back to top
Ana Sayfa Haberler Nazır Kapusuz’dan 19 Mart ve Fon Krizi Uyarısı: “Bedava Peynir Kapanın İçindeydi”

Nazır Kapusuz’dan 19 Mart ve Fon Krizi Uyarısı: “Bedava Peynir Kapanın İçindeydi”

İktisatçı Nazır Kapusuz, 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonun ekonomik sonuçlarının rastlantısal olmadığını, iktidarın siyasi müdahalenin maliyetini karşılayabilecek araçları önceden hazırladığını savundu. Praksis Güncel’de yayımlanan analizinde para piyasası fonlarının yaygınlaştırılmasına, Merkez Bankası rezervlerinin kullanılmasına ve yüksek faiz politikasına dikkat çeken Kapusuz, son açıklamasında Tera çevresindeki fon hareketlerinin de bu süreçten bağımsız değerlendirilemeyeceğini ileri sürdü. İktisatçının iddiaları, siyasi kararların ekonomik maliyetinin kimlere yüklendiği ve finans piyasalarının nasıl denetlendiği sorularını yeniden gündeme taşıdı.

19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan siyasi kriz, döviz piyasalarında sert dalgalanmalara ve Merkez Bankası’nın müdahalelerine yol açmıştı. İktisatçı Nazır Kapusuz, 16 Mayıs 2025’te Praksis Güncel’de yayımlanan 19 Mart ve Ekonomik Etkileri başlıklı yazısında, yaşananların yalnızca siyasi bir kararın beklenmedik ekonomik sonuçları olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Kapusuz’a göre iktidar, böyle bir müdahalenin döviz kuru, faizler ve sermaye hareketleri üzerindeki etkilerini öngörmüş ve bunları yönetebilmek için önceden ekonomik hareket alanı oluşturmuş olabilir.

Kapusuz, yazısında 19 Mart sabahı dolar kurunun kısa süreliğine 41 liraya kadar yükseldiğini, Merkez Bankası’nın döviz satışlarıyla yükselişi sınırladığını ve müdahalelerin yaklaşık 60 milyar dolarlık rezerv kullanımına ulaştığını belirtti. Döviz satışlarının doğrudan aynı tutarda zarar anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan iktisatçı, buna karşılık rezervlerin yeniden oluşturulmasının önemli bir ekonomik maliyet taşıdığına dikkat çekti.

Para Piyasası Fonları Kimin İçin Güvenliydi?

Kapusuz’un analizindeki en dikkat çekici bölüm, 19 Mart öncesinde para piyasası fonlarının (PPF) giderek daha geniş kesimlere önerilmesiyle ilgili. İktisatçı, sosyal medyada bu fonların yüksek getirili ve güvenli yatırım araçları olarak yaygın biçimde tanıtıldığını, küçük tasarruf sahiplerinin de bu alana yöneldiğini anlattı. Faizlerin düşeceği beklentisiyle cazip görünen fonlar, siyasi operasyonun ardından tahvil faizlerinin yükselmesi ve tahvil fiyatlarının gerilemesiyle değer kaybı riskiyle karşılaştı.

Bu gelişmenin somut ekonomik karşılığı da vardı. TEFAS verilerine dayanan piyasa haberlerine göre para piyasası fonlarının toplam büyüklüğü, 18 Mart 2025’te yaklaşık 1 trilyon 443 milyar lirayken birkaç gün içinde 1 trilyon 274 milyar liraya geriledi. Yaklaşık 169 milyar liralık azalma, fonlardan çıkışın boyutunu gösterirken, tamamının yatırımcı zararı anlamına gelmediği de dikkate alınmalı.

Kapusuz, bu süreci siyasi müdahalenin maliyetinin Türk lirasında birikim yapan tasarruf sahiplerine aktarılması olarak yorumladı. Ona göre döviz kurunu denetim altında tutmak ve yabancı sermayenin yüksek faiz gelirini korumak amacıyla uygulanan politikalar, büyük sermaye ile küçük tasarruf sahipleri üzerinde aynı sonuçları doğurmadı.

Tera Fonları İçin Ayrı Bir Soruşturma Çağrısı

Kapusuz, son sosyal medya açıklamasında değerlendirmesini Tera çevresindeki fon hareketlerine taşıdı. Diğer para piyasası fonlarının getirilerinin zayıfladığı, borsanın sert kayıplar yaşadığı bir dönemde Tera bağlantılı fonların belirli hisseler üzerinden yükseltildiğini öne sürdü. Bu işlemlerin siyasi iktidarın ve ekonomi yönetiminin bilgisi dışında gerçekleşmiş olamayacağını savunan iktisatçı, yaşananları yalnızca birkaç kişinin dolandırıcılık girişimi olarak değerlendirmenin yetersiz olduğunu belirtti.

Bununla birlikte Tera fonlarının hangi işlemlerle, kimlerin yönlendirmesiyle ve hangi amaçla hareket ettirildiği konusunda Kapusuz’un açıklamaları henüz bağımsız biçimde doğrulanmış bir sonuca işaret etmiyor. Fonların portföy hareketleri, ilişkili şirket işlemleri, fiyat oluşumları ve denetim süreçlerinin incelenmesi, ileri sürülen iddiaların açıklığa kavuşturulması bakımından önem taşıyor.

Kapusuz’un Ekim 2026’da gündeme getirdiği başka bir iddia da Tera, Katılımevim ve Emlak Katılım arasındaki hisse işlemleriyle ilgiliydi. İktisatçı, kamu bağlantılı kuruluşlar üzerinden fon sistemine milyarlarca liralık kaynak aktarılmış olabileceğini ileri sürdü. Ancak söz konusu işlemlerin kamu zararı oluşturup oluşturmadığı ve iddia edilen kaynak aktarımının kapsamı, resmî belgelerle ayrıca ortaya konulması gereken konular arasında bulunuyor.

Siyasi Kararın Ekonomik Bedelini Kim Ödedi?

Kapusuz’un 2025 tarihli yazısının merkezinde yalnızca finans piyasaları değil, bu politikaların çalışanlar üzerindeki sonuçları da yer alıyordu. Yükselen kredi faizlerinin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman maliyetlerini artıracağını, şirketlerin bu yükü ücretleri baskılayarak veya işçi çıkararak hafifletmeye çalışabileceğini belirten iktisatçı, büyük sermayenin ise döviz kredileri ve yüksek faizli finansal varlıklar sayesinde farklı korunma olanaklarına sahip olduğunu vurguladı.

Bu değerlendirme, 19 Mart sonrasında yaşanan ekonomik sarsıntının toplumun bütün kesimlerini aynı biçimde etkilemediğini gösteren önemli bir tartışma açıyor. Siyasi kararların maliyeti kamu rezervleri, yüksek faizler ve küçük tasarruf sahiplerinin kayıpları üzerinden karşılanırken, finansal sistemdeki büyük aktörlerin hangi işlemlerle korunduğunun araştırılması gerekiyor.

Nazır Kapusuz’un ortaya koyduğu tablo, bütün finansal hareketlerin önceden tasarlandığını kesin olarak kanıtlamıyor. Ancak 19 Mart öncesindeki fon hareketleriyle sonrasındaki para politikaları ve Tera çevresinde gündeme gelen işlemlerin birlikte incelenmesini gerektiren ciddi sorular içeriyor.

19 Mart’ın ekonomik sonuçlarını yalnızca döviz kurundaki yükseliş veya borsadaki düşüşle ölçmek yeterli değil. Asıl araştırılması gereken, siyasi bir müdahalenin ardından kimin birikiminin eridiği, kimin sermayesinin korunduğu ve bu süreçte kamu gücünün hangi ekonomik çıkarların hizmetinde kullanıldığıdır.


  • NHA / Nazır Kapusuz, Praksis Güncel, Cumhuriyet, Evrensel, Midas, TEFAS, Kamuyu Aydınlatma Platformu