Gazeteci Banu Güven, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “hiçbir gazeteciden soru istemedim” yönündeki açıklamasına sosyal medya hesabından yanıt vererek, Adalet Yürüyüşü sırasında danışmanları aracılığıyla kendisinden önceden soru talep edildiğini ve özellikle Selahattin Demirtaş hakkında soru sorulmamasının istendiğini açıkladı. Tartışma, dokunulmazlıklar kadar siyaset-medya ilişkisini de yeniden gündeme taşıdı.
Gazeteciden Somut İddia
Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlıklar tartışmasına ilişkin yaptığı açıklamaların ardından gazeteci Banu Güven, sosyal medya hesabından dikkat çekici bir paylaşım yaptı. Güven, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü sırasında yapılacak söyleşi öncesinde Kılıçdaroğlu’nun danışmanı tarafından kendisinden soruların önceden istendiğini belirtti.
Güven, bu talebi reddettiğini ifade ederek, “Demirtaş ile ilgili soru sormamam istendi” sözleriyle Kılıçdaroğlu’nun kamuoyuna yaptığı açıklamanın gerçeği yansıtmadığını savundu.
Dokunulmazlık Tartışması Büyüyor
Kılıçdaroğlu, Sözcü TV yayınında dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin geçmişte verdikleri desteği savunmuş, daha sonra yaptığı açıklamada ise konuyla ilgili değerlendirmelerin “yalan ve yanlış bilgilerle” kamuoyuna aktarıldığını öne sürmüştü.
Banu Güven’in paylaşımı ise tartışmayı yeni bir boyuta taşıdı. Gazetecilik pratiğinde röportaj sorularının önceden talep edilmesi ve belirli konuların dışarıda bırakılmasının istenmesi, editoryal bağımsızlık ve basın özgürlüğü açısından yeniden sorgulanmaya başlandı.
Siyaset Ve Medya Arasındaki İnce Çizgi
Yaşanan polemik, yalnızca dokunulmazlıklar konusundaki siyasi pozisyonları değil, siyasetçilerin medya ile kurduğu ilişkinin şeffaflığına dair tartışmaları da görünür kılıyor. Gazetecilerin soru sorma özgürlüğü ile siyasal aktörlerin iletişim stratejileri arasındaki gerilim, demokratik kamusal alanın temel unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.












