YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Çerçeve Yasa”ya verilen desteğe yönelik eleştirileri, Erdoğan karşıtlığının siyasetin temel ölçütü olamayacağı savunusuyla yanıtladı; parti içinde milletvekillerini tek bir oy tercihine zorlamak yerine “hibrit” bir model geliştirdiklerini belirterek, barış ve demokratikleşme ihtimali ile toplumdaki güvenlik ve milliyetçilik kaygılarını aynı anda Meclis tutanağına geçirdiklerini söyledi.
“Erdoğan karşıtlığı” yerine ilke siyaseti
Özel, Nefes ve Sözcü gazetelerine verdiği röportajlarda, YENİ Parti’nin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” olarak adlandırılan çerçeve yasaya ilişkin tutumunu savundu. Özel, yasaya “evet” demelerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi pozisyonunu güçlendirme amacı taşımadığını belirterek, yıllardır savundukları bir görüşü yalnızca Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersine çevirmelerinin doğru olmayacağını ifade etti. “Vicdanen içim rahat” diyen Özel, ortaya çıkacak olumlu sonucun kişisel ya da partisel bir kazanımdan çok ülkenin kazanımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Özel’in yaklaşımının merkezinde, Kürt sorununun varlığını kabul eden ve geçmişte bu konuda rapor hazırlamış sosyal demokrat bir siyasi hareketin, terör örgütünün tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin ilk adımlarına kategorik biçimde karşı çıkmasının kendi siyasal çizgisiyle çelişeceği görüşü bulunuyor. Akın Gürlek’in içinde bulunduğu heyete yönelik rahatsızlığını da dile getiren Özel, buna karşın ilkesel tutumun hükümet aktörlerine duyulan güven ya da güvensizlik üzerinden değil, sürecin barış ve demokratik çözüm bakımından taşıdığı potansiyel üzerinden belirlenmesi gerektiğini söyledi.
“Hibrit model” ile parti içi demokrasi mesajı
Özel, YENİ Parti’nin tüm milletvekillerini “evet” ya da “hayır” yönünde zorlamak yerine, milletvekillerini kendi seçmenlerinin tutumlarıyla baş başa bıraktıklarını anlattı. Buna göre parti yönetimi, Genel Başkan’ın Meclis kürsüsünde siyasi gerekçeyi açıklaması; milletvekillerinin ise kendi bölgelerinden gelen talepler doğrultusunda oy kullanması esasına dayanan bir “hibrit model” uyguladı. Özel, bu yöntemin parti içi demokrasiyi güçlendirdiğini ve liderin tek karar verip bütün grubun aynı yönde oy kullanması anlayışından farklı bir siyaset pratiği ortaya koyduğunu savundu.
Ancak bu tercih, aynı zamanda YENİ Parti açısından ciddi bir siyasi risk taşıyor. Özel’in anlatımına göre yasanın hazırlık sürecindeki kapalılık ve metnin milletvekillerine son anda ulaştırılması, parti içinde ortak bir “evet” kararını güçleştirdi. Öte yandan bütün grubun “hayır” demesi de partiyi barış ihtimaline kapalı bir siyasi pozisyona sürükleyebilirdi. Özel, bu ikili sıkışmayı aşmak için milletvekillerinin farklı oy kullanmasına izin verdiklerini belirterek, “sokaktaki endişe” ile “barış umudu”nu aynı anda siyasi kayda geçirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Kürt meselesi ile milliyetçi hassasiyet arasında denge arayışı
Özel’in Nefes ve Sözcü röportajlarında ortaya koyduğu siyasal hat, YENİ Parti’nin yeni kimliğini farklı toplumsal talepleri aynı çatı altında tutma arayışı üzerinden tanımlıyor. Özel, Diyarbakır ve Kürt seçmenin yoğun olduğu bölgelerde “evet” yönündeki beklentilerin bulunduğunu, buna karşılık Manisa gibi milliyetçi hassasiyetlerin daha güçlü olduğu bölgelerde “hayır” eğiliminin öne çıktığını belirtti. Bu nedenle parti yönetiminin tek tip bir oy davranışı yerine farklı toplumsal kesimlerin taleplerini Meclis’te görünür kılmayı tercih ettiğini söyledi.
Özel, Sözcü’ye yaptığı değerlendirmede ise bu yöntemi “YENİ Parti’ye karşı kurulan tuzağı boşa düşürmek” şeklinde niteledi. Ona göre bütün milletvekillerinin “hayır” demesi, partinin geçmişten bu yana Kürt sorununun çözümü, PKK’nın tasfiyesi ve bazı tutuklu siyasetçilerin özgürlüğü konusundaki tutumuyla çelişebilirdi. Tersine, bütün grubun “evet” demesi ise toplumun önemli bir bölümünde bulunan güvenlik ve egemenlik kaygılarının göz ardı edilmesi anlamına gelebilirdi.
Özel’in yeni siyaset iddiasının sınavı
Özel, “AK Parti’nin beklemediği” bir sonuç ortaya çıktığını ve YENİ Parti’nin konjonktürel öfkeyle hareket etmediğini savunuyor. “Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset” anlayışının her zaman muhalefete kazandırmayacağını belirten Özel, seçmenlerin zaman içinde bu tutumun Erdoğan karşısında teslimiyet anlamına gelmediğini göreceğini düşünüyor. Bu değerlendirme, YENİ Parti’nin kendisini yalnızca iktidar karşıtlığı üzerinden tanımlamak yerine, kendi programatik ilkeleri üzerinden konumlandırma iddiasının açık bir ifadesi olarak öne çıkıyor.
Ancak bu “yeni nesil siyaset” iddiasının kalıcı bir siyasi hatta dönüşüp dönüşmeyeceği, yalnızca farklı oy tercihlerine izin vermekle değil, sürecin sonraki aşamalarında iktidarın atacağı adımlara karşı ortaya konulacak tutumla belirlenecek. Özel de yasaya desteğin tek başına yeterli olmadığını kabul ederek, demokratikleşme, adil yargılanma ve cezaevlerindeki uzun tutukluluk sorunlarının çözülmesi gerektiğini vurguluyor. Altıncı bölümün uygulanmasının ardından demokratikleşmeye ilişkin sonraki adımların hayata geçirilmesini takip edeceklerini belirtiyor.
Cezaevleri, AYM-AİHM kararları ve kayyumlar
Özel’in röportajındaki dikkat çekici başlıklardan biri de çerçeve yasa tartışmasını cezaevleri ve hukuk devleti meselesiyle birlikte ele alması oldu. Altı farklı cezaevini ziyaret ettiğini aktaran Özel, görüştüğü kişilerin yasaya destek verilmesini ancak bunun devamında uzun tutukluluğun sona erdirilmesi, adil yargılanma hakkının güvence altına alınması ve Avrupa standartlarında yargısal düzenlemeler yapılması beklentisini dile getirdiğini söyledi.
Özel, demokratikleşme adımlarının özellikle Gezi davası kapsamında tutuklu bulunanlar, AİHM ve AYM kararları uygulanmayan kişiler açısından hızla hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Hatay Milletvekili Can Atalay’ın cezaevinde tutulmasını “kabul edilemez” olarak nitelendiren Özel, bunun seçmen iradesinin tanınmaması anlamına geldiğini söyledi. Ardından Osman Kavala ve Gezi davası tutuklularını da anan Özel, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, kayyum uygulamalarının kaldırılması ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Barış vaadi ile hukuk devleti sınavı
Özel’in açıklamaları, YENİ Parti’nin çerçeve yasa konusundaki “evet” kararını yalnızca terör ve güvenlik politikası üzerinden değil, daha geniş bir demokratikleşme perspektifi içinde gerekçelendirdiğini gösteriyor. Bu çerçevede PKK’nın silah bırakması ve tasfiye süreci, Özel açısından tek başına nihai hedef değil; demokratikleşme, hukuk devleti, bağımsız yargı ve toplumsal barışla tamamlanması gereken daha geniş bir siyasi dönüşümün başlangıç noktası olarak sunuluyor.
Asıl siyasi sınav ise burada başlıyor: YENİ Parti’nin farklı toplumsal kesimlerin kaygılarını aynı anda temsil etme iddiası, sürecin bundan sonraki aşamalarında hem iktidarın uygulamalarına hem de demokratikleşme taleplerine karşı nasıl bir tutum alınacağıyla ölçülecek. Özel’in “ülke kazanıyorsa kazanan odur” yaklaşımı, muhalefet siyasetinin yalnızca Erdoğan karşıtlığı ekseninden çıkarılması gerektiğini savunuyor. Fakat bu yaklaşımın toplumsal karşılığını bulması, iktidarın attığı adımların sorgusuz biçimde desteklenmesine değil, barış sürecinin demokratik haklar ve hukuk devletiyle birlikte ilerlemesini sağlayacak güçlü bir siyasal denetime bağlı görünüyor.
Kaynak: Özgür Özel’in Nefes ve Sözcü gazetelerine verdiği röportajlardan derlenen açıklamalar; kullanıcı tarafından paylaşılan metin.










