İki gazeteci, biri yıllar önceki bir soruşturma dosyası, diğeri ise haber ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Hazar Dost ve Kayhan Ayhan’ın adli kontrol uygulanmaksızın ya da adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, gazetecilik faaliyetlerinin ceza soruşturmalarının konusu haline getirilmesine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
İki Ayrı Dosya, Ortak Tartışma
Gazeteci Hazar Dost, 2018 yılında katıldığı bir eyleme ilişkin dosyada “eksik ifade” gerekçesiyle dün alışveriş yaptığı sırada gözaltına alındı. Daha önce yerel mahkemede karara bağlanan, ancak istinaf tarafından bozulan dosya kapsamında bugün Küçükçekmece Adliyesi’ne sevk edilen Dost, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Aynı gün İstanbul’da gözaltına alınan BirGün muhabiri Kayhan Ayhan ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasına ilişkin X ve YouTube hesaplarından yaptığı paylaşımlar nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edildi. Mahkeme, Ayhan’ın yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmasına karar verdi.
“Yaptığımız Tek Şey Gazetecilik”
Adliye çıkışında açıklama yapan Kayhan Ayhan, suçlama konusu yapılan paylaşımların duruşma salonunda yaşanan gelişmelerden ibaret olduğunu belirterek, “Yaptığımız tek şey gazetecilik” dedi.
Gece yarısı evinden, kanser hastası annesinin yanında gözaltına alındığını anlatan Ayhan, meslektaşlarının dayanışmasına teşekkür etti.
Basın Özgürlüğü Tartışmaları Derinleşiyor
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de her iki gazetecinin serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Kayhan Ayhan’ın kamuoyunu bilgilendirdiği için hedef alındığını savundu. Silivri’deki duruşmaları takip eden gazetecilerin halkın haber alma hakkı adına görev yaptığını ifade eden Çelik, gözaltıların basın mensupları üzerinde caydırıcı etki oluşturmayı amaçladığını ileri sürdü.
Hazar Dost ve Kayhan Ayhan hakkında farklı soruşturma dosyaları işletilmiş olsa da, iki gözaltı kararı da gazetecilik faaliyetleri ile ifade ve basın özgürlüğünün yargısal süreçler üzerinden sınırlandırıldığı yönündeki eleştirileri yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.











