back to top
Ana Sayfa Haberler Barış Akademisyenlerinin 215 Dosyası Danıştay’da Bekliyor

Barış Akademisyenlerinin 215 Dosyası Danıştay’da Bekliyor

Barış bildirisine imza attıkları için OHAL döneminde kamu görevinden çıkarılan 406 akademisyenin hukuk mücadelesi onuncu yılında sürüyor. Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğü ihlali kararına rağmen yalnızca 23 akademisyenin göreve iadesi kesinleşti. Danıştay’da bekleyen 215 dosya, ihraçların sonuçlarının akademisyenlerin meslek yaşamları üzerindeki etkisini ve yargısal denetimin gecikmesini yeniden gündeme taşıdı.

2016 yılında yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye imza atan Barış Akademisyenlerinin olağanüstü hal döneminde kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) kamu görevinden çıkarılmasının üzerinden on yıl geçti. Bu süreçte 10 ayrı KHK ile 406 akademisyen üniversitelerinden ihraç edildi. Akademisyenlerin 6 Kasım 2026 itibarıyla paylaştığı verilere göre, açılan davaların önemli bir bölümü hâlâ bölge idare mahkemeleri, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi aşamalarında bulunuyor.

İhraçların ardından akademisyenlerin ilk başvuru adresi, 2017 yılında kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu oldu. Komisyon, 385 başvuruyu reddetti. Ret kararlarının ancak 2021 yılının sonunda açıklanması nedeniyle akademisyenler, ihraç işlemlerine karşı idare mahkemelerinde dava açabilmek için yaklaşık beş yıl bekledi. Böylece kamu görevinden çıkarma kararlarının yargısal denetimi, ihraçların üzerinden yıllar geçtikten sonra başlayabildi.

Aynı Bildiri, Farklı Yargı Kararları

OHAL Komisyonunun ret kararlarının ardından idare mahkemelerinde 384 dava açıldı. İlk derece mahkemeleri 190 davada akademisyenlerin başvurularını reddederken, 173 davada kabul kararı verdi. Kalan 21 dosyanın durumuna ilişkin veriler ise tamamlanmadı.

Bölge idare mahkemelerinde 155 dosyada akademisyenler lehine karar verildi veya önceki kararlar kaldırıldı. Buna karşılık 130 dosya akademisyenler aleyhine sonuçlandı, 78 dosyada ise karar verilmedi. Aynı bildirinin imzalanması nedeniyle gerçekleştirilen ihraç işlemlerine ilişkin farklı yargı sonuçları, uygulamada hukuki değerlendirmelerin nasıl ayrıştığını ortaya koydu.

Danıştay 5. Dairesi bugüne kadar 23 akademisyen lehine verilen kararları onaylayarak göreve iadelerini kesinleştirdi. Beş dosyada akademisyenler aleyhine verilen kararlar onanırken, 41 dosyada akademisyenler lehine bozma kararı verildi. Bu dosyalardan dokuzunda bölge idare mahkemelerinin önceki kararlarında ısrar etmesi üzerine süreç Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna taşındı.

Son verilere göre Danıştay 5. Dairesinde 215 dosya henüz karara bağlanmadı. Dokuz dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda, akademisyenler aleyhine kesinleşen kararlarla ilgili beş bireysel başvuru ise Anayasa Mahkemesinde bulunuyor.

İfade Özgürlüğü Kararına Rağmen Süren İhraç Davaları

Barış Akademisyenlerine yönelik süreç, 11 Ocak 2016’da yayımlanan ve Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan çatışmalar sırasında ortaya çıkan hak ihlallerinin sona erdirilmesini isteyen bildiriyle başladı. Bildirinin ardından imzacı akademisyenler hakkında disiplin soruşturmaları ve ceza davaları açıldı; gözaltılar, tutuklamalar ve kamu görevinden çıkarmalar yaşandı.

Anayasa Mahkemesi, 26 Temmuz 2019 tarihli kararında, bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle cezalandırılan akademisyenlerin ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Ancak ceza yargılamalarına ilişkin bu karar, KHK ile kamu görevinden çıkarılan akademisyenlerin idari davalarını kendiliğinden sonuçlandırmadı. Böylece ifade özgürlüğü ihlalinin tespit edilmesiyle akademisyenlerin kamu görevlerine dönüş süreçleri birbirinden ayrı hukuki aşamalarda ilerledi.

İhraçların sonuçları yalnızca görev kaybıyla sınırlı kalmadı. Üniversitelerden uzaklaştırılan akademisyenler, araştırma olanaklarını, öğrencileriyle kurdukları mesleki ilişkileri ve düzenli gelirlerini kaybetti. Bir bölümü çalışmalarını yurt dışında veya farklı kurumlarda sürdürürken, bazıları akademi dışında çalışmak zorunda kaldı. Kamu görevinden çıkarma işlemleri, bu yönüyle akademisyenlerin ekonomik yaşamlarını ve bilimsel üretim koşullarını da doğrudan etkiledi.

İhraçların üzerinden geçen on yılda yalnızca 23 göreve iade kararının kesinleşmiş olması, yargı süreçlerinin uzunluğunu somut biçimde ortaya koyuyor. Danıştay’da bekleyen 215 dosya ise akademisyenlerin mesleki geleceklerine ilişkin belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.

Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğü ihlalini saptamasının üzerinden yedi yılı aşkın süre geçmişken, aynı bildirinin imzacıları hakkında verilen farklı kararlar ve henüz sonuçlandırılmayan yüzlerce dosya, düşünce özgürlüğünün korunması kadar yargıya erişim ve makul sürede yargılanma hakkı bakımından da temel bir soruyu gündemde tutuyor: Bir hak ihlalinin yargı kararıyla tanınması, sonuçlarının giderilmesi yıllarca ertelendiğinde ne ölçüde etkili bir hukuki güvence sağlayabilir?


  • NHA / Bianet, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Stockholm Center for Freedom, Anayasa Mahkemesi kararları.