back to top
Ana Sayfa Haberler DİSK-AR Raporu: Türkiye’de Sendikal Haklar Tarihi Çöküşte

DİSK-AR Raporu: Türkiye’de Sendikal Haklar Tarihi Çöküşte

DİSK-AR’ın 2026 Sendikal Haklar Raporu, Türkiye’de örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkının giderek daraldığını ortaya koydu. Rapora göre özel sektörde sendikalaşma yüzde 5,7’ye kadar gerilerken, her 100 işçiden yalnızca 13’ü sendikalı, her 100 özel sektör işçisinden ise 96’sı toplu iş sözleşmesi güvencesinden yoksun çalışıyor. Araştırma, sendikal haklardaki gerilemenin yapısal bir emek rejimine dönüştüğüne işaret ediyor.

Örgütlenme Hakkı Giderek Daralıyor

DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR), 28 Temmuz 2026 tarihli resmi sendikalaşma istatistikleri temel alınarak hazırladığı Sendikal Haklar Raporu, Türkiye’de sendikal örgütlenmenin hem nicelik hem de kapsam bakımından tarihsel bir gerileme yaşadığını ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’de her 100 işçiden yalnızca 13’ü sendikaya üye olurken, özel sektörde bu oran yüzde 5,7’ye kadar düşüyor. Kadın işçilerde sendikalaşma oranı yüzde 9, kayıtlı genç işçilerde ise yalnızca yüzde 6 seviyesinde kalıyor.

Araştırma, sendikal örgütlenmenin önündeki en önemli yapısal engellerden biri olarak işkolu barajı uygulamasına dikkat çekiyor. Türkiye’deki her dört sendikadan üçünün bu barajın altında kaldığı belirtilirken, çok sayıda sendikanın toplu pazarlık yetkisi elde edemediği ve bunun örgütlenme özgürlüğünü fiilen sınırlandırdığı vurgulanıyor. DİSK-AR, resmi sendikalaşma oranları ile kayıt dışı istihdamın da hesaba katıldığı fiili sendikalaşma oranı arasındaki farkın, çalışma yaşamındaki güvencesizliğin boyutunu daha da görünür hale getirdiğini ifade ediyor.

Toplu Pazarlık Kapsamı Daralıyor

Rapora göre sendikaya üyelik, işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanmasını da garanti etmiyor. Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin oranı yaklaşık yüzde 10 düzeyinde bulunurken, özel sektörde çalışan her 100 işçiden 96’sı toplu iş sözleşmesi koruması dışında kalıyor. Ayrıca yaklaşık 628 bin sendika üyesi işçinin de toplu iş sözleşmesi kapsamına giremediği belirtiliyor.

DİSK-AR, kamu ve özel sektör arasındaki toplu pazarlık uçurumunun giderek büyüdüğünü, özel sektörde sendikal hakların fiilen kullanılmasının oldukça sınırlı hale geldiğini belirtiyor. Raporda Türkiye’nin toplu pazarlık kapsamı bakımından birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin gerisinde kaldığına dikkat çekiliyor.

Grev Hakkı Fiilen İşlevsiz Hale Geliyor

Araştırmanın üçüncü bölümünde ise grev hakkındaki gerilemeye dikkat çekiliyor. Rapora göre grev sayısı, greve katılan işçi sayısı ve grev nedeniyle kaybedilen işgünü bakımından Türkiye son yılların en düşük seviyelerinde bulunuyor. 1980 yılında greve katılan işçi sayısı 70 binin üzerindeyken, AKP döneminde yıllık greve katılabilen işçi sayısının 4 bin 669’a kadar gerilediği belirtiliyor. Rapor, grev ertelemeleri ve çeşitli idari-yargısal müdahalelerin grev hakkının kullanımını ciddi ölçüde sınırlandırdığını ortaya koyuyor.

DİSK-AR, örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık ve grev hakkının birbirinden bağımsız alanlar olmadığını; bu üç temel hakkın birlikte zayıflatılmasının işçilerin kolektif pazarlık gücünü sistematik biçimde aşındırdığını savunuyor. Raporda, Türkiye’nin Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) Küresel Haklar Endeksi’nde uzun süredir işçiler açısından en sorunlu ülkeler arasında yer aldığı hatırlatılarak, sendikal hakların güçlendirilmesinin yalnızca çalışma yaşamı değil, demokratik hukuk düzeni ve sosyal adalet açısından da temel bir gereklilik olduğu vurgulanıyor.


Kaynaklar: DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) 2026 Sendikal Haklar Raporu, DİSK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Temmuz 2026 Sendikal İstatistikleri. (Disk.Org.Tr)