back to top
Ana Sayfa Haberler Özgür Özel: “Önce Seçim Sandığı Açılacak, Sonra Sizin Çeyiz Sandığınız Açılacak”

Özgür Özel: “Önce Seçim Sandığı Açılacak, Sonra Sizin Çeyiz Sandığınız Açılacak”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, belediye başkanları buluşmasında yaptığı konuşmada yalnızca iktidarı değil, yargıdan medyaya uzanan “haysiyet cellatları” olarak tanımladığı aktörleri de doğrudan hedef aldı. “Önce seçim sandığı açılacak, sonra sizin çeyiz sandığınız açılacak” sözleriyle, seçim sonrasında hukuki ve siyasi bir hesaplaşma mesajı veren Özel, aynı anda hem seçmene güvence hem de iktidar çevrelerine sert bir uyarı gönderdi.

“Çeyiz Sandığı” Siyasetin Yeni Hesap Defteri

CHP’nin Belediye Başkanları Buluşması’nda konuşan Özgür Özel’in en dikkat çeken çıkışı, “çeyiz sandığı” benzetmesi oldu. Bu ifade, yalnızca sert bir siyasi retorik değil; aynı zamanda seçim sonrasına ilişkin açık bir hesaplaşma vaadi olarak okundu.

Özel, özellikle sosyal medya trollerini, haksız tutuklama talep eden savcıları, bu kararları veren hakimleri ve muhalefeti sistematik biçimde hedef alan medya yapısını kastederek, “Önce seçim sandığı açılacak, sonra sizin çeyiz sandığınız açılacak” dedi. Bu sözlerle, yalnızca seçimle iktidar değişimini değil; son yıllarda muhalefete yönelik kurulan baskı mekanizmalarının da kayıt altına alındığını ilan etti.

Buradaki “çeyiz sandığı”, geleneksel anlamından sıyrılarak siyasal hafızanın metaforuna dönüştü: biriktirilen belgeler, not edilen hukuksuzluklar ve günü geldiğinde açılacak bir hesap dosyası.

Seçmene Güvence, Sisteme Uyarı

Özel’in konuşmasındaki dikkat çekici bir diğer unsur ise ayrım çizgisini seçmen ile iktidar aygıtı arasında kurmasıydı. AK Parti ve MHP seçmenine doğrudan seslenerek “Hiç korkmasın” diyen Özel, “Ne devri sabık yaratırız ne kin güderiz” ifadesiyle rövanş siyaseti yürütmeyeceklerini söyledi.

Ancak aynı cümlenin devamında gelen “Ama bu haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz” çıkışı, hedefin sıradan seçmen değil; siyasal ve kurumsal baskı mekanizmalarını işleten aktörler olduğunu netleştirdi.

Bu ayrım, muhalefetin uzun süredir kurmaya çalıştığı yeni siyasi dil açısından önemli: seçmeni karşısına almayan ama iktidarın kurumsal şiddetini teşhir eden bir çizgi.

Yargı Ve Medya Üzerinden Kurulan Baskı

Özel’in konuşmasının önemli bölümü, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmalar üzerinden şekillendi. İddianamelerin “tel tel döküldüğünü” savunan Özel, kamu zararına ilişkin ortaya atılan iddiaların resmi denetim raporlarıyla çürütüldüğünü söyledi.

İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve MASAK tarafından yapılan denetimlerde tek bir kuruş kamu zararının tespit edilmediğini belirten Özel, buna rağmen medya eliyle sürdürülen “asrın yolsuzluğu” söyleminin siyasal bir operasyon olduğunu savundu.

Burada eleştiri yalnızca iktidara değil; yargı ile medya arasındaki simbiyotik ilişkiye yöneldi. Muhalefetin iddiasına göre dava salonlarından çok televizyon stüdyolarında kurulan bu yargılama, hukuki değil politik bir süreç.

Muhalefetin Hafıza Siyaseti

“Çeyiz sandığı” metaforu aynı zamanda bir hafıza siyaseti kuruyor. Unutmamak, not etmek ve zamanı geldiğinde hesap sormak… Bu yaklaşım, özellikle son yıllarda tutuklanan öğrenciler, gazeteciler, belediye başkanları ve muhalif siyasetçiler üzerinden şekillenen adalet talebini merkezine alıyor.

Özel’in “iki bayramı içeride geçiren öğrenciler” vurgusu, hukuki mağduriyetleri yalnızca dosya konusu değil, toplumsal vicdan meselesi olarak yeniden tanımlıyor. Bu nedenle mesele sadece seçim kazanmak değil; seçim sonrasında nasıl bir siyasal ve hukuki düzen kurulacağı sorusu.

Muhalefetin asıl sınavı da burada başlıyor: İktidar değişimi ile adalet talebi arasındaki denge nasıl kurulacak?

Sandık Bir Son Değil, Başlangıç

Özgür Özel’in konuşması, klasik bir miting hitabından çok, seçim sonrası döneme ilişkin stratejik bir çerçeve sundu. Sandık burada yalnızca iktidarın değişeceği yer değil; aynı zamanda bir dönemin muhasebesinin başlayacağı eşik olarak tarif edildi.

Bu nedenle “önce sandık, sonra çeyiz sandığı” sözü, basit bir slogan değil; Türkiye siyasetinin önümüzdeki iki yılına dair bir pozisyon beyanı niteliği taşıyor.

Sorulması gereken artık şu: Sandık açıldığında yalnızca oy pusulaları mı sayılacak, yoksa yıllardır biriken hukuksuzlukların da hesabı gerçekten sorulacak mı?


  • NHY / Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkanları Buluşması konuşma metni