back to top
Ana Sayfa Haberler Silivri’den Yükselen Çığlık: “Delil Yok, Adalet Yok; Bu Bir Yargılama Değil, Cezalandırma”

Silivri’den Yükselen Çığlık: “Delil Yok, Adalet Yok; Bu Bir Yargılama Değil, Cezalandırma”

Silivri’de görülen davalara ilişkin konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, 405 gündür süren tutuklulukları “insanlık suçu” olarak nitelendirerek, dosyada somut delil bulunmadığını ve tüm sanıklar için derhal tahliye kararı verilmesi gerektiğini söyledi.

Yargı Sürecine Ağır Eleştiri: “Peşinen Cezalandırma”

Silivri’de düzenlenen Aile Dayanışma Ağı buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, yargı sürecine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Yaklaşık 405 gündür devam eden tutukluluk halinin hukuki değil, siyasi bir süreç olduğunu ima eden İmamoğlu, duruşmaların “yargılama görüntüsü altında cezalandırma pratiğine dönüştüğünü” ifade etti.

İddianamenin her geçen gün çöktüğünü savunan İmamoğlu, dosyada yer alan suçlamaların somut delillere dayanmadığını belirterek, “İnsanlar neyle suçlandığını bilmiyor; buna rağmen özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor” dedi. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğini vurgulayan İmamoğlu, kamuoyunda yürütülen tartışmaların da yargı sürecini gölgelediğini dile getirdi.

Delil Tartışması Ve Hukuki Belirsizlik: “Olmayan Delil Ne Karartılır?”

Konuşmanın merkezinde, dava dosyasındaki delil eksikliği yer aldı. İmamoğlu, iddiaların büyük ölçüde “duyuma dayalı, çelişkili veya geri çekilmiş beyanlara” dayandığını belirterek, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin hukuki standartlardan uzaklaştığını ifade etti.

Özellikle tutukluluğun devamına gerekçe olarak gösterilen “delil karartma” ve “kaçma şüphesi” argümanlarını eleştiren İmamoğlu, “Ortada somut delil yoksa neyin karartılmasından söz ediliyor?” sorusunu yöneltti. Bu durumun yalnızca bireysel mağduriyetler yaratmadığını, aynı zamanda yargıya olan toplumsal güveni de aşındırdığını söyledi.

Siyasal Ve Toplumsal Boyut: “Sessizlik De Sorumluluktur”

İmamoğlu, açıklamasında yalnızca yargı mekanizmasını değil, siyasal aktörleri ve kamuoyunu da eleştirdi. Sürece yönelik sessizliğin “suça ortaklık” anlamına geldiğini belirterek, tüm siyasi çevrelere ve topluma çağrıda bulundu.

Ekonomik kriz, toplumsal eşitsizlik ve demokratik gerileme ile yargı süreçleri arasında bağ kuran İmamoğlu, yaşananların münferit değil sistemik bir sorun olduğunu ifade etti. Davanın yalnızca sanıkları değil, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin geleceğini ilgilendirdiğini söyledi.

Tahliye Çağrısı: “Bugün, Hemen, Derhal”

Konuşmasının sonunda net bir talep dile getiren İmamoğlu, dosyanın bütününde derhal tahliye kararı verilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut koşullarda tutukluluğun hukuki değil, fiili bir cezaya dönüştüğünü ifade eden İmamoğlu, “Bu bir talep değil, hukukun gereğidir” dedi.

Ailelerin yaşadığı mağduriyete dikkat çeken İmamoğlu, yargı sürecinin uzamasının telafisi zor toplumsal ve bireysel yaralar açtığını belirterek, karar mercilerine acil adım çağrısında bulundu.


  • NHY / ANKA Haber Ajansı, Aile Dayanışma Ağı (ADA) açıklamaları, Dilek Kaya İmamoğlu’nun Silivri konuşması (30 Nisan 2026)