back to top
Ana Sayfa Haberler CHP Üzerinden Siyaset Yarışı

CHP Üzerinden Siyaset Yarışı

Muhalefet cephesinde son günlerde dikkat çeken tartışma, yalnızca CHP’ye yönelik eleştirilerden ibaret değil; aynı zamanda CHP’nin siyasi ağırlığı üzerinden yürütülen yeni pozisyon arayışlarını da açığa çıkarıyor. DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın CHP’yi hedef alan çıkışı ile Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın “CHP’ye sahip çıkan” söylemi, biçim olarak farklı görünse de aynı siyasi merkeze bağlanıyor: CHP’nin krizinden siyasi alan devşirme hesabı.

Babacan’ın Çıkışı: Mesafe Mi, Konumlanma Mı?

Ali Babacan’ın, “Ülkeyi kendi iç sıkıntılarıyla uğraşan CHP’ye bırakmak istemiyoruz” sözleri, yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda muhalefet içi yeni pozisyon arayışının açık ilanı niteliğinde.

Babacan’ın açıklaması, DEVA Partisi’nin uzun süredir yaşadığı siyasal görünürlük sorununu aşmak için CHP’den ayrışma hattını bilinçli biçimde sertleştirdiği yorumlarına neden oldu. Çünkü Türkiye siyasetinde CHP’nin bulunduğu merkez alan hâlâ muhalefetin ana taşıyıcı kolonunu oluşturuyor. Bu nedenle CHP’ye mesafe koymak, aynı zamanda o merkezden oy ve alan devşirme stratejisine dönüşüyor.

Ancak burada dikkat çeken asıl unsur, Babacan’ın iktidarı değil doğrudan muhalefetin ana gövdesini hedef alması. Bu durum, “iktidar alternatifi üretmekten çok, muhalefet içinde yer kapma siyaseti” eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Özdağ’ın Desteği: Dayanışma Mı, Yeni Bir Alan Açma Çabası Mı?

Ümit Özdağ ise Babacan’a sert yanıt vererek, “Bugün yapmanız gereken CHP’ye saldırmak değil, saldırıya uğrayan CHP’ye destek olarak vefanızı göstermek olmalı” dedi.

İlk bakışta bu çıkış, CHP’ye dönük bir dayanışma mesajı gibi görünüyor. Ancak siyasetin satır araları okunduğunda, Özdağ’ın da CHP merkezli yeni bir siyasi pozisyon kurmaya çalıştığı görülüyor.

Çünkü Özdağ’ın söylemi, doğrudan CHP’nin mevcut mağduriyet ve baskı atmosferi üzerinden meşruiyet üretmeye dayanıyor. Yani Babacan CHP’ye karşı konumlanarak alan açmaya çalışırken, Özdağ ise CHP’ye yakın görünerek aynı alanın başka bir bölümünü tutmaya çalışıyor.

İki liderin yöntemi farklı olsa da hedeflenen siyasi boşluk aynı: CHP seçmeninin kırılganlaşan duygusal ve siyasal zemininden pay almak.

Muhalefette Yeni Dönem: CHP’siz Siyaset Mümkün Mü?

Son yıllarda muhalefet içindeki küçük ve orta ölçekli partilerin ortak sorunu, kendi toplumsal ağırlıklarını CHP’den bağımsız biçimde büyütememeleri oldu. Bu nedenle CHP, yalnızca bir parti değil; etrafında sürekli siyasi pozisyon alınan zorunlu merkez haline geldi.

Bir kesim CHP’yi “yetersiz” ilan ederek alternatif olmaya çalışıyor. Diğer kesim ise CHP’ye destek verir görünerek onun tabanıyla duygusal bağ kurmaya çalışıyor. Ancak her iki yöntemin de ortak problemi şu: Kendi bağımsız siyasal hikâyesini kuramamak.

Bugün Türkiye muhalefetinde yaşanan temel krizlerden biri de burada düğümleniyor. Çünkü birçok parti, iktidara karşı nasıl bir ülke tasavvuru sunduğundan çok, CHP’ye karşı ya da CHP’nin yanında nerede durduğu üzerinden görünür olmaya çalışıyor.

CHP’nin Gölgesi Muhalefeti Belirliyor

Gelinen noktada ortaya çıkan tablo oldukça net: Muhalefetin önemli bölümü hâlâ kendi siyasal ağırlığını üretmek yerine CHP üzerinden konumlanıyor.

Babacan’ın eleştirisi de, Özdağ’ın sahiplenici tonu da aslında aynı siyasal gerçeği doğruluyor: Türkiye’de muhalefetin merkezi hâlâ CHP ve diğer aktörler kendi siyasal alanlarını büyük ölçüde bu merkeze göre tanımlıyor.

Bu nedenle tartışma, yalnızca “CHP’ye destek” ya da “CHP’ye eleştiri” meselesi değil. Asıl mesele, muhalefetin ne kadarının gerçekten bağımsız siyasal hat üretebildiği sorusunda düğümleniyor.