TBMM Genel Kurulu’nda en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini öngören düzenleme kabul edildi. Ancak yapılan artış, hız kesmeyen enflasyon, yükselen gıda ve barınma maliyetleri ile derinleşen yaşam pahalılığı karşısında milyonlarca emekliye insanca yaşam olanağı sunmaktan uzak kaldı. Düzenleme, emeklilerin alım gücünü yeniden tesis etmekten çok, mevcut yoksulluk düzeyini yasal zeminde kalıcı hale getirdiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Meclis Düzenlemeyi Kabul Etti
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında en düşük emekli aylığını 23 bin 552 liraya yükselten madde kabul edildi.
İktidar, düzenlemeyi emeklilerin gelirini artıran bir adım olarak sunarken, muhalefet partileri ve çok sayıda emekli örgütü, artışın ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını savundu. Düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte milyonlarca emekli yeni aylık üzerinden ödeme alacak.
Artış Enflasyon Karşısında Eriyor
Resmi enflasyon verileri ile bağımsız araştırmaların ortaya koyduğu hayat pahalılığı dikkate alındığında, 23 bin 552 liralık en düşük emekli aylığının temel yaşam giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor.
Son yıllarda özellikle gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki yüksek fiyat artışları, emekli aylıklarındaki nominal artışların kısa sürede erimesine neden oldu. Ekonomistler, gelir artışlarının yalnızca enflasyona endekslenmesinin emeklilerin yıllar içinde kaybettiği alım gücünü telafi etmeye yetmediğini vurguluyor.
Yoksulluk Kalıcılaşıyor
Sosyal politika uzmanlarına göre mesele yalnızca maaş artışının miktarı değil, emeklilik gelirlerinin yoksulluk sınırının altında kalmasının yapısal bir politika haline gelmiş olması. Açıklanan yeni tutar, milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacağı gerçeğini değiştirmiyor.
Bu nedenle kabul edilen düzenleme, emeklileri yoksulluktan çıkaran bir sosyal politika adımı olarak değil; düşük gelir düzeyini sürdüren ve sosyal devletin gelir güvencesi işlevini zayıflatan bir tercih olarak değerlendiriliyor. Emeklilerin önemli bir bölümünün çalışmaya devam etmek zorunda kalması veya sosyal desteklere bağımlı hale gelmesi, mevcut emeklilik sisteminin temel sorunlarından biri olmayı sürdürüyor.










