Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Türkiye-AB ilişkilerinde ilerlemenin askeri kapasite ya da teknolojik ihracatla değil, demokratik standartlar ve tutukluluk dosyalarıyla ölçüldüğünü belirterek “Avrupa’ya giden yol Silivri’den başlar” ifadeleriyle Ankara-Brüksel hattında yeni bir tartışma başlattı.
(STRASBOURG) – Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen Türkiye raporunun ardından konuşan AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine ilişkin değerlendirmelerinde sert eleştirilerde bulundu. Amor, Türkiye’nin demokratik standartlar bakımından geriye gittiğini savunurken, AB’nin bu süreçte yeterince tutarlı bir politika geliştiremediğini ifade etti.
Raportörün açıklamaları, Türkiye’nin dış politika ve güvenlik kapasitesi ile insan hakları ve hukuk devleti standartları arasındaki gerilimi yeniden uluslararası gündeme taşıdı.
Demokrasi Vurgusu Ve Üyelik Sürecinde Tıkanma
Amor, Türkiye raporlarının uzun süredir aynı tespitleri tekrar etmek zorunda kaldığını belirterek, demokratik gerileme ve üyelik sürecindeki duraksamanın artık yapısal bir nitelik kazandığını söyledi.
Türkiye’nin akademik ve uluslararası çevrelerde giderek “otoriterleşen bir devlet” olarak tanımlandığını ifade eden Amor, bu algının kısa vadede değişmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Bu durumun yalnızca Türkiye’nin iç politikasıyla değil, Avrupa Birliği’nin tutumuyla da ilişkili olduğunu vurguladı.
AB’ye Çifte Standart Eleştirisi
Amor’un en dikkat çeken değerlendirmelerinden biri, Avrupa Birliği’nin farklı ülkelerdeki sivil toplum ve demokratik aktörlere yönelik yaklaşımı arasındaki fark oldu.
Sırbistan ve Gürcistan örneklerini hatırlatan Raportör, AB’nin bu ülkelerde sivil toplumu açık biçimde desteklediğini, ancak Türkiye söz konusu olduğunda benzer bir koruma refleksi göstermediğini ifade ederek bunun “çifte standart” olduğunu savundu.
Bu eleştiri, AB’nin genişleme politikası ve insan hakları yaklaşımındaki tutarlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Silivri Çıkışı Ve Siyasi Tutuklular Mesajı
Açıklamanın en çok tartışma yaratan bölümü ise Amor’un tutuklu siyasetçiler ve insan hakları dosyalarına ilişkin sözleri oldu.
Amor, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yalnızca ekonomik veya askeri göstergelerle değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Avrupa’ya giden yol Silivri’den başlar” ifadelerini kullandı.
Bu sözlerle İstanbul Silivri’de bulunan ceza infaz kurumuna ve burada tutuklu olduğu belirtilen siyasi isimlere atıf yapan Amor, Ekrem İmamoğlu, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve benzeri davaların Avrupa ile ilişkilerde belirleyici olduğunu söyledi.
Raportör, üyelik sürecinin özünün demokrasi olduğunu, stratejik ortaklığın ise çıkar ilişkileri üzerinden şekillendiğini vurguladı.
İHA Vurgusu Ve Güvenlik Politikaları Eleştirisi
Amor ayrıca Türkiye’nin dış politikada askeri kapasite ve insansız hava aracı (İHA) üretimini bir diplomatik kaldıraç olarak kullanma eğiliminde olduğunu ifade etti.
Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemi gibi örneklerin de AB ile uyum sorununu derinleştirdiğini belirten Amor, Türkiye’nin dış politika uyum oranının yüzde 4–5 seviyelerinde olduğunu aktardı.
Bu durumun, Türkiye-AB ilişkilerinde teknik ilerleme kadar siyasi uyumun da belirleyici olduğunu gösterdiğini söyledi.
Derinleşen Ayrışma Ve Donmuş Üyelik Süreci
Amor’un açıklamaları, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin fiilen donmuş olduğu yönündeki değerlendirmeleri yeniden güçlendirdi.
Brüksel ile Ankara arasındaki ilişkinin giderek “stratejik ortaklık ama demokratik kopukluk” çerçevesine sıkıştığı yorumları yapılırken, raportörün ifadeleri bu tabloyu bir kez daha görünür kıldı.
Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde ilerleme ihtimali, Amor’a göre yalnızca güvenlik ve ekonomi alanlarında değil, temel hak ve özgürlükler alanında atılacak adımlara bağlı bulunuyor.










