İngiliz gazetesi The Guardian, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yargı kararıyla görevden uzaklaştırılması ve muhalefete yönelik baskıların ardından Türkiye’de bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunun seçim günü değil, bugünden şekillendirildiğini yazdı. Gazeteye göre sorun yalnızca oyların nasıl sayılacağı değil, seçime kimlerin katılabileceği ve seslerini duyurup duyuramayacağı.
Türkiye’de bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine iki yıldan fazla süre bulunmasına rağmen uluslararası kamuoyunda dikkat çeken tartışma artık seçim tarihinden çok seçim koşulları üzerinde yoğunlaşıyor. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Guardian, yayımladığı editoryal yazıda Türkiye’nin giderek “otoriter bir demokrasi” görünümünden uzaklaşıp daha merkezi ve kişiselleşmiş bir iktidar modeline yöneldiğini savundu.
Gazete, son günlerde yaşanan gelişmelerin yalnızca muhalefetin geleceğini değil, Türkiye’deki demokratik rekabetin varlığını da tartışmalı hale getirdiğini belirtti.
Muhalefete Yönelik Baskılar Derinleşiyor
The Guardian’ın değerlendirmesine göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in parti kurultayının iptal edilmesi yoluyla görevden uzaklaştırılması, sıradan bir parti içi kriz değil; muhalefetin etkisizleştirilmesine yönelik daha geniş bir sürecin parçası olarak görülüyor.
Gazete, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin elde ettiği başarının ardından başlayan operasyonların yüzlerce parti yöneticisi ve belediye yetkilisini hedef aldığını hatırlattı. Bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının da muhalefetin siyasal alanını daraltan kritik adımlardan biri olduğu vurgulandı.
İnsan hakları örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği “yargının siyasallaştığı” yönündeki eleştirilerin de hatırlatıldığı yazıda, yargı mekanizmasının muhalefet üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığı yönündeki görüşlere yer verildi.
Erdoğan’ın Kurduğu Sistem Gücünü Pekiştiriyor
Gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği 2003 yılından bu yana özellikle Gezi Parkı protestoları ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından daha merkeziyetçi bir yönetim modelini hayata geçirdiğini ifade etti.
Parlamenter sistemin yerini alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin karar alma süreçlerini tek merkezde topladığına dikkat çekilen değerlendirmede, medya üzerindeki siyasi etkilerin arttığı, sivil toplumun ise giderek daha fazla baskı altında kaldığı savunuldu.
Özgürlükçü ve eleştirel görüşlerin merkezi olarak bilinen özel bir üniversitenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kapatılması da bu eğilimin son örneklerinden biri olarak gösterildi.
Seçimden Önce Belirlenen Rekabet
The Guardian’ın en dikkat çekici tespiti ise Türkiye’de seçimlerin biçimsel olarak yapılmaya devam etmesinin demokratik rekabetin sürdüğü anlamına gelmediği yönünde oldu.
Gazeteye göre demokrasiler yalnızca sandığın kurulmasıyla ölçülmez. Adayların yarışabilmesi, muhalefetin örgütlenebilmesi, medyada görünür olabilmesi ve kamuoyuna ulaşabilmesi de seçimlerin adil olup olmadığını belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Bu nedenle Türkiye’de asıl tartışmanın oy verme günü değil, seçim sürecinin öncesinde yaşanan müdahaleler olması gerektiği vurgulandı.
Ekonomik Kriz İktidarın Zayıf Karnı
Editoryalde, Erdoğan yönetiminin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan birinin ekonomik kriz olduğu da belirtildi.
Yükselen enflasyon, artan hayat pahalılığı ve Türk lirasındaki değer kaybının iktidarın toplumsal desteğini aşındırdığı ifade edilirken, Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini yükseltmek zorunda kalmasının ekonomik sıkıntıların derinliğini ortaya koyduğu kaydedildi.
Özgür Özel’in görevden alınmasına ilişkin kararın ardından borsada yaşanan sert düşüş ve liranın tarihi seviyelerde değer kaybetmesi de siyasi belirsizliğin ekonomik sonuçları arasında gösterildi.
Gazete, hukuki öngörülebilirliğin zayıfladığı ve siyasi risklerin arttığı bir ortamda yabancı yatırım çekmenin giderek zorlaştığı değerlendirmesinde bulundu.
Batı’nın Sessizliği Dikkat Çekiyor
The Guardian, Türkiye’deki demokratik gerilemeye karşı Batılı hükümetlerin ve uluslararası kurumların sınırlı tepki vermesini de eleştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan’ı “işini iyi yapan güçlü bir lider” olarak övmesine dikkat çekilen yazıda, Avrupa Birliği’nin önceliğinin artık Türkiye’deki demokrasi değil Ukrayna savaşı olduğu ifade edildi.
CHP lideri Özgür Özel’in daha önce dile getirdiği eleştirilere atıf yapan gazete, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve İşçi Partisi’nin de Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı kayda değer bir tepki göstermediğini belirtti.
Demokrasi Bir Günde Kaybolmuyor
The Guardian, yazısını dikkat çekici bir uyarıyla sonlandırdı.
Gazeteye göre demokrasiler bir gecede ortadan kalkmıyor; yıllara yayılan küçük müdahaleler, kurumların aşındırılması ve siyasi rekabet alanının daraltılmasıyla zayıflıyor.
Bu nedenle Türkiye’de bir sonraki seçimde oyların doğru sayılıp sayılmayacağından önce, seçime kimlerin katılabileceği ve hangi koşullarda siyaset yapabileceği sorusunun sorulması gerektiği vurgulanıyor.
Editoryal değerlendirme, “Türkiye’deki bir sonraki seçim henüz yapılmadı ancak sonuçlarını belirleyecek süreç çoktan başladı” tespitiyle sona eriyor.
- The Guardian Editorial Board, “The Guardian View on Erdoğan’s Tightening Grip on Turkey: The Next Election Is Already Being Decided”, 24 Mayıs 2026.












