Erzincan’ın İliç ilçesinde dokuz işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasında oğlunu kaybeden Ali Ekber Yıldız, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın şikâyeti üzerine ifadeye çağrıldı. Facianın ardından adalet mücadelesini sürdüren ailenin tepkisi sert oldu. Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, “Evlatlarını 53 gün boyunca o toprağın altında çürüttünüz, bize başka ne yapabilirsiniz?” sözleriyle tepki gösterdi. Oğlunu kaybeden bir babanın acı ve öfkeyle söylediği sözlerin soruşturmaya konu olması, İliç davasında sorumluluk ve adalet tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen liç yığını kaymasında dokuz işçi milyonlarca ton toprağın altında kalarak yaşamını yitirmişti. Faciada 33 yaşındaki oğlu Uğur Yıldız’ı kaybeden Ali Ekber Yıldız, yargılama sürecinde eski Başbakan Binali Yıldırım’a yönelttiği sözler nedeniyle ifadeye çağrıldı. Yıldırım’ın şikâyeti üzerine başlatılan işlem, maden faciasının sorumlularının yargılanmasını isteyen ailenin tepkisine neden oldu.
Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, babasının oğlunu kaybetmenin acısıyla konuştuğunu belirterek şikâyetin aileyi susturmaya yönelik olduğunu savundu. Duygu Yıldız, “Sadece babamı değil, beni, annemi de ifadeye çağırın. Bizden de şikâyetçi olun. Bizleri tutuklayın, müebbet verin. Ne yaparsanız yapın, korkmuyoruz” diyerek adalet arayışından vazgeçmeyeceklerini söyledi.
“Biz Emekçiyiz, Ama Aynı Haklara Sahibiz”
Duygu Yıldız, maden faciasına ilişkin yargılamada şirket yöneticilerinin durumuyla babasının ifadeye çağrılmasını karşılaştırdı. Anagold Türkiye Genel Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin duruşmalara katılmadığını belirten Yıldız, yargı önünde herkesin eşit olması gerektiğini vurguladı. Ailenin işçi ve emekçi olmasının haklarını değiştirmediğini söyleyen Yıldız, “Eğer o adalet istiyorsa ve adalet bu kadar hızlı ilerliyorsa, o zaman madencinin katili için adalet bu kadar hızlı tecelli etmeli” sözleriyle tepki gösterdi.
Ailenin açıklamasında yalnızca şikâyet konusu değil, facianın meydana gelmesindeki denetim eksiklikleri ve kapasite artışı kararları da gündeme getirildi. Duygu Yıldız, gerekli denetimler yapılsaydı dokuz işçinin bugün yaşıyor olabileceğini savunarak facianın kader veya işin doğasıyla açıklanamayacağını belirtti. Anne Sevda Yıldız ise yaşadıkları kaybı, “Ben evlat kaybettim. Sizlerin bana bir can borcu değil, iki can borcu var” sözleriyle dile getirdi. Facianın ardından Uğur Yıldız’ın hamile eşinin bebeğini de kaybettiği öğrenildi.
İliç’te dokuz işçinin ölümüyle sonuçlanan facianın ardından yürütülen yargılama, maden işletmesinin sorumlulukları, kamu denetimi ve çalışma güvenliği bakımından önemini koruyor. Buna karşılık oğlunu kaybeden bir babanın yargılama sürecinde dile getirdiği öfkenin şikâyet konusu olması, hukukun eleştiri hakkıyla kişilik hakları arasında nasıl bir denge kurduğu sorusunu da gündeme getiriyor. Binali Yıldırım’ın şikâyetinin hangi sözlere ve hangi suç iddiasına dayandığına ilişkin ayrıntılar ise yayımlanan haberlerde açıklığa kavuşmuş değil.
İliç’te dokuz işçinin ölümüne ilişkin sorumluluk tartışmaları sürerken, evladını kaybeden bir babanın sözlerinin adli soruşturmaya konu edilmesi, kamuoyunun önüne başka bir soru koyuyor: Yakınlarını kaybeden ailelerin adalet arayışına gösterilen hukuki duyarlılık, ölümlere yol açan koşulların ve sorumlulukların araştırılmasında da aynı ölçüde gösteriliyor mu?
- NHA / ANKA Haber Ajansı, Evrensel, Cumhuriyet, BirGün, Kısa Dalga, İzmir Gaste












