Avrupa Konseyinin yolsuzlukla mücadele kuruluşu GRECO’nun Türkiye hakkındaki son raporları, siyasal iktidarın hesap verebilirliği konusunda yıllardır ertelenen sorunları yeniden gündeme taşıdı. Milletvekillerinin mal varlıklarının denetlenmesinden Hâkimler ve Savcılar Kurulunun bağımsızlığına, üst düzey yöneticilerin çıkar çatışmalarından polis ve jandarmadaki denetim mekanizmalarına kadar uzanan 54 tavsiyenin yalnızca 10’u tam olarak uygulandı. Üst düzey yürütme görevlilerine ilişkin 16 tavsiyenin 14’ü karşılıksız kalırken, milletvekilleriyle ilgili yedi tavsiyenin hiçbiri bütünüyle yerine getirilmedi. Türkiye’nin raporların tamamının yayımlanmasına izin vermemesi ise yolsuzlukla mücadelede şeffaflık isteyen bir kuruluşun değerlendirmelerinin bile kamuoyundan neden saklandığı sorusunu ortaya çıkardı.
Türkiye’de yolsuzlukla mücadele, siyasal iktidarın söyleminde uzun yıllardır önemli bir yer tutuyor. Kamu kaynaklarının korunması, hesap verebilirlik, dürüst yönetim ve hukuk devleti ilkeleri, hükümet programlarından yargı reformu belgelerine kadar pek çok resmî açıklamada tekrarlanıyor. Ancak Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu GRECO’nun son değerlendirmesi, bu söylemlerle uygulamalar arasında önemli bir mesafe bulunduğunu gösteriyor.
29 Eylül 2026’da yayımlanan iki uyum raporunun özetine göre Türkiye, milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili 22 tavsiyenin altısını tam olarak yerine getirdi. Dokuz tavsiye kısmen uygulanırken yedisi uygulanmadı. Cumhurbaşkanlığı ve merkezi hükümetin üst düzey yürütme görevleriyle polis ve jandarma gibi kolluk kuvvetlerini kapsayan ikinci değerlendirmede ise tablo daha ağır: 32 tavsiyenin yalnızca dördü tam olarak uygulandı, yedisi kısmen yerine getirildi, 21’i uygulanmadı.
Böylece iki ayrı değerlendirme alanındaki toplam 54 tavsiyeden 44’ü tam olarak karşılanmamış oldu. Bunların 28’i hiç uygulanmadı, 16’sında ise kısmi ilerleme sağlandı.
Bu rakamlar, Türkiye’de yolsuzlukla mücadelenin yalnızca suç işlendikten sonra soruşturma açılması meselesi olmadığını gösteriyor. GRECO’nun üzerinde durduğu asıl konu, kamu gücünün kişisel veya siyasal çıkarlar için kullanılmasını önleyecek kuralların oluşturulması ve bu kuralların bağımsız kurumlar tarafından uygulanması.
GRECO Nedir, Türkiye’den Ne İstiyor?
GRECO, Avrupa Konseyi bünyesinde 1999 yılında kurulan ve üye devletlerin yolsuzlukla mücadele standartlarına uyumunu değerlendiren uluslararası bir izleme mekanizması. Türkiye, 2004 yılından bu yana kuruluşun üyesi.
GRECO’nun görevi ülkelerdeki bütün yolsuzluk olaylarını tek tek soruşturmak değil. Kuruluş, kamu yönetiminde yolsuzluğa elverişli koşulları azaltmayı, çıkar çatışmalarını önlemeyi, siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin hesap verebilirliğini güçlendirmeyi amaçlayan kurumsal düzenlemeleri inceliyor.
Türkiye’den istenenler arasında milletvekillerinin mal varlığı bildirimlerinin etkili biçimde denetlenmesi, çıkar çatışmalarının açıklanması, parlamentoda bağlayıcı etik kuralların oluşturulması, yargı yönetiminin yürütmenin etkisinden uzaklaştırılması, üst düzey kamu görevlilerinin ekonomik ilişkilerinin denetlenmesi ve kolluk kuvvetleri için etkili dürüstlük mekanizmalarının kurulması bulunuyor.
Bu tavsiyelerin ortak noktası, kamu görevlilerinin yalnızca kendi kurumlarına karşı değil, hukuk düzenine ve toplumun denetimine karşı da hesap verebilir hale getirilmesi.
Milletvekillerine İlişkin Yedi Tavsiyenin Hiçbiri Tam Olarak Uygulanmadı
GRECO’nun Türkiye hakkındaki en dikkat çekici saptamalarından biri, milletvekillerine ilişkin yedi tavsiyenin hiçbirinin tam olarak yerine getirilmemiş olması.
Kuruluş, milletvekillerinin davranışlarını düzenleyen kapsamlı ve uygulanabilir bir etik çerçevenin oluşturulmasını istiyor. Milletvekillerinin özel ekonomik çıkarlarıyla yasama faaliyetleri arasında çatışma ortaya çıktığında bunun zamanında açıklanmasını, mal varlığı bildirimlerinin düzenli biçimde doğrulanmasını ve etik sorunlarla ilgili bağımsız danışma mekanizmalarının kurulmasını öneriyor.
Türkiye’de milletvekilleri mal bildiriminde bulunmakla yükümlü. Ancak bu bildirimlerin kural olarak gizli olması ve kamuoyuna açık, düzenli bir doğrulama sisteminin bulunmaması, GRECO’nun eleştirilerinin merkezinde yer alıyor.
Bir milletvekilinin göreve başladığında sahip olduğu taşınmazların, şirket ortaklıklarının ve diğer ekonomik varlıkların görev süresince nasıl değiştiğinin kamuoyunca izlenememesi, özellikle kamu kaynaklarının dağıtımı ve ekonomik kararlarla siyasal nüfuz arasındaki ilişkinin araştırılmasını güçleştiriyor.
GRECO’nun istediği yalnızca milletvekillerinin mal bildiriminde bulunması değil. Bildirilen bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi, ekonomik çıkarlarla yasama faaliyetleri arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılması ve çıkar çatışmalarının önlenmesi.
Kuruluş ayrıca yasama sürecinin daha saydam hale getirilmesini, kanun tekliflerinin hazırlanması sırasında ilgili toplumsal kesimlerin görüşlerinin alınmasını ve milletvekili dokunulmazlığı sisteminin yolsuzlukla mücadele bakımından gözden geçirilmesini istiyor.
Türkiye’de uzun yıllardır gündeme getirilen bu taleplerin hiçbirinin milletvekilleri bakımından bütünüyle karşılanmamış olması, yasama organının kendi üyeleri üzerindeki denetim konusundaki tutumunu da tartışmaya açıyor.
Üst Düzey Yürütmede 16 Tavsiyenin 14’ü Uygulanmadı
GRECO’nun beşinci değerlendirme turunda en ağır tablo, merkezi hükümetin üst düzey yürütme görevlerinde ortaya çıktı.
Cumhurbaşkanlığı ve hükümetin üst düzey görevlerini ilgilendiren 16 tavsiyenin 14’ü uygulanmadı. GRECO, bu alanda neredeyse hiç ilerleme kaydedilmediğini belirtti.
Tavsiyeler, üst düzey yöneticilerin etik yükümlülüklerinin açıkça belirlenmesini, çıkar çatışmalarının önlenmesini, mal varlığı ve ekonomik çıkar bildirimlerinin etkili biçimde denetlenmesini, kamu görevinden özel sektöre geçişlerde doğabilecek çıkar ilişkilerinin sınırlandırılmasını ve yönetim kararlarının daha saydam hale getirilmesini kapsıyor.
Türkiye’de yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte merkezileşmesi, bu talepleri daha önemli hale getiriyor. Bakanların, üst düzey bürokratların ve Cumhurbaşkanlığı çevresindeki karar vericilerin kamu kaynaklarının dağıtımında, büyük yatırımlarda, teşviklerde, düzenleyici işlemlerde ve kamu yönetiminin çeşitli alanlarında önemli yetkileri bulunuyor.
Bu yetkilerin kullanımında ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarının denetlenmesi, yalnızca kişisel dürüstlük meselesi değil. Kamu kararlarının hangi ekonomik ilişkiler içinde alındığının açıklanması da gerekiyor.
GRECO’nun tavsiyeleri, bir kamu görevlisinin mal varlığının artmasını tek başına suç saymıyor. Kuruluşun üzerinde durduğu nokta, kamu görevinden doğan yetkilerin özel ekonomik çıkarlarla çatışması halinde bunun nasıl önleneceği ve nasıl denetleneceği.
Üst düzey yürütmeye ilişkin tavsiyelerin büyük bölümünün uygulanmaması, bu nedenle yolsuzlukla mücadeledeki kurumsal eksikliklerin en belirgin göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu: Yargıyı Kim Yönetiyor?
GRECO’nun uzun süredir üzerinde durduğu bir başka konu, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısı ve yargı yönetiminde yürütmenin etkisi.
Kuruluş, HSK’nin bağımsızlığının güçlendirilmesini, hâkim ve savcıların mesleğe kabulü, atanmaları, görev yerlerinin değiştirilmesi ve disiplin süreçlerinde nesnel ölçütlerin uygulanmasını istiyor.
Adalet Bakanlığının hâkim ve savcıların mesleki süreçleri üzerindeki belirli yetkilerinin sınırlandırılması da tavsiyeler arasında bulunuyor.
GRECO, hâkim ve savcıların istekleri dışında görev yerlerinin değiştirilmesi konusunda daha güçlü güvenceler oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Yargı mensuplarının görev güvencesi, yolsuzluk iddialarının siyasal veya idari baskı altında kalmadan araştırılabilmesi bakımından önem taşıyor.
Türkiye’de HSK’nin yapısı, Cumhurbaşkanının ve TBMM’deki siyasal çoğunluğun kurulun oluşumundaki rolleri nedeniyle uzun süredir tartışılıyor. GRECO’nun değerlendirmesi, bu tartışmayı yolsuzlukla mücadele açısından da gündeme getiriyor.
Bir yolsuzluk iddiası hakkında soruşturma yürütüldüğünde, soruşturmayı yapan savcının ve davaya bakan hâkimin mesleki geleceğine ilişkin kararların siyasal etkiden korunması gerekiyor.
Yargı bağımsızlığı yalnızca mahkemelerin karar verirken dışarıdan talimat almaması anlamına gelmiyor. Hâkimlerin ve savcıların atanma, yükselme, yer değiştirme ve disiplin süreçlerinde de bağımsızlık güvencelerine sahip olması gerekiyor.
GRECO’nun yıllardır yinelenen tavsiyeleri, Türkiye’de bu alandaki yapısal sorunların sürdüğünü ortaya koyuyor.
Yargı Etiğinde İlerleme Var, Ancak Temel Sorunlar Sürüyor
GRECO’nun son değerlendirmesi, Türkiye’de hiçbir ilerleme kaydedilmediği anlamına gelmiyor.
Ekim 2025’te Yargı Etik Beyannamesi Rehberi kabul edildi. Hâkim ve savcı adaylarına meslek öncesinde, görevdeki yargı mensuplarına ise hizmet içi eğitimlerde etik ilkeler ve yolsuzlukla mücadele konularında eğitim verilmesi olumlu gelişmeler arasında değerlendirildi.
Ancak kuruluş, etik rehberlerin ve eğitimlerin yargı yönetimindeki yapısal sorunları tek başına gidermediğini belirtiyor.
Şubat 2025’te kabul edilen Türkiye Adalet Akademisi Kanunu’na rağmen Akademinin yönetimi üzerindeki yürütme etkisine ilişkin kaygıların sürdüğü de raporda yer aldı.
Böylece Türkiye’nin bazı teknik ve mesleki düzenlemeleri hayata geçirdiği, buna karşılık yargı yönetiminin bağımsızlığına ilişkin temel tavsiyelerde beklenen ilerlemenin sağlanmadığı görülüyor.
Polis ve Jandarmada Denetim Sorunu
GRECO’nun beşinci değerlendirme turu, yalnızca hükümetin üst düzey yöneticilerini değil, polis ve jandarma teşkilatlarını da kapsıyor.
Kuruluş, kolluk kuvvetlerinde yolsuzluğun önlenmesi, çıkar çatışmalarının yönetilmesi, mesleki etik ilkelerinin uygulanması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi konusunda tavsiyelerde bulundu.
Bu alanda bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da merkezi hükümet ve kolluk kuvvetlerine ilişkin toplam 32 tavsiyenin 21’i uygulanmadı.
Kolluk kuvvetlerinin geniş idari ve operasyonel yetkilere sahip olması, bu kurumlarda hesap verebilirliği özel bir önem taşıyan konu haline getiriyor. Kamu görevlilerinin ekonomik çıkarları, görevlerinden kaynaklanan yetkileri ve olası çıkar çatışmaları, etkili bir denetim sisteminin parçası olmak zorunda.
GRECO’nun değerlendirmesi, bu alandaki düzenlemelerin de tamamlanmadığını gösteriyor.
Raporların Tamamı Neden Kamuoyundan Saklanıyor?
Türkiye’nin GRECO ile ilişkilerindeki en dikkat çekici sorunlardan biri de raporların yayımlanması meselesi.
GRECO, Mart 2026’da kabul edilen Türkiye’ye ilişkin iki uyum raporunun tamamının kamuoyuna açıklanmasına izin verilmesini istedi. Ancak raporların gizliliği kaldırılmadı.
Bunun üzerine Avrupa Konseyi, yeni usul kuralları çerçevesinde raporların özetlerini 29 Eylül’de yayımladı.
Kuruluş, yalnızca özetlerin yayımlanmasının tam raporların kamuoyuna açıklanmasının yerini tutmadığını özellikle vurguladı. Türkiye’den raporların tamamının yayımlanmasına ve Türkçeye çevrilerek erişime açılmasına izin vermesi istendi.
GRECO ayrıca Kasım 2024’te kabul edilen Dördüncü Tur Beşinci Ara Uyum Raporu ile Aralık 2023’te kabul edilen Beşinci Tur Değerlendirme Raporu’nun da yayımlanmasını talep ediyor.
Türkiye’nin bu raporların tamamının yayımlanmasına izin vermemesi, yalnızca uluslararası bir kuruluşla yürütülen yazışmalara ilişkin teknik bir mesele değil. Raporlarda hangi tavsiyelerin hangi gerekçelerle uygulanmadığı, Türk makamlarının hangi açıklamaları yaptığı ve GRECO’nun bu açıklamaları nasıl değerlendirdiği, kamuoyunun doğrudan ilgilendiği bilgiler arasında bulunuyor.
Yolsuzlukla mücadelede şeffaflığın artırılmasını isteyen bir kuruluşun değerlendirmelerinin kamuoyuna açılmaması, şeffaflık konusundaki siyasal iradenin de sorgulanmasına yol açıyor.
Türkiye Neden Yıllardır Aynı Tavsiyelerle Karşı Karşıya?
GRECO’nun milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili değerlendirmesi 2016 yılında yayımlandı. Aradan geçen on yılı aşkın sürede Türkiye’nin bu alandaki 22 tavsiyeden yalnızca altısını tam olarak uygulaması, sorunun kısa süreli bir gecikmeden ibaret olmadığını gösteriyor.
Üstelik GRECO, 2025 yılında Türkiye’ye üst düzey bir ziyaret gerçekleştirerek tavsiyelerin uygulanması konusunda yetkililerle görüşmeler yaptı. Kuruluş, Türkiye’deki yetkililerin en üst düzeyde dile getirdiği uygulama taahhütlerini memnuniyetle karşıladığını, ancak bunların somut adımlara dönüşmesini beklediğini açıkladı.
Bu görüşmelerin ardından yayımlanan 2026 değerlendirmesi, özellikle milletvekillerinin etik kuralları ve mal varlığı denetimi alanlarında temel eksikliklerin sürdüğünü ortaya koydu.
Türkiye’nin tavsiyeleri neden tam olarak uygulamadığına ilişkin tek ve resmî bir gerekçe bulunmuyor. Ancak raporlardaki tablo, bazı alanlarda rehber, eğitim ve usul düzenlemeleri yapılırken, siyasal ve kurumsal güç ilişkilerini doğrudan etkileyen değişikliklerin ertelendiğini gösteriyor.
Milletvekillerinin mal varlığı bildirimlerinin bağımsız biçimde doğrulanması, üst düzey yöneticilerin çıkar çatışmalarının denetlenmesi ve HSK’nin yapısının değiştirilmesi, doğrudan siyasal karar gerektiren konular.
Bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi, kamu gücünü kullananların kendi yetkileri ve ekonomik ilişkileri üzerinde daha güçlü denetim mekanizmalarını kabul etmesi anlamına geliyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca mevzuat hazırlamak veya teknik kapasite oluşturmakla sınırlı değil. Aynı zamanda iktidarın kendi üzerinde ne ölçüde bağımsız denetime izin vereceğiyle ilgili.
Teknik Düzenlemeler Yapılıyor, Siyasal Denetim Bekliyor
GRECO’nun değerlendirmesinde dikkat çeken ayrım, Türkiye’nin bazı mesleki eğitim ve etik rehber çalışmalarında ilerleme sağlamasına karşılık, siyasal iktidarın doğrudan denetlenmesini gerektiren başlıklarda daha sınırlı adımlar atmış olması.
Bir kamu görevlisine etik eğitimi verilmesi, onun ekonomik çıkarlarının bağımsız biçimde denetlendiği anlamına gelmiyor. Bir milletvekilinin mal bildiriminde bulunması, bildirdiği servetin gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığı anlamına gelmiyor. Hâkim ve savcılar için etik rehber hazırlanması da yargı yönetimindeki siyasal etkinin ortadan kaldırıldığını göstermiyor.
Bu ayrım, Türkiye’nin GRECO tavsiyelerine verdiği yanıtların neden yeterli bulunmadığını açıklayan temel noktalardan biri.
Yolsuzlukla mücadele, yalnızca kamu görevlilerine hangi davranışların doğru olduğunu anlatmakla gerçekleştirilemez. Kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanması halinde bunun bağımsız biçimde ortaya çıkarılabilmesi, ekonomik çıkarlarının izlenebilmesi ve hukuki sorumluluğunun işletilebilmesi gerekir.
Bunun için de denetlenen kurumlarla denetleyen mekanizmalar arasında gerçek bir bağımsızlık bulunmalıdır.
Avrupa’da Diğer Ülkeler Ne Yaptı?
GRECO’nun 29 Eylül’de yayımladığı değerlendirmeler yalnızca Türkiye’yi kapsamıyor. Danimarka, Macaristan ve Ukrayna’nın da yolsuzlukla mücadele tavsiyelerine uyumu incelendi.
Macaristan, 18 tavsiyeden 10’unu tam olarak uygularken dördünü kısmen yerine getirdi; dört tavsiye uygulanmadı. Ukrayna ise 31 tavsiyeden 19’unu tam, 12’sini kısmen uyguladı.
Türkiye’nin milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili değerlendirmesinde 22 tavsiyeden yalnızca altısının tam olarak uygulanması, bu ülkelerle karşılaştırıldığında daha düşük bir uyum düzeyine işaret ediyor.
Ancak ülkelerin tavsiye sayıları, kurumsal yapıları ve değerlendirme süreçleri farklı olduğundan bu rakamlar tek başına genel bir yolsuzluk sıralaması olarak kullanılamaz.
GRECO, Danimarka ve Ukrayna için dördüncü tur izleme süreçlerini kapatırken Türkiye ve Macaristan’ın izlenmesine devam edilmesini kararlaştırdı.
Türkiye’nin kalan tavsiyelere ilişkin yeni önlemleri 2027 yılında bildirmesi gerekiyor.
Türkiye “Genel Olarak Yetersiz” Sınıflandırmasından Çıktı, Sorunlar Bitmedi
GRECO, Türkiye’nin milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili dördüncü tur değerlendirmesinde ulaştığı uyum düzeyinin artık kendi usul kuralları bakımından “genel olarak yetersiz” sınıflandırmasında olmadığını açıkladı.
Bu nedenle Türkiye hakkında daha ileri bir uyumsuzluk prosedürünün sürdürülmemesine karar verildi.
Ancak bu karar, tavsiyelerin tamamının yerine getirildiği anlamına gelmiyor. Türkiye, dördüncü tur kapsamında kalan yükümlülükleri konusunda 31 Mart 2027’ye kadar, beşinci tur kapsamında ise 30 Eylül 2027’ye kadar yeni gelişmeleri bildirmekle yükümlü.
Böylece GRECO’nun Türkiye üzerindeki izlemesi devam ediyor.
AKP İktidarı Neden Bu Denetimden Kaçınıyor?
GRECO’nun raporları, AKP iktidarının tavsiyeleri neden tam olarak yerine getirmediğine ilişkin doğrudan bir siyasal niyet tespiti yapmıyor. Ancak uygulanmayan tavsiyelerin niteliği, sorunun hangi alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor.
Milletvekillerinin mal varlıklarının denetlenmesi, çıkar çatışmalarının açıklanması, üst düzey yürütme görevlilerinin ekonomik ilişkilerinin izlenmesi ve yargı yönetiminin yürütmeden bağımsızlaştırılması, kamu gücünü kullananların üzerindeki denetimi artıracak düzenlemeler.
Bu düzenlemeler, iktidarın yalnızca başkalarını denetleme yetkisini değil, kendi kadrolarının da denetlenmesini kabul etmesini gerektiriyor.
Türkiye’de yürütme gücünün merkezileştiği, kamu yatırımlarının, teşviklerin, büyük ihalelerin ve düzenleyici kararların önemli ekonomik sonuçlar doğurduğu bir yapıda, bu tür denetimler siyasal iktidarın hareket alanını hukuki sınırlar içinde daha görünür hale getirebilir.
Buradan AKP yöneticilerinin topluca hukuka aykırı ekonomik ilişkiler içinde bulunduğu sonucu çıkarılamaz. Ancak GRECO’nun istediği düzenlemelerin uzun süre ertelenmesi, iktidarın hesap verebilirlik konusundaki siyasal tercihlerini tartışmaya açıyor.
Özellikle mal varlığı bildirimlerinin bağımsız biçimde doğrulanması ve üst düzey yöneticilerin çıkar çatışmalarının denetlenmesi gibi düzenlemeler, kamu görevinden kaynaklanan ekonomik ayrıcalıkların ortaya çıkarılmasını kolaylaştırabilir.
Bu nedenle uygulanmayan tavsiyelerin yalnızca bürokratik gecikmelerle açıklanması yeterli görünmüyor. Tavsiyelerin büyük bölümü, siyasal iktidarın kendi yetkilerinin denetlenmesini kabul etmesini gerektiren yapısal değişikliklere ilişkin.
Yolsuzlukla Mücadelede Asıl Sorun: Denetleyeni Kim Denetleyecek?
GRECO’nun Türkiye’ye yönelik tavsiyelerinin ortak noktası, kamu gücünü kullananların kendi kurumları içindeki denetimlerle sınırlı kalmaması gerektiği.
Milletvekillerinin mal varlığı bildirimleri doğrulanmalı, üst düzey yöneticilerin ekonomik çıkarları izlenmeli, yargı mensuplarının mesleki bağımsızlığı korunmalı ve kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri etkili biçimde denetlenmeli.
Bu talepler, kamu yönetiminin günlük işleyişinden çok daha geniş bir soruna işaret ediyor: Devletin karar alma gücünü kullananların, bu gücü kişisel veya siyasal çıkarlar doğrultusunda kullanmasını önleyecek mekanizmalar yeterince güçlü mü?
Türkiye’de yurttaşlardan vergi yükümlülüklerini yerine getirmeleri, gelirlerini bildirmeleri ve kamu kurumlarının denetimlerine uymaları bekleniyor. Buna karşılık kamu gücünü kullananların ekonomik ilişkilerinin hangi ölçüde denetlenebildiği konusunda önemli boşluklar bulunuyor.
Bir toplumda sıradan yurttaşın geliri ve mal varlığı çeşitli kamu kayıtlarıyla izlenirken, kamu kaynaklarının dağıtımında yetki sahibi kişilerin servet değişimlerinin bağımsız biçimde incelenememesi, hesap verebilirlik ilkesini zayıflatıyor.
GRECO’nun yıllardır tekrarladığı tavsiyeler, bu eşitsizliğin giderilmesine yönelik kurumsal güvenceler oluşturulmasını amaçlıyor.
Türkiye’nin 54 tavsiyeden yalnızca 10’unu tam olarak yerine getirmiş olması, yolsuzlukla mücadelede atılan adımlarla yapılması gerekenler arasındaki mesafenin büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Üstelik tartışma yalnızca tavsiyelerin uygulanmamasıyla sınırlı değil. Bu eksiklikleri ayrıntılı biçimde ele alan raporların tamamının kamuoyuna açıklanmaması, denetim sorununun üzerine bir de bilgiye erişim sorununu ekliyor.
Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için yeni sloganlardan çok, kamu gücünü kullananların mal varlıklarını, ekonomik ilişkilerini ve kararlarını bağımsız biçimde denetleyebilecek kurumlara ihtiyaç bulunuyor.
GRECO’nun on yılı aşkın süredir yönelttiği soruların merkezinde de bu bulunuyor.
Ve bütün bu raporların ardından yanıt bekleyen temel soru değişmiyor:
Bir iktidar, kamu gücünü kullananların bağımsız biçimde denetlenmesini sağlayacak düzenlemeleri yıllarca erteliyorsa, yolsuzlukla mücadeleyi hangi mekanizmalarla gerçekleştirmeyi amaçlıyor?
- NHA / Avrupa Konseyi, GRECO, GRECO Türkiye Dördüncü Değerlendirme Turu Altıncı Ara Uyum Raporu Özeti (2026), GRECO Türkiye Beşinci Değerlendirme Turu Uyum Raporu Özeti (2026), GRECO Türkiye Dördüncü Ara Uyum Raporu (2023), Euronews Türkçe, Cumhuriyet, Karar, Ekonomim, ANKA Haber Ajansı, eucrim, 2eu.brussels.














