back to top
Ana Sayfa Haberler Yemen’de Savaş Yeniden Alevlendi: Husiler Kim, Ne İstiyor?

Yemen’de Savaş Yeniden Alevlendi: Husiler Kim, Ne İstiyor?

Yemen’de 2022’den bu yana büyük ölçüde donmuş olan savaş yeniden genişledi. İran’la yakın ilişkileri bulunan Husiler, stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde ve Kızıldeniz kıyısında ilerlerken, uluslararası alanda tanınan hükümet Suudi Arabistan’ın desteğiyle karşı harekât başlattı. Taiz kenti kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya. Peki Husiler kim, nasıl güç kazandılar ve Yemen’de neyi hedefliyorlar?

Yemen’de Savaş Neden Yeniden Başladı?

Yemen’de yıllardır süren iç savaş, eylül ayında Husilerin Kızıldeniz kıyısında ve Babülmendep çevresinde gerçekleştirdiği ilerleyişin ardından yeniden geniş çaplı çatışmalara dönüştü. Uluslararası alanda tanınan Yemen yönetimi, ekim ayının başında Husilerin kontrolündeki bölgeleri geri almak amacıyla yeni bir askerî harekât başlattığını duyurdu.

5 Ekim’de hükümet güçleri, Babülmendep yakınındaki Dhubab bölgesini ve Mocha liman kentini geri aldıklarını açıkladı. Husiler ise bazı askerî gelişmelere ilişkin hükümet açıklamalarını reddetti. Cephelerdeki kontrol değişimleri tarafların açıklamalarına göre farklılık gösterirken, çatışmalar Marib, Taiz ve batı kıyısı boyunca yoğunlaştı.

13 Ekim tarihli Associated Press ve Al Jazeera haberlerine göre Husiler, 4 Ekim’de Turbah kasabasını ele geçirmelerinin ardından Yemen’in üçüncü büyük kenti Taiz’in ikmal yollarını büyük ölçüde kesti. Kentte gıda, yakıt ve ilaç sıkıntısı ağırlaşırken sivillerin yeniden kuşatma altında kalma korkusu büyüyor. Hükümet güçleri ise hem Taiz çevresinde hem de Marib cephesinde karşı saldırılar yürütüyor.

Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi

Böylece Yemen’deki çatışma, yalnızca iki silahlı güç arasındaki iç savaş olmaktan çıkarak Kızıldeniz ticaretini, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve bölgesel güç dengelerini doğrudan etkileyen yeni bir krize dönüştü.

Husiler Kimdir, Nasıl İktidara Geldiler?

Husiler, Arapça adıyla Ensarullah, Yemen’in kuzeyinde ortaya çıkan siyasi ve silahlı bir hareket. Hareketin toplumsal kökleri, özellikle ülkenin kuzeyindeki Zeydi Şii topluluklarına dayanıyor. Ancak Husilerin yükselişini yalnızca mezhep farklılıklarıyla açıklamak, Yemen’deki siyasi ve toplumsal çelişkileri gözden kaçırmak anlamına geliyor.

Hareket, 1990’ların sonlarında kuzey Yemen’deki Zeydi kimliğini ve dini-siyasi canlanmayı savunan bir yapı olarak gelişti. 2004’ten itibaren dönemin Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih yönetimiyle silahlı çatışmalara girdi. Yıllar süren savaşlar, devlet otoritesinin zayıflaması ve merkezî yönetimin kuzeydeki sorunlara çözüm üretememesi, Husilerin askerî ve toplumsal gücünü artırdı.

2011’de Arap Baharı protestolarıyla Salih yönetimi sarsıldı. Salih’in 2012’de görevini Abdurabbu Mansur Hadi’ye devretmesinin ardından başlayan siyasi geçiş süreci ise ülkedeki güç mücadelelerini sona erdiremedi. Husiler bu ortamda ilerleyerek 2014’te başkent Sana’yı ele geçirdi.

2015’te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle savaş bölgesel bir boyut kazandı. Hadi yönetimini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan askerî harekât, Husilerin başkentten çıkarılmasını sağlayamadı. Yıllar süren çatışmaların ardından Nisan 2022’de BM arabuluculuğunda ateşkes sağlandı; ancak ülkenin siyasi geleceği konusunda kalıcı bir anlaşmaya ulaşılamadı.

Husiler Ne İstiyor?

Husilerin hedefi yalnızca Yemen’in kuzeyinde varlıklarını sürdürmek değil. Başkent Sana’yı ve nüfusun önemli bir bölümünü barındıran bölgeleri kontrol eden hareket, ülkenin siyasi düzeninde belirleyici güç olmayı amaçlıyor. Bununla birlikte Yemen’in geleceğine ilişkin hedefleri ve nihai bir siyasi anlaşmada hangi koşulları kabul edeceği konusunda çözülmemiş sorular bulunuyor.

Hareketin öne çıkan hedefleri üç başlıkta toplanabilir:

Birincisi, siyasi iktidarı korumak ve genişletmek. Husiler, 2014’ten bu yana ellerinde tuttukları başkent Sana üzerindeki hâkimiyetlerini korumaya çalışıyor. Merkezî kurumları, güvenlik aygıtını ve ekonomik kaynakları kontrol etmeleri, onları yalnızca bir isyancı hareket değil, geniş bir bölgede fiilî yönetim kurmuş bir güç hâline getiriyor.

İkincisi, dış müdahaleye karşı direnme söylemi üzerinden bölgesel güç kazanmak. Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki askerî müdahaleye karşı mücadelelerini Yemen’in egemenliğini savunmak olarak tanımlıyor. Bununla birlikte hareketin kendi iktidarını güçlendirme hedefi ile ülkenin tamamında kapsayıcı bir siyasi düzen kurulması arasındaki gerilim sürüyor.

Üçüncüsü, bölgesel bir askerî aktör olarak etkisini artırmak. Husiler, geliştirdikleri füze ve insansız hava aracı kapasitesiyle Yemen sınırlarının ötesine ulaşabilen bir güç hâline geldi. İsrail’e ve Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıları, hareketin uluslararası gündemdeki ağırlığını artırdı.

İran’ın Husiler Üzerindeki Etkisi Ne Kadar?

İran, Husilerin başlıca bölgesel destekçilerinden biri. İki taraf arasındaki siyasi ve askerî ilişkiler, özellikle Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel rekabet bağlamında önem taşıyor. Füze ve insansız hava aracı teknolojileri, askerî uzmanlık ve silah tedarikiyle ilgili bağlantılar, Husilerin kapasitesinin gelişmesinde etkili oldu.

Reuters’ın 17 Eylül 2026 tarihli analizine göre Husiler, yerel bir silahlı hareketten bölgesel hedeflere ulaşabilen, deniz ticaretini aksatabilen ve komşu ülkelerin enerji altyapısını tehdit edebilen bir askerî yapıya dönüştü. Birleşmiş Milletler uzmanlarının raporları da hareketin gelişmiş silah teknolojilerine erişimi ve silah kaçakçılığı ağları üzerinde duruyor.

Husilerin Lideri: Abdülmelik el-Husi

Ancak Husileri yalnızca İran’ın emirleriyle hareket eden bir vekil güç olarak tanımlamak da eksik kalır. Hareketin Yemen içindeki tarihsel kökleri, kendi liderliği ve yerel siyasi hedefleri bulunuyor. İran’la ilişkileri, bu yerel dinamiklerin yerine geçen değil, onları bölgesel bir güç mücadelesine bağlayan unsurlardan biri.

Babülmendep Boğazı Neden Bu Kadar Önemli?

Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan dar bir boğaz. Buradaki güvenlik sorunu, Süveyş Kanalı güzergâhını kullanan ticari gemiler ve enerji taşımacılığı açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor.

Husilerin Kızıldeniz kıyısında ilerlemesi ve boğaz çevresindeki askerî varlığını güçlendirmesi, uluslararası ticaret üzerindeki baskıyı artırıyor. Hareket, Gazze savaşı sırasında Filistinlilerle dayanışma gerekçesiyle İsrail’e ve ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlemişti. Bu saldırılar, deniz taşımacılığında rota değişikliklerine ve güvenlik maliyetlerinin yükselmesine yol açmıştı.

Yeni çatışma dalgasında Babülmendep çevresinin yeniden askerî rekabetin merkezine yerleşmesi, Yemen’deki savaşın bölgesel etkilerini büyütüyor. Suudi Arabistan’ın desteklediği güçler açısından kıyı bölgelerinin kontrolü, yalnızca toprak kazanımı değil, ticaret yollarının güvenliği bakımından da stratejik önem taşıyor.

Husilere Karşı Olan Güçler Neden Birleşemiyor?

Yemen’in uluslararası alanda tanınan yönetimi, Başkanlık Liderlik Konseyi tarafından temsil ediliyor. Konseyin başkanı Reşad el-Alimi. Yönetim Aden’i başlıca siyasi merkezlerinden biri olarak kullanıyor ve Suudi Arabistan’dan destek alıyor. Ancak ülkenin bütününde birleşik bir devlet otoritesi kurabilmiş değil.

Üstelik Husilere karşı savaşan güçler de kendi aralarında farklı hedeflere sahip. Güney Geçiş Konseyi çevresindeki ayrılıkçı hareketler, güneyin bağımsızlığını veya geniş özerkliğini savunuyor. Tarek Salih’in Ulusal Direniş Güçleri ve Islah Partisi gibi aktörler de kendi siyasi ve askerî önceliklerini koruyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin güneydeki bazı güçlerle kurduğu ilişkiler ile Suudi Arabistan’ın öncelikleri arasındaki farklılıklar da hükümet yanlısı cephenin parçalı yapısını derinleştiriyor.

Bu nedenle Yemen’deki sorun yalnızca Husilerin askerî gücü değil. Husilere karşı mücadele eden tarafların, savaş sonrasında kurulacak devletin niteliği konusunda uzlaşamaması da siyasi çözümü zorlaştırıyor.

Savaşın Bedelini Yine Siviller Ödüyor

Yemen, dünyanın en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin Mart 2026 tarihli planına göre 22 milyondan fazla insanın insani yardım ve korumaya ihtiyacı bulunuyor. Yaklaşık 18,3 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor; 5,2 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda.

Ekim ayında çatışmaların yeniden genişlemesi, bu tablonun daha da ağırlaşması riskini artırıyor. Taiz çevresindeki ikmal yollarının kesilmesi, gıda ve yakıt fiyatlarının yükselmesi, sağlık hizmetlerinin aksaması ve sivillerin yerinden edilmesi, savaşın doğrudan sonuçları arasında.

Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki yönetim uygulamaları, keyfî tutuklamalar, insani yardıma erişimin engellenmesi ve sivil alanlara yönelik saldırılar da uluslararası raporlarda eleştiriliyor. Öte yandan Suudi Arabistan öncülüğündeki hava saldırılarının ve hükümet güçlerinin operasyonlarının siviller üzerindeki etkisi de çatışmanın bütün tarafları bakımından değerlendirilmesi gereken bir mesele.

Yemen’i Barıştan Uzaklaştıran Ne?

Yemen’deki savaşın temelinde iktidarın kimde olacağı sorusunun yanı sıra, ülkenin nasıl yönetileceği, kuzey ve güney arasındaki siyasi ilişkinin nasıl kurulacağı, silahlı güçlerin nasıl birleştirileceği ve ekonomik kaynakların nasıl paylaşılacağı gibi çözülememiş meseleler bulunuyor.

BM, tarafları askerî tırmanışı durdurmaya ve kapsayıcı bir siyasi sürece dönmeye çağırıyor. Ancak sahadaki yeni ilerleyişler, karşı saldırılar ve bölgesel güçlerin müdahaleleri, müzakere zeminini daha da kırılgan hâle getiriyor.

Yemen’de yaşananlar, yalnızca Husilerin iktidar mücadelesi ya da İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet olarak okunamaz. Devletin parçalanması, yerel ve bölgesel güçlerin çıkar çatışmaları ve yıllardır süren savaşın yarattığı toplumsal yıkım birbirini besliyor. Kalıcı bir çözüm, yalnızca cephelerdeki dengelerin değişmesine değil, Yemenlilerin siyasi temsil, güvenlik ve ekonomik yaşam koşullarına ilişkin sorunlarına da yanıt verilmesine bağlı.


NHA / Associated Press, Al Jazeera, Reuters, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilciliği ve İnsani İşler Koordinasyon Ofisi.