Sırbistan’da 2024 yılında 16 kişinin yaşamını yitirdiği Novi Sad tren istasyonu faciasının ardından başlayan öğrenci protestoları, iki yıl içinde ülke yönetimine aday olan bir harekete dönüştü. Üniversite meclislerinde belirlenen adaylar, ortak karar alma yöntemleri ve geleneksel muhalefetten bağımsız örgütlenme biçimi, 25 Ekim seçimlerini yalnızca iktidar değişikliği tartışması olmaktan çıkararak demokratik temsilin nasıl kurulabileceği sorusunu gündeme taşıdı.
Sırbistan’da yaklaşık iki yıldır devam eden öğrenci protestoları, 25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimleriyle yeni bir aşamaya ulaştı. 1 Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi sonucu 16 kişinin yaşamını yitirmesinin ardından başlayan gösteriler, zamanla devlet kurumlarının hesap verebilirliği, kamu ihalelerinin denetlenmesi ve siyasal yönetimin değişmesi taleplerini içeren geniş bir toplumsal harekete dönüştü. Başlangıçta facianın sorumlularının belirlenmesini isteyen öğrenciler, bugün ülkeyi uzun yıllardır yöneten Aleksandar Vučić ve iktidar partisinin karşısında kendi adaylarıyla seçimlere katılan örgütlü bir güç hâline geldi.
Belgrad Üniversitesi’nden siyaset bilimci Filip Balunović, 21 Ekim’de yayımlanan değerlendirmesinde bu dönüşümün yalnızca protestoların büyüklüğüyle açıklanamayacağını belirtiyor. Balunović’e göre hareketin ayırt edici özelliği, karar alma süreçlerini üniversite meclisleri üzerinden yürütmesi, farklı toplumsal kesimlerle ilişkiler kurması ve geleneksel siyasal partilerin dışında ortak bir örgütlenme geliştirmesi. Gazeteci Işın Eliçin’in sosyal medya hesabında paylaştığı yazı, Sırbistan’daki gelişmeleri öğrencilerin oluşturduğu bu yeni siyasal katılım biçimi üzerinden ele alıyor.
Bir Facianın Ardından Büyüyen Hesap Verme Talebi
Novi Sad’daki tren istasyonu faciası, ilk günlerden itibaren yalnızca bir yapı güvenliği sorunu olarak görülmedi. İstasyonun yenilenme süreci, kamu ihaleleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin sorular, olayın sorumluluğunun hangi kurumlara uzandığı tartışmasını başlattı. Öğrenciler, ölümlere yol açan ihmallerin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların hesap vermesini isteyerek üniversitelerde boykotlara, kentlerde yürüyüşlere ve yol kapatma eylemlerine başladı.
Gösterilerin yaygınlaşmasıyla birlikte hareket, eğitim kurumlarının sınırlarını aştı. Üniversite öğrencilerine akademisyenler, çalışanlar ve farklı meslek gruplarından yurttaşlar katıldı. Protestolar sırasında öğrencilerin gözaltına alınması, fiziksel saldırılara uğraması ve haklarında soruşturmalar açılması, siyasal gerilimi daha da artırdı. Balunović, bazı öğrencilerin ağır biçimde yaralandığını, bazılarının ise haklarındaki davalar ve baskılar nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını aktarıyor.
Öğrencilerin karşı çıktığı sorun, böylece bir kamu yapısının çökmesindeki sorumluluk tartışmasının ötesine geçti. Kamu kaynaklarının kullanımı, devlet kurumlarının bağımsızlığı ve yurttaşların yöneticilerden hesap sorabilme olanakları, hareketin temel gündemini oluşturdu. Bir facianın ardından sorulan teknik ve hukuki soruların siyasal yönetim sorununa dönüşmesi, Sırbistan’daki protestoların genişlemesinde belirleyici oldu.
Öğrencilerin Adaylarını Öğrenciler Belirledi
Hareketin en dikkat çekici yönlerinden biri, seçimlere katılma kararının ardından oluşturduğu aday belirleme yöntemi oldu. Profesörler, doktorlar, bilim insanları, işçiler, sanatçılar ve toplumsal hareketlerde yer alan kişiler arasından seçilen adaylar, üniversite fakültelerinin önerileriyle başlayan değerlendirme süreçlerinden geçti. Adaylar hakkında yapılan görüşmelerin ardından son kararlar öğrenci meclislerinde alındı. Binlerce öğrencinin katıldığı bu süreç, siyasal temsilin yalnızca parti yöneticileri tarafından belirlenen listeler üzerinden kurulmak zorunda olmadığını gösteren bir deneyim oluşturdu.
Öğrencilerin hazırladığı 250 kişilik liste, mesleklerin ve toplumsal deneyimlerin çeşitliliği bakımından da geleneksel parti adaylıklarından ayrıldı. Adayların önemli bir bölümünün kamuoyunda tanınmayan kişiler olması, hareketin seçim stratejisinde kişisel siyasal kariyerlerden çok ortak taleplerin öne çıkarıldığını gösteriyor. Bununla birlikte öğrenci meclislerinde aday belirlenmesi, seçilecek milletvekillerinin sonraki dönemde nasıl denetleneceği ve farklı görüşler arasındaki anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği sorularını da beraberinde getiriyor.
Balunović’in dikkat çektiği bir başka özellik, hareketin belirgin bir lider etrafında örgütlenmemesine rağmen yaklaşık iki yıl boyunca bütünlüğünü koruyabilmesi. Farklı siyasal eğilimlere sahip öğrenciler, devlet kurumlarının hesap verebilirliği ve demokratik yönetim taleplerinde ortaklaşarak hareket etti. Geleneksel muhalefet partilerinin önemli bir bölümü de kendi adaylarını öne çıkarmak yerine öğrenci listesini desteklemeyi tercih etti. Böylece yıllardır parçalı bir görünüm sergileyen muhalefetin karşısında, farklı kesimleri ortak bir siyasal hedef çevresinde buluşturabilen yeni bir örgütlenme ortaya çıktı.
Sokaktan Sandığa Uzanan Mücadele
Öğrenci hareketi, seçim kampanyasını yalnızca yolsuzluk iddiaları ve demokratik haklarla sınırlamadı. Ücretsiz ders kitapları, çalışma yaşamında güvenceli sözleşmeler, karşılanabilir konut ve kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine erişim gibi somut vaatler de programın parçası oldu. Böylece kamu yönetiminin denetlenmesi talebi, çalışanların, öğrencilerin ve kırsal bölgelerde yaşayan insanların gündelik sorunlarıyla ilişkilendirildi.
Bu yaklaşım, hareketin üniversite çevrelerinin dışına ulaşmasında etkili oldu. Öğrencilerin ülkenin farklı bölgelerine yürüyerek ve bisikletlerle düzenlediği ziyaretler, büyük kentlerde başlayan protestoların küçük yerleşimlere taşınmasına yardımcı oldu. Novi Sad faciasının birinci yıldönümünde yüzlerce kilometre yürüyerek anma törenine katılan öğrenciler, bu örgütlenmenin yalnızca seçim dönemine özgü olmadığını da gösterdi.
25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimlerinin ardından Aleksandar Vučić, öğrenci hareketinin desteklediği listenin seçimi kazandığını kabul etti. Vučić’in seçim gecesi açıkladığı ilk tahminlere göre Öğrenci Listesi, 250 sandalyeli parlamentoda 135 ila 140 milletvekilliği elde ederken iktidar bloğunun yaklaşık 105 sandalyede kalması bekleniyor. Kesin sonuçlar henüz açıklanmamış olsa da iktidarın yenilgiyi kabul etmesi, iki yıldır süren toplumsal hareketin ulaştığı siyasal sonucu ortaya koydu.
Sırbistan’da yaşananlar, öğrenci hareketlerinin yalnızca belirli talepleri hükümetlere kabul ettirmeye çalışan geçici protestolar olarak değerlendirilmesinin yetersizliğini gösteriyor. Novi Sad’da yaşamını yitiren 16 kişinin hesabını sormak için başlayan mücadele, farklı mesleklerden insanların katılımıyla genişledi; üniversite meclislerinde geliştirilen karar alma yöntemleriyle seçimlere uzandı. Bununla birlikte seçim kazanmakla demokratik kurumları dönüştürmek aynı süreç değil. Öğrencilerin oluşturduğu geniş ittifakın farklı siyasal görüşleri bir arada tutup tutamayacağı ve seçim kampanyasında savunduğu katılımcı yöntemleri yönetim sorumluluğu altında nasıl sürdüreceği henüz yanıtlanmış değil.
Sırbistan’ın önündeki soru artık yalnızca uzun yıllardır iktidarda bulunan bir siyasal kadronun yerini kimin alacağı değil. Kendi adaylarını ortak tartışmalarla belirleyen, kararlarını öğrenci meclislerinde oluşturan ve toplumsal desteğini bu yöntemlerle büyüten bir hareket, aynı katılım ve hesap verebilirlik anlayışını devlet yönetimine de taşıyabilecek mi? Bu sorunun yanıtı, Sırbistan’daki seçim sonucunun ötesinde, demokratik temsilin nasıl yenilenebileceğine ilişkin tartışmalar bakımından da önem taşıyor.
- NHA / The New York Times (Filip Balunović, 21 Ekim 2026), Işın Eliçin’in sosyal medya paylaşımı, Reuters, Associated Press, Sırbistan Radyo Televizyonu (RTS), N1 Belgrad.












