Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıların, erişim engellerinin ve yayın yasaklarının istisna olmaktan çıkıp sistematik bir sansür mekanizmasına dönüştüğünü belirtti. Dernek, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun doğru bilgiye erişim hakkının da temel güvencesi olduğuna dikkat çekerek ortak mücadele çağrısında bulundu.
24 Temmuz Artık Bir Bayram Değil Mücadele Günü
DFG, yazılı açıklamasında 24 Temmuz’un uzun yıllar “Basın Bayramı” olarak kutlandığını, ancak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 1948 yılında aldığı kararla günün “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” olarak anılmaya başlandığını hatırlattı.
Dernek, aradan geçen onlarca yıla rağmen basın üzerindeki baskıların hafiflemediğini, aksine gazetecilerin tutuklandığı, haberlerin engellendiği, medya kuruluşlarının kapatıldığı ve dijital sansürün yaygınlaştığı bir dönemin yaşandığını vurguladı.
Açıklamada, “24 Temmuz’u bir bayram olarak kutlamıyor; basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı için mücadele günü olarak görüyoruz” ifadelerine yer verildi.
Sansürün Hedefi Gazetecilerden Çok Toplum
DFG, sansürün yalnızca haber içeriklerinin engellenmesi ya da internet sitelerine erişimin kapatılması anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamada, sansürün doğrudan toplumun doğru, tarafsız ve özgür bilgiye ulaşma hakkını sınırlayan yapısal bir müdahale olduğu ifade edildi.
Basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken dernek, gazetecilerin mesleklerini baskı altında yürütmek zorunda bırakılmasının yalnızca medya çalışanlarını değil, kamuoyunun denetim hakkını da zayıflattığını kaydetti.
Erişim Engelleri Sistematik Bir Uygulamaya Dönüştü
DFG’nin açıklamasında son altı ay içerisinde özellikle muhalif ve Kürt basınına yönelik erişim engellerinin yoğunlaştığı belirtildi. Mezopotamya Ajansı (MA), JİNNEWS, Ajansa Welat, Azadiya Welat, Yeni Yaşam Gazetesi ve Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) internet siteleri ile sosyal medya hesaplarının çok sayıda kez erişime kapatıldığı aktarıldı.
Dernek, MA’nın internet alan adlarının yanı sıra X, Instagram ve Bluesky hesaplarının farklı tarihlerde defalarca erişim engeline maruz bırakıldığını, JİNNEWS’in internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının da benzer biçimde engellendiğini bildirdi. Kürtçe yayın yapan Ajansa Welat ve Azadiya Welat’ın X hesapları ile Yeni Yaşam Gazetesi’nin X, TikTok ve Facebook hesaplarının da çeşitli tarihlerde erişime kapatıldığı ifade edildi.
Açıklamada, Fırat Haber Ajansı’nın X hesabının da yıl içerisinde birden fazla kez erişime engellendiği belirtilirken, yalnızca Kürt basınının değil, farklı yayın organlarının da benzer uygulamalarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. DFG, Cumhuriyet Gazetesi ve SOL Haber’in de sansür uygulamalarından etkilendiğini belirterek, sansürün belirli kurumlarla sınırlı kalmadığını ve giderek yaygınlaşan bir yönetim pratiğine dönüştüğünü savundu.
Basın Örgütlerine Ortak Mücadele Çağrısı
DFG, açıklamasının sonunda tüm gazetecilere, basın meslek örgütlerine ve demokratik kamuoyuna ortak mücadele çağrısında bulundu. Dernek, basın özgürlüğüne yönelik ihlaller karşısında sessiz kalınmasının sansür politikalarını daha da kalıcı hale getireceği uyarısında bulunarak, haber alma hakkının korunmasının demokratik toplumun temel koşullarından biri olduğunu vurguladı.
Türkiye’de son yıllarda internet sitelerine yönelik erişim engelleri, sosyal medya hesaplarının kapatılması, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama uygulamaları ile yargısal baskılar, uluslararası basın özgürlüğü raporlarında da ülkenin gerileyen demokratik standartlarının başlıca göstergeleri arasında yer alıyor. DFG’nin 24 Temmuz açıklaması ise bu tablonun, ifade özgürlüğü kadar kamunun bilgi edinme hakkı açısından da giderek derinleşen bir kriz yarattığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.










