back to top
Ana Sayfa Haberler Mart Ayında Türkiye: Hak İhlalleri Olağanlaştı, Adalet İstisnaya Dönüştü

Mart Ayında Türkiye: Hak İhlalleri Olağanlaştı, Adalet İstisnaya Dönüştü

Sezgin Tanrıkulu

Sezgin Tanrıkulu tarafından açıklanan Mart 2026 Hak İhlalleri Raporu, Türkiye’de yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, adil yargılanma hakkından toplantı ve gösteri özgürlüğüne kadar uzanan geniş bir alanda sistematik hak ihlallerinin derinleştiğini ortaya koydu; rapor, yalnızca bireysel mağduriyetleri değil, hukuk devletinin kurumsal aşınmasını da gözler önüne serdi.

Yaşam Hakkı İhlalleri Derinleşiyor

Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından kamuoyuna açıklanan rapora göre, yalnızca Mart 2026’da toplam 207 kişi yaşam hakkı ihlalleri kapsamında hayatını kaybetti.

Raporda; 148 iş cinayeti, 36 kadın cinayeti, 14 mülteci ölümü, 6 resmi ihmal sonucu ölüm ve cezaevlerinde yaşanan 3 ölüm vakası yer aldı. Bu tablo, Türkiye’de ölümün giderek daha fazla “önlenebilir” hale geldiğini ve kamusal denetim mekanizmalarının ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor.

Özellikle iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin arasında çocuk işçilerin, kadınların ve göçmenlerin bulunması; emek rejimindeki güvencesizliğin artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan yaşamsal bir krize dönüştüğüne işaret ediyor.

İşkence Ve Kötü Muamele İddiaları Artıyor

Rapora göre Mart ayında toplam 193 işkence ve kötü muamele vakası kayıtlara geçti. Bunların 159’u doğrudan işkence iddiası, 34’ü ise cezaevlerinde yaşanan kötü muamele olaylarından oluşuyor.

Raporda ayrıca, gözaltına alınan birçok kişinin yaşadıklarını açıklamaktan çekindiği belirtilerek gerçek sayıların çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekildi.

Türkiye’de özellikle son yıllarda gözaltı süreçleri, cezaevleri ve kolluk müdahaleleri konusunda ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının yaptığı uyarılar dikkate alındığında, işkence iddialarının münferit olaylardan ziyade yapısal bir soruna dönüştüğü yönündeki eleştiriler yeniden gündeme geldi.

İfade Özgürlüğü Ve Basın Üzerindeki Baskı

Mart ayında düşünce ve ifade özgürlüğü alanında da dikkat çekici ihlaller yaşandı. Rapora göre 3 gazeteci saldırıya uğradı, 5 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı ve 14 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.

Aynı dönemde 156 erişim engelleme kararı verilirken, düşünce açıklamaları nedeniyle toplam 181 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” açıklamasına imza atan 168 kişi hakkında soruşturma açılması oldu. Bu durum, yalnızca siyasi muhalefetin değil, kamusal eleştiri hakkının da giderek kriminalize edildiği yönündeki kaygıları güçlendirdi.

İBB Davasında “Adil Yargılama” Tartışması

Raporun en geniş bölümlerinden biri, Ekrem İmamoğlu ile birlikte 401 sanığın yargılandığı ve 107 kişinin tutuklu bulunduğu kamuoyunda “İBB Davası” olarak bilinen yargı sürecine ayrıldı.

Raporda; gazetecilere getirilen kota uygulamaları, duruşma salonundaki fiziksel sınırlamalar, savunma hakkına ilişkin tartışmalar ve avukatların itirazları ayrıntılı biçimde sıralandı.

Savunma tarafının; 80 bin sayfalık ek belge için yalnızca 24 saat süre verilmesi, reddi hakim taleplerinin reddedilmesi, çapraz sorgu imkanlarının sınırlandırılması ve savunma listesinin basına sızdırılması gibi uygulamalara itiraz ettiği aktarıldı.

Bazı avukatların, iddianame ve karar süreçlerinin “yapay zekâ ile hazırlanmış olabileceği” yönündeki iddiaları da rapora yansıdı. Bu iddia doğrulanmış değil; ancak Türkiye’de yargı süreçlerine ilişkin güven krizinin ulaştığı noktayı göstermesi açısından dikkat çekici bulundu.

Duruşma Salonunda Basın Ve Kamuoyu Engeli

Raporda, duruşmaları izleyen gazetecilere yönelik uygulamaların “kamuoyu denetimini” zayıflattığı vurgulandı.

Gazetecilerin salonun uzak noktalarına yerleştirildiği, bazı oturumlara yalnızca turkuaz basın kartı taşıyan kişilerin kabul edildiği ve izleyici alanlarının boşaltıldığı iddiaları raporda yer aldı.

Ayrıca bazı milletvekillerinin kampüse alınmadığı ve tutuklu yakınlarına çeşitli sınırlamalar getirildiği belirtilirken; bu uygulamaların yargı süreçlerinin şeffaflığı konusunda yeni soru işaretleri yarattığı ifade edildi.

Protesto Hakkı Da Baskı Altında

Mart ayında toplantı ve gösteri hakkı kapsamında 23 etkinlik ve basın açıklamasına müdahale edildiği, 375 kişinin gözaltına alındığı, 61 kişinin tutuklandığı ve 22 kişi hakkında dava açıldığı kaydedildi.

Bu veriler, kamusal protesto hakkının giderek daha dar bir alana sıkıştırıldığını gösterirken; özellikle barışçıl gösterilere yönelik kolluk müdahaleleri uzun süredir insan hakları örgütlerinin temel eleştiri başlıkları arasında yer alıyor.

Uluslararası Endekslerde Türkiye’nin Gerileyişi

Raporda uluslararası veriler de dikkat çekici bir çerçeve sundu. Freedom House tarafından yayımlanan “Dünyada Özgürlükler 2026” raporuna göre Türkiye, 100 üzerinden 32 puan alarak “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer aldı.

Türkiye’nin Avrupa bölgesinde bu kategoride bulunan tek ülke olması ise demokratik standartlar açısından yaşanan gerilemeyi daha görünür hale getirdi.

Ayrıca University of Oxford bünyesindeki Refah Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Dünya Mutluluk Raporu’nda Türkiye’nin 147 ülke arasında 94’üncü sırada yer aldığı belirtildi.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo yalnızca münferit hak ihlallerini değil; hukuk, refah, özgürlük ve kamusal güven alanlarında çok katmanlı bir yapısal aşınmayı gösteriyor.


  • TB / CHP İnsan Hakları Raporları, Freedom House, World Happiness Report, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Bianet