back to top
Ana Sayfa Haberler Ekvador’da Muhalefete Yargı Kıskacı: Sandığın Yerini Mahkemeler mi Alıyor?

Ekvador’da Muhalefete Yargı Kıskacı: Sandığın Yerini Mahkemeler mi Alıyor?

Ekvador’da Devlet Başkanı Daniel Noboa yönetiminin başlıca muhalifi Luisa González’in gözaltına alınması, Latin Amerika’da yargının siyasi mücadelede kullanılmasına ilişkin tartışmaları yeniden büyüttü. Eski Cumhurbaşkanı Rafael Correa’nın siyasi hareketine yönelik soruşturmalar, muhalif belediye başkanlarının tutuklanması ve seçimlere katılımın engellenmesine ilişkin kararlar, demokratik kurumların iktidarı denetlemek yerine muhalefeti sınırlandırmak için kullanıldığı eleştirilerine yol açıyor. Ekvador’da yaşananlar, otoriterleşmenin artık yalnızca askerî darbelerle değil, mahkeme kararları ve görünüşte işleyen demokratik kurumlar aracılığıyla da ilerleyebildiğini gösteren bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Hasan KAYA

Latin Amerika ülkesi Ekvador’da Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın yönetimine karşı muhalefet yürüten Luisa González’in gözaltına alınması, ülkede hukuk devleti ve siyasal özgürlükler konusunda yeni bir tartışma başlattı. Son iki devlet başkanlığı seçiminde Yurttaş Devrimi Hareketi’nin (Movimiento Revolución Ciudadana) adayı olan González, 2023 seçim kampanyasının finansmanında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen Laberinto soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Savcılık, olayın kara para aklama boyutu bulunduğunu ileri sürerken, muhalefet soruşturmanın daha önce incelenmiş bir dosyanın yeniden açılmasına dayandığını ve siyasi amaç taşıdığını savunuyor.

González’in gözaltına alınmasının ardından Ulusal Meclis üyesi Jahiren Noriega’nın sözleri, muhalefet üzerindeki baskı algısını ortaya koydu. Noriega, gece evlerine baskın yapılabileceği endişesiyle kapısını iki kez kilitlediğini belirterek siyasi faaliyetlerini korku altında sürdürdüklerini anlattı. Eski Cumhurbaşkanı Rafael Correa ise yaşananları anayasal güvencelerin aşındığı bir yönetim biçiminin sonucu olarak değerlendirdi.

Seçimle Yenilemeyen Muhalefet Yargıyla mı Sınırlandırılıyor?

González hakkındaki soruşturma, Ekvador’da muhalif siyasetçilere yönelik adli işlemlerin ilk örneği değil. Ülkenin en büyük kenti Guayaquil’in Belediye Başkanı Aquiles Álvarez, şubat ayında ekonomik suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı. Correa döneminin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Jorge Glas ise 2024 yılında sığındığı Meksika Büyükelçiliği’ne Ekvador güvenlik güçlerinin düzenlediği baskınla yakalanmıştı. Diplomatik temsilciliğe yönelik bu müdahale uluslararası hukuk bakımından ciddi tepkilere yol açmıştı.

Noboa yönetimi bu işlemleri yolsuzluk ve suçla mücadele kapsamında değerlendirirken, Yurttaş Devrimi Hareketi muhalif siyasetçilerin art arda yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakılmasının tesadüf olmadığını savunuyor. Özellikle kasım ayında yapılması planlanan yerel seçimler öncesinde muhalefetin örgütlenme ve aday gösterme olanaklarının daraltıldığı iddiaları, soruşturmaların zamanlamasını da tartışmalı hale getiriyor.

Yeni Otoriterliğin Yöntemi: Kurumları Ortadan Kaldırmadan Ele Geçirmek

Ekvador’daki gelişmelerin önemi, yalnızca Noboa yönetiminin muhalefetle kurduğu ilişkiden kaynaklanmıyor. Dünyanın farklı ülkelerinde otoriter ve aşırı sağcı siyasi hareketlerin başvurduğu yöntemler arasında giderek daha belirgin benzerlikler ortaya çıkıyor. Seçilmiş muhaliflerin yolsuzluk veya güvenlik suçlamalarıyla hedef alınması, yargı süreçlerinin siyasi rekabeti etkilemesi ve medya aracılığıyla suçlamaların mahkeme kararlarından önce kamuoyunda kesin hükme dönüştürülmesi, demokratik kurumların işlevinin nasıl değiştirilebildiğini gösteriyor.

Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nden siyaset bilimci Alexander Madrigal, Jacobin’e yaptığı değerlendirmede bu süreci yeni kuşak darbe ve siyasi tasfiye yöntemleriyle ilişkilendirdi. Madrigal’e göre geçmişte askerî müdahaleler ve doğrudan devlet şiddetiyle yürütülen muhalefeti bastırma uygulamaları, bugün devlet aygıtının ve özellikle yargının kullanılmasıyla farklı biçimlerde sürdürülebiliyor.

Bu yöntemde parlamento açık kalabiliyor, seçimler yapılabiliyor ve mahkemeler karar vermeyi sürdürebiliyor. Ancak demokratik düzenin yalnızca kurumların varlığına değil, bu kurumların iktidardan bağımsız çalışmasına ve muhalefetin eşit koşullarda siyaset yapabilmesine dayandığı göz ardı ediliyor. Hukukun siyasi rakipleri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı iddiaları doğrulandığında, sandığın varlığı tek başına demokratik rekabeti güvence altına almıyor.

Ekvador’da artan suç oranları, enerji kesintileri, sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler ve cezaevlerindeki şiddet de yönetimin karşı karşıya bulunduğu toplumsal sorunlar arasında yer alıyor. Muhalefet, siyasi soruşturmaların bu sorunların tartışılmasını ikinci plana ittiğini savunurken, hükümet adli süreçlerin meşru suç soruşturmaları olduğunu ileri sürüyor.

Ekvador’da yaşananlar, günümüz otoriterleşmesinin en önemli özelliklerinden birini görünür kılıyor: Demokratik kurumların kapatılması gerekmiyor; bu kurumların kimin için ve nasıl çalıştığının değiştirilmesi yeterli olabiliyor. Seçimler devam ederken muhalefetin siyaset yapma olanakları daralıyorsa, tartışılması gereken yalnızca kimin iktidarda olduğu değil, halkın iktidarı değiştirme hakkının ne ölçüde korunduğudur.


  • NHA / Jacobin, Carlo Campo, Radio Pichincha, NACLA, Progressive International