back to top
Ana Sayfa Haberler Demirtaş İçeride, Pişmanlık Yok: O Zaman “Arınma” Kimin İçin?

Demirtaş İçeride, Pişmanlık Yok: O Zaman “Arınma” Kimin İçin?

Gazeteci Altan Sancar’ın Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun 10. yılına ilişkin yaptığı paylaşım, Türkiye siyasetinin en ağır demokrasi sınavlarından birini yeniden gündeme taşıdı. Aynı gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de, Demirtaş’ın tutuklanmasına giden süreçte dokunulmazlıkların kaldırılmasına verdiği destek nedeniyle pişmanlık duyup duymadığı sorusuna verdiği “Hayır, değilim” yanıtı ise yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Çünkü bugün siyasette en sık kullandığı kavramlardan biri “arınma” olan Kılıçdaroğlu’nun bu cevabı, demokrasi, adalet ve siyasi sorumluluk açısından önemli soruları beraberinde getiriyor.

Altan Sancar’ın Hatırlattığı On Yıl

Gazeteci Altan Sancar, sosyal medya hesabında paylaştığı yazıda, Selahattin Demirtaş ile ilk tanışmasını anlattı.

2006 yılında henüz 17 yaşındayken kapısını çaldığı İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Demirtaş’ın kendisini saatlerce dinlediğini, yıllar içinde makamların değiştiğini ancak karşısındaki kişinin değişmediğini yazdı.

Sancar’ın paylaşımındaki en çarpıcı vurgu ise Demirtaş’ın cezaevinden çıkabilmek için önüne konulan çeşitli fırsatları reddettiğine ilişkin değerlendirmesiydi.

“İnandığı gibi konuştu, inandığı gibi yaşıyor” cümlesiyle biten yazı, yalnızca bir kişisel tanıklık değil, son on yılın siyasi muhasebesi olarak da okunabilecek bir metindi.

On Yılın Ardındaki Siyasi Karar

Demirtaş’ın yaklaşık on yıldır cezaevinde bulunmasına giden yolun en önemli dönemeçlerinden biri, 2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreciydi.

O dönemde iktidarın hazırladığı anayasa değişikliği teklifine CHP yönetimi de destek vermişti.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, o kararın yalnızca HDP milletvekillerini değil, Türkiye’de muhalefetin tamamını etkileyen bir emsal yarattığı yönünde güçlü değerlendirmeler yapılıyor.

Nitekim yıllar sonra aynı yöntem ve aynı siyasal yargı pratiği, CHP’li belediye başkanlarından milletvekillerine, parti yöneticilerinden avukatlara kadar genişleyen bir alanda etkisini göstermeye başladı.

“Pişman Değilim” Cümlesinin Ağırlığı

Tam da bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de verdiği “Hayır, pişman değilim” cevabı dikkat çekici.

Çünkü mesele yalnızca geçmişte verilmiş bir siyasi kararın savunulması değil.

Mesele, bugün yaşananların ışığında o kararın sonuçlarıyla yüzleşip yüzleşmemek.

Selahattin Demirtaş’ın on yıldır cezaevinde olması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen tahliye edilmemesi, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sicilinde en çok tartışılan başlıklardan biri haline gelmiş durumda.

Bu tablo ortadayken, dokunulmazlıkların kaldırılmasına verilen desteğin hiçbir siyasi veya vicdani muhasebeye konu edilmemesi dikkat çekiyor.

Arınma Söylemi Ve Siyasi Hafıza

Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi söyleminde en çok öne çıkan kavramlardan biri “arınma.”

Ancak arınma, yalnızca başkalarının hatalarını işaret etmekle mümkün olan bir süreç değil.

Arınma, geçmişle yüzleşmeyi, yanlışların sonuçlarını kabul etmeyi ve gerektiğinde özeleştiri verebilmeyi gerektirir.

Bu nedenle bugün kamuoyunda sorulan soru şudur:

Demokrasiden, adaletten ve temiz siyasetten söz eden bir siyasetçi, Türkiye’nin en tartışmalı siyasi tutukluluklarından birine giden süreçte oynadığı rol konusunda hiçbir pişmanlık duymadığını açıklıyorsa, burada nasıl bir arınmadan söz edilmektedir?

Tarihin Sorduğu Soru

Bugün Selahattin Demirtaş hâlâ cezaevinde.

On yıl geçti.

Türkiye değişti, siyasi dengeler değişti, ittifaklar dağıldı, yeni krizler ortaya çıktı.

Fakat geriye dönüp bakıldığında bazı sorular bütün ağırlığıyla yerinde duruyor.

Dokunulmazlıkların kaldırılması kararı Türkiye demokrasisini güçlendirdi mi?

Yoksa yargının siyaset üzerindeki etkisini artıran bir dönüm noktası mı oldu?

Ve daha önemlisi, o gün verilen destek olmasaydı bugün Türkiye’nin siyasi tarihi farklı yazılabilir miydi?

Altan Sancar’ın kişisel tanıklığıyla yeniden hatırlattığı Demirtaş portresi ile Kılıçdaroğlu’nun “pişman değilim” cevabı arasındaki mesafe, belki de Türkiye’nin son on yılının demokrasi bilançosunu anlatmaya yetiyor.


TB / Altan Sancar’ın sosyal medya paylaşımı; Sözcü TV