Bir hukuk dosyasının en ağır bedeli bazen mahkeme salonlarında değil, hiçbir suçu olmayan çocukların hayatında görünür hale gelir. Murat Kapki’nin 8 yaşındaki oğlu Burak’ın okul kaydının yenilenmeyeceği iddiası, cezaların şahsiliği ilkesinin ve “çocuğun üstün yararı” kavramının yalnızca hukuk kitaplarında mı kaldığı sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Bir çocuğun adı, kendi hayat hikâyesiyle değil de babasının içinde bulunduğu bir soruşturmayla anılmaya başladığında, orada hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir eşik oluşur.
Çünkü çocuklar yetişkinlerin siyasi mücadelelerinin, hukuki hesaplaşmalarının ya da toplumsal gerilimlerinin tarafı değildir. Onların dünyası; okul sıraları, arkadaşlıklar, oyunlar ve güven duygusu üzerine kuruludur.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Murat Kapki’nin oğlu Burak Kapki hakkında ortaya atılan kayıt yenilememe iddiası tam da bu nedenle yalnızca bir okul kararı olarak değerlendirilemez.
Ortada bir çocuğun eğitim hayatı, sosyal çevresi ve psikolojik güvenliği vardır.
Çocuğun Dosyaya Dönüşen Hikâyesi
İddialara göre TED Acarkent Koleji yönetimi, 8 yaşındaki Burak Kapki’nin yeni eğitim döneminde kaydını yenilememe kararı aldı. Ailenin ve destek veren çevrelerin aktardığına göre Burak, babasının tutukluluğu sonrası zor bir psikolojik süreç yaşadı; destek aldı ve zaman içinde toparlanma gösterdi.
Bu süreçte asıl dikkat çekici olan ise sınıf velilerinin yaklaşımı oldu.
Velilerin okul yönetimine gönderdiği belirtilen destek mektubunda Burak’ın sınıf ortamına uyum sağlayan, arkadaşları tarafından sevilen bir öğrenci olduğu ifade edildi. Çocukların onu dışlamadığı, aksine birlikte olmaktan mutlu olduğu anlatıldı.
Bu tablo bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bazen yetişkinlerin oluşturduğu korku ve önyargı duvarlarını çocuklar kendi doğal vicdanlarıyla aşabiliyor.
Hukukun Gerçek Sınavı: Suçun Gölgesi Kime Düşer?
Bir hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri cezaların şahsiliğidir.
Yani bir kişi hakkında yürütülen soruşturma veya açılan dava, o kişinin ailesine; hele ki hiçbir iradi sorumluluğu olmayan çocuklarına yöneltilemez.
Bir baba hakkında yürüyen hukuki süreç nedeniyle bir çocuğun eğitim hakkının tartışma konusu olması, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, hukuk kültürünün sınandığı bir alandır.
Çünkü adalet sadece mahkeme kararlarından ibaret değildir. Adalet aynı zamanda toplumun en güçsüz bireylerini nasıl koruduğuyla ölçülür.
Bir çocuğun, hakkında hiçbir suç isnadı olmayan bir bireyin, yetişkinlerin dünyasındaki çatışmalar nedeniyle bedel ödemesi; “çocuğun üstün yararı” ilkesinin anlamını sorgulatır.
Okulun Görevi: Koruma Mı, Uzaklaştırma Mı?
Eğer kayıt yenilememe kararı gerçekten verildiyse, kamuoyunun bilmesi gereken temel mesele kararın gerekçesidir.
Bu karar pedagojik bir değerlendirmeye mi dayanıyor?
Çocuğun eğitim ortamıyla ilgili somut bir sorun mu var?
Yoksa yetişkinlerin yaşadığı hukuki ve siyasi gerilim, bir çocuğun okul hayatına mı yansıyor?
Bu soruların yanıtı önemlidir. Çünkü eğitim kurumları yalnızca akademik bilgi veren yerler değildir; çocukların kendilerini güvende hissettikleri sosyal alanlardır.
Bir çocuğun yaşadığı travmayı azaltması gereken kurumların, onu yeni bir kırılmayla karşı karşıya bırakmaması beklenir.
Asıl Soru: Biz Nasıl Bir Toplum Olmak İstiyoruz?
Bugün tartıştığımız şey yalnızca bir okul kaydı değildir.
Asıl tartışma şudur:
Bir insan hakkında yürüyen hukuki süreç, onun çocuğunun hayatına ne kadar uzanabilir?
Bir toplum, yetişkinlerin çatışmalarında çocukları ne kadar koruyabilir?
Ve en önemlisi; adalet anlayışımız, en savunmasız olanlara dokunduğunda nasıl davranır?
Çünkü hukuk devletinin gerçek ölçüsü, güçlülerin haklarını koruduğu anlar değil; hiçbir gücü olmayan çocukların yanında durduğu anlardır.
Bir çocuğun omzuna yetişkinlerin yükünü bırakmadığımız gün, yalnızca bir çocuğu değil, kendi vicdanımızı da korumuş oluruz.

- Murat Kapki’nin Oğlu İçin Kayıt Yenileme Krizi: Ceza Kime Kesiliyor? - 16 Haziran 2026
- Tavuk Fiyatları Düşerken Beyaz Et Sektörüne Operasyon Tartışması - 13 Haziran 2026
- Özel: Hedefte Sadece CHP Değil, Türkiye’nin Demokrasi İddiası Var - 11 Haziran 2026












