savundu.
Adliye Önünde Ortak Tepki
Tutuklu Alican Uludağ’ın bugün görülecek ilk duruşması öncesinde Ankara Adliyesi önünde toplanan gazeteciler, sendikalar ve sivil toplum temsilcileri, yargılamanın yüz yüze yapılmasını ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.
Eyleme DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, KESK Haber-Sen ve Basın Konseyi başta olmak üzere çok sayıda meslek örgütü katıldı.
DW Türkçe muhabiri ve ÇGD Başkanı Kıvanç El, tutuklu gazetecilerin savunma hakkının kısıtlandığını belirterek, “Hiçbir gazeteci yaptığı haber nedeniyle tutuklu yargılanmamalı” dedi.
Talepler yalnızca Alican Uludağ ile sınırlı değildi. Cezaevinde bulunan İsmail Arı, Merdan Yanardağ ve Pınar Gayıp için de tahliye çağrısı yapıldı.
Basın Özgürlüğü Yerine Ceza Politikası
Uluslararası Af Örgütü de yaptığı açıklamada, gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin ifade özgürlüğü üzerinde baskı yarattığını vurguladı.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Örgüt ayrıca “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türk milletini ve devletin organlarını aşağılama” suçlarını düzenleyen maddelerin kaldırılması çağrısında bulundu.
Açıklamada dikkat çekilen en çarpıcı verilerden biri ise Adalet Bakanlığı istatistikleri oldu. Buna göre yalnızca 2024 yılı içinde “cumhurbaşkanına hakaret” ve “devleti aşağılama” suçlamalarıyla 55 binden fazla kişi hakkında soruşturma açıldı.
Bu tablo, Türkiye’de ifade özgürlüğü tartışmasının artık yalnızca gazetecileri değil; doğrudan toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren yapısal bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor.
Sanatçılar Ve Gazetecilerden Dayanışma
Hafta boyunca çok sayıda gazeteci, sanatçı ve yazar da tutuklu gazeteciler için dayanışma mesajları yayımladı.
Erkan Arıkan, gazeteciliğin kamuoyunu bilgilendirme görevi olduğunu vurgulayarak “Gazetecilik suç değildir” dedi.
Gazeteci Şule Aydın ise kamuoyuna “Şimdi susmama sırası sizde” çağrısında bulundu.
Barış Pehlivan, Timur Soykan, Murat Ağırel ve Barış Terkoğlu da yaptıkları açıklamalarda gazetecilerin susturulmaya çalışıldığını belirtti.
Sanat dünyasından Nur Sürer, Cezmi Baskın, Levent Üzümcü ve Sabahat Akkiraz da tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısına destek verdi.
Yazar Ahmet Ümit ve gazeteci-yazar Mine Söğüt ise gazetecilerin hukuksuzlukları haber yaptıkları için yargılandığına dikkat çekti.
SEGBİS Tartışması Ve Savunma Hakkı
Gazetecilerin ve hukukçuların en güçlü itirazlarından biri de duruşmaların SEGBİS sistemi üzerinden yapılması oldu.
Eleştirilere göre, Alican Uludağ’ın mahkemeye fiziken çıkarılmaması yalnızca teknik bir tercih değil; savunma hakkını zayıflatan bir uygulama niteliği taşıyor.
Gazeteciler, yüz yüze savunma hakkının engellenmesini adil yargılanma ilkesine aykırı olarak değerlendirirken, bu uygulamanın Türkiye’de basın davalarında giderek yaygınlaşmasına dikkat çekiyor.
Gazetecilik Faaliyeti Mi, Güvenlik Sorunu Mu?
Türkiye’de son dönemde gazetecilere yönelik soruşturma ve tutuklamaların artması, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden uluslararası gündeme taşıdı.
Eleştirilerin odağında ise şu soru bulunuyor: Kamu adına bilgi toplayan gazeteciler mi yargılanıyor, yoksa iktidarın rahatsız olduğu haberler mi cezalandırılıyor?
Bugün Ankara Adliyesi önünde verilen mesaj, yalnızca birkaç gazetecinin serbest bırakılması talebi değildi. Aynı zamanda Türkiye’de gazeteciliğin suç faaliyeti gibi gösterilmesine karşı ortak bir itirazdı.
- TB / DW Türkçe, Uluslararası Af Örgütü açıklaması, Çağdaş Gazeteciler Derneği açıklamaları














