Yüksek Seçim Kurulu’nun CHP’nin “mutlak butlan” kararına karşı yaptığı başvuruyu reddetmesi, parti içindeki hukuk ve meşruiyet tartışmasını daha da sertleştirirken; CHP yönetimi kararı yalnızca hukuki değil, doğrudan siyasi iradeye müdahale olarak değerlendirdi.
YSK’dan CHP Başvurusuna Ret
Yüksek Seçim Kurulu, CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı başvuruyu reddetti. Karar, CHP yönetiminin yargı süreçleri üzerinden şekillendiğini savunduğu parti içi kriz açısından yeni bir kırılma noktası yarattı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, karar sonrası yaptığı açıklamada YSK’yı “irade gaspına ortak olmakla” suçladı. Çiftci’ye göre kurul yalnızca CHP’nin başvurusunu reddetmedi; aynı zamanda kendi anayasal yetki alanını da fiilen yargı organlarına devretti.
Bu çıkış, CHP’nin meseleyi artık yalnızca teknik bir hukuk tartışması olarak değil, seçilmiş parti organlarının siyasal meşruiyetine yönelik müdahale olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
“YSK Kendi Hukukunu Askıya Aldı” Eleştirisi
Çiftci açıklamasında özellikle Anayasa’nın 79’uncu maddesine dikkat çekerek, seçimlerin genel yönetim ve denetiminden sorumlu olan YSK’nın kendisini “mahkeme kararları karşısında tali bir konuma” yerleştirdiğini savundu.
Bu eleştiri, Türkiye’de son yıllarda giderek büyüyen “kurumsal bağımsızlık” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çünkü CHP cephesi açısından mesele yalnızca bir kurultay ya da yönetim tartışması değil; seçim hukukunu düzenleyen en üst kurulun kendi yetki alanını ne ölçüde koruyabildiği sorusu haline gelmiş durumda.
Parti kaynakları, YSK’nın ret kararının ardından sürecin daha sert bir siyasi ve hukuki mücadeleye dönüşeceğini değerlendiriyor.
CHP’de Hukuki Krizden Meşruiyet Savaşına
Açıklamada dikkat çeken bir diğer unsur ise CHP’nin YSK nezdindeki temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun görevine yönelik müdahalenin de “aynı irade gasbı zincirinin parçası” olarak tanımlanması oldu.
Bu ifade, CHP yönetiminin yaşanan süreci münferit bir mahkeme kararı olarak değil; parti yönetim mekanizmalarını yeniden şekillendirmeye dönük daha geniş bir müdahale olarak okuduğunu gösteriyor.
“Cumhuriyet Halk Partililerin iradesi mahkeme kararlarıyla teslim alınamaz” mesajı ise parti içinde önümüzdeki dönemde yalnızca hukuki değil, örgütsel ve siyasal meşruiyet eksenli daha sert bir mücadele yaşanacağının işareti olarak değerlendiriliyor.
TB / ANKA Haber Ajansı, Cumhuriyet Halk Partisi resmi açıklamaları, Yüksek Seçim Kurulu karar süreci.










