back to top
Ana Sayfa Yorum Felsefe Sokrates’in Yapay Zekâ Kaygısı: Düşünmenin Yerini Alan Cevaplar Ruhun Körelmesine Mi Yol...

Sokrates’in Yapay Zekâ Kaygısı: Düşünmenin Yerini Alan Cevaplar Ruhun Körelmesine Mi Yol Açıyor?

Yazar Dimitrios Aristopoulos, “Why Socrates Would Fear Artificial Intelligence” başlıklı analizinde, yapay zekânın insan zihni üzerindeki etkilerini Antik Yunan felsefesi ışığında tartışıyor; Sokrates’ten Plato’ya, Aristoteles’ten Vygotsky’ye uzanan düşünsel bir hat üzerinden, hazır cevapların düşünme, öğrenme ve ruh terbiyesi üzerindeki yıkıcı potansiyeline dikkat çekiyor.

Sokrates’in Uyarısı: Bilgi İllüzyonu Ve Düşünmenin Çöküşü

Dimitrios Aristopoulos’un makalesi, yapay zekânın hızla hayatın merkezine yerleştiği bir dönemde, Antik Yunan felsefesinin kurucu isimlerinden Sokrates’in ne söyleyeceği sorusuyla açılıyor. Aristopoulos’a göre Sokrates, yapay zekânın teknik kapasitesinden değil, insanın bu teknolojiye teslim olma eğiliminden kaygı duyardı. Çünkü Sokrates, daha kendi çağında yazının yaygınlaşmasını bile hafıza ve gerçek kavrayış için bir tehdit olarak görmüş, “bilgiye sahip olma görüntüsü” ile “bilgiyi üretme” arasındaki farkı ısrarla vurgulamıştı.

Sokrates’e göre bir düşünceyi okumak, onu üretmekle aynı şey değildi. Hakiki bilgi; konuşma, sorgulama, itiraz ve zihinsel mücadeleyle doğardı. Aristopoulos, bu yaklaşımın bugün yapay zekâ ile üretilen metinler, çözümler ve fikirler karşısında yeniden anlam kazandığını savunuyor.

Üretim Etkisi: Zorlanmadan Öğrenme Olmaz

Makale, modern psikoloji araştırmalarıyla Sokratesçi yöntemi yan yana getiriyor. 1978’de tanımlanan “generation effect” (üretim etkisi), bireylerin bilgiyi kendileri üretmeye çalıştıklarında çok daha kalıcı öğrendiklerini ortaya koyuyor. Deneylerde, yalnızca okuyan katılımcıların bilgiyi neredeyse tamamen unuttuğu, buna karşılık cevabı kendisi üretmeye çalışanların yüksek oranda hatırlama sağladığı görülüyor.

Aristopoulos’a göre bu bulgu, Sokratik sorgulamanın modern bilimsel bir teyidi niteliğinde. Zorluk, çaba ve zihinsel gerilim; bilginin beyinde kök salmasını sağlıyor. Yapay zekâ ise tam tersine, bu süreci by-pass ederek cevabı doğrudan sunuyor.

Konuşma, Diyalog Ve Zihnin İnşası

Makale, Sovyet psikolog Lev Vygotsky’nin “düşünce konuşmayla gelişir” tezine de atıf yapıyor. İnsan önce başkalarıyla diyalog kurar, ardından bu diyalogu içselleştirerek iç konuşmaya dönüştürür. Bebeklerin seslerle oynaması, kelimeleri denemesi ve hatalar yapması, düşüncenin temelini oluşturur.

Bu açıdan bakıldığında, Aristopoulos’a göre yapay zekâ destekli öğrenme, bu doğal süreci zayıflatma riski taşıyor. Çünkü hazır cevaplar, bireyin zihinsel üretim kaslarını çalıştırmadan sonuç almasını sağlıyor.

Platon, Hatırlama Ve Yazının Sınırları

Yazar, Sokrates’in öğrencisi Platon’un da yazıya karşı mesafeli olduğunu hatırlatıyor. Menon diyaloğunda Sokrates’in bir köleyi yönlendirilmiş sorularla doğru sonuca ulaştırması, bilginin öğretilmediğini; hatırlandığını savunan “anamnesis” (hatırlama) öğretisini simgeliyor. Bu yaklaşımda öğrenme, dışarıdan bilgi yüklemek değil, zihindeki potansiyeli açığa çıkarmaktır.

Platon, Phaidros ve Yedinci Mektup’ta felsefenin yazıyla aktarılamayacağını, gerçek bilginin ancak canlı diyalogla ve ruh terbiyesiyle mümkün olduğunu savunur. Aristopoulos, bu noktada yapay zekânın yazılı ve statik doğasının Platoncu eleştiriyi yeniden güncel kıldığını ileri sürüyor.

Pythagoras’tan Aristoteles’e: Disiplin Ve Aktif Akıl

Makale, Pythagorasçı geleneğe de uzanıyor. Pythagoras’ın öğrencilerini uzun süre sessizlik, disiplin ve ahlaki gözlemden geçirmesi; bilginin karakter dönüşümü olmadan mümkün olmadığını gösteriyor. Bilgi, yalnızca öğrenilen değil, yaşanan bir süreçtir.

Aristoteles’in “aktif akıl” (nous energeia) ve “pasif akıl” (nous pathetikos) ayrımı da bu bağlamda ele alınıyor. Aristopoulos’a göre yapay zekâ, pasif aklın mükemmel bir simülasyonu olabilir; ancak aktif aklın yaratıcılığı, merakı ve etik yönelimi makinelere aktarılamaz.

Yapay Zekâ Ve Zihinsel Atrofi Riski

Aristopoulos, öğrenciler üzerinde yapılan güncel deneylere işaret ederek, yapay zekâya aşırı bağımlılığın beyin aktivitesini düşürdüğünü, hafızayı zayıflattığını ve problem çözme becerilerini körelttiğini vurguluyor. Yapay zekâ düşünmez; düşüncenin devamını getirir. İnsan ise düşünceyi deneyim, arzu ve ahlaki sorguyla üretir.

Bu nedenle Sokrates’in asıl korkusu, yapay zekânın kendisi değil; insanın düşünme zahmetinden vazgeçmesidir. Hazır cevaplara alışan bir toplumda soru sorma yetisi zayıflar, özgünlük azalır ve bilgelik yerini bilgi illüzyonuna bırakır.

Sokratik Paradox: Cevaplar Ucuzsa Sorular Değerlidir

Makale, güçlü bir felsefi sonuçla sona eriyor: Cevapların bol ve ucuz olduğu bir çağda, sorular her zamankinden daha değerlidir. Sokrates’in mirası da tam burada yatmaktadır. Yapay zekâ bir araç olabilir; ancak insan, sorgulamayı, üretmeyi ve zihinsel mücadeleyi terk ederse, bu araç ruhu körelten bir ikameye dönüşür.

Aristopoulos’a göre yapay zekâ çağının asıl sınavı teknolojik değil, ahlaki ve entelektüeldir: İnsanlar düşünmeye devam edecek mi, yoksa düşünmenin simülasyonuyla yetinecek mi?


Kaynaklar:

  • Dimitrios Aristopoulos, Why Socrates Would Fear Artificial Intelligence
  • Platon, Menon, Phaidros, Yedinci Mektup
  • Lev Vygotsky, Dil ve Düşünce Kuramı
  • Aristoteles, De Anima

Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.