back to top
Ana Sayfa Haberler Türkiye Hukukun Üstünlüğünde Son Sıralarda: Yargı İktidarı Denetleyemiyor

Türkiye Hukukun Üstünlüğünde Son Sıralarda: Yargı İktidarı Denetleyemiyor

Dünya Adalet Projesi’nin 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 143 ülke arasında 117’nci sırada yer aldı. Bir basamaklık yükselişe karşın ülkenin genel puanı yüzde 0,4 geriledi. Hükümet yetkilerinin sınırlandırılmasında 136’ncı, temel haklarda 135’inci sırada bulunan Türkiye, kendi bölgesinde de sondan ikinci oldu. Rapor, hukukun üstünlüğündeki asıl sorunun yasaların varlığından çok, iktidarın denetlenmesi, temel özgürlüklerin korunması ve yurttaşların adalete erişimi olduğunu ortaya koyuyor.
  • NHA – ANKARA | 5 Kasım 2026

Bağımsız uluslararası kuruluş Dünya Adalet Projesi’nin (World Justice Project – WJP) yayımladığı 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin uygulanmasına ilişkin sorunların sürdüğünü gösterdi. Dünya nüfusunun yüzde 95’ini kapsayan araştırmada Türkiye, 143 ülke ve yargı alanı arasında 117’nci sırada yer aldı. Bir önceki yıl 118’inci sırada bulunan Türkiye’nin genel puanı ise yükselmek yerine yüzde 0,4 azalarak yaklaşık 0,41 düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye’nin bir basamak ilerlemesi, hukukun üstünlüğü göstergelerinde gerçek bir iyileşmeden kaynaklanmıyor. Çünkü endeksin ölçtüğü genel performans gerilerken ülkenin sıralamadaki yeri, diğer ülkelerin sonuçlarına bağlı olarak değişebiliyor. Bu nedenle raporun asıl dikkat çekici yönünü Türkiye’nin kaçıncı sırada bulunduğundan çok, hangi alanlarda en düşük puanları aldığı oluşturuyor.

WJP’nin 21 Ekim’de yayımladığı araştırma, hukukun üstünlüğünü sekiz ana başlık ve 44 alt gösterge üzerinden değerlendiriyor. Hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, yolsuzluğun önlenmesi, açık yönetim, temel haklar, düzen ve güvenlik, düzenleyici işlemlerin uygulanması, hukuk adaleti ve ceza adaleti bu başlıklar arasında bulunuyor. Endeks, yalnızca anayasal düzenlemeleri ve yasaları değil, bunların gündelik yaşamda ne ölçüde uygulandığını da araştırıyor.

İktidarın Denetlenmesinde 143 Ülke Arasında 136’ncı

Türkiye’nin en düşük sonuçlarından biri, hükümet yetkilerinin sınırlandırılması alanında ortaya çıktı. Bu başlıkta 0,28 puan alan Türkiye, 143 ülke arasında 136’ncı sıraya yerleşti. Başka bir ifadeyle, yürütme gücünün hukuki ve kurumsal yollarla sınırlandırılabilmesi bakımından Türkiye’nin gerisinde yalnızca yedi ülke bulunuyor.

Bu gösterge, hükümetin yetkilerinin yasama organı, yargı, bağımsız denetim kurumları ve diğer mekanizmalar tarafından ne ölçüde denetlenebildiğini ölçüyor. Türkiye’nin aldığı sonuç, devlet gücünün kullanılmasında denge ve denetleme mekanizmalarının etkililiğine ilişkin ciddi sorunlara işaret ediyor.

Raporda yargının hükümet yetkilerini sınırlandırma kapasitesinde de önceki yıla göre gerileme kaydedildi. Bu sonuç, yargı bağımsızlığına ilişkin tartışmaların yalnızca mahkemelerin verdiği kararlarla değil, yürütme karşısındaki kurumsal konumlarıyla da bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Hukukun üstünlüğü, devletin yalnızca yurttaşlardan yasalara uymasını istemesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda devletin bütün kurumlarının hukukla sınırlandırılmasını, kamu gücünün denetlenebilmesini ve bu gücün kullanılmasından doğan işlemlerin bağımsız yargı incelemesine açık olmasını gerektiriyor. Türkiye’nin en düşük puanlarından birini tam da bu alanda alması, endeksin temel bulguları arasında yer alıyor.

Temel Haklarda Sondan Dokuzuncu

Türkiye, temel haklar kategorisinde 0,29 puanla 135’inci sırada bulunuyor. Böylece 143 ülke arasında sondan dokuzuncu sırada yer alıyor. İfade ve düşünce özgürlüğü, örgütlenme ve toplantı hakkı, ayrımcılık yasağı ve diğer temel güvenceler bu kategorinin kapsamına giriyor.

Rapora göre Türkiye’de ifade özgürlüğü ve sivil katılım göstergelerinde gerileme yaşandı. İfade ve düşünce özgürlüğü alt göstergesinde puan 0,24 düzeyinde kaldı. Sivil katılım göstergesinde ise gerilemenin ikinci yıl üst üste sürdüğü belirtildi.

Bu veriler, yurttaşların yalnızca seçimlerde oy kullanma hakkını değil, seçimler arasındaki dönemde düşüncelerini açıklama, kamu politikalarını eleştirme, örgütlenme ve yönetime katılma olanaklarını da ilgilendiriyor. Demokratik bir düzende hakların anayasal metinlerde güvence altına alınması ile bu hakların yaptırım korkusu olmadan kullanılabilmesi birbirinden farklı koşullar oluşturuyor.

Türkiye’nin temel haklarda Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki 15 ülke arasında son sırada bulunması da bu alandaki gerilemenin bölgesel boyutunu gösteriyor. Aynı gelir grubundaki 44 ülke arasında ise 42’nci sırada yer alıyor.

Hukuk Adaletinde 127’nci, Ceza Adaletinde 110’uncu

Endeksin hukuk adaleti başlığında Türkiye 0,39 puanla 127’nci sırada bulunuyor. Bu kategori, insanların hukuki uyuşmazlıklarını ne ölçüde erişilebilir, tarafsız, ayrımcılıktan uzak ve etkili yollarla çözebildiğini değerlendiriyor.

Türkiye, bu alanda da kendi bölgesindeki 15 ülke arasında son sırada yer aldı. Bununla birlikte raporda, hukuk adaletine erişim ve yargılama giderlerinin karşılanabilirliği bakımından sınırlı bir iyileşme kaydedildiği belirtiliyor. Ayrımcılığın önlenmesi göstergesinde ise ilerleme görülmedi.

Ceza adaleti kategorisinde Türkiye’nin puanı 0,33, sıralaması ise 110 olarak açıklandı. Bu başlık, ceza soruşturmalarının etkililiğinden yargılamaların tarafsızlığına, sanık haklarından ceza sisteminin işleyişine kadar çeşitli göstergeleri kapsıyor.

Yolsuzluğun bulunmaması kategorisinde Türkiye 80’inci, açık yönetimde 116’ncı, düzenleyici işlemlerin uygulanmasında 120’nci sırada yer aldı. Düzen ve güvenlik alanında ise 67’nci sırada bulunuyor. Türkiye’nin en yüksek sıralamasının düzen ve güvenlikte, en düşük sıralamalarının ise iktidarın sınırlandırılması ve temel haklarda olması, kamu düzeninin sağlanmasıyla bireysel özgürlüklerin korunmasının aynı göstergeler üzerinden ölçülmediğini ortaya koyuyor.

Çalışma Haklarında Da Ağır Tablo

Araştırmanın alt göstergeleri, hukukun üstünlüğünün çalışma yaşamıyla ilişkisini de görünür kılıyor. Türkiye, çalışma hakları göstergesinde 0,37 puanla 143 ülke arasında 136’ncı sırada bulunuyor.

Bu gösterge; işçilerin örgütlenme ve toplu pazarlık hakları, zorla çalıştırmanın önlenmesi, çocuk işçiliğinin yasaklanması ve istihdamda ayrımcılığın engellenmesi gibi uluslararası çalışma standartlarıyla bağlantılı.

Çalışma haklarındaki bu düşük sonuç, hukukun üstünlüğü sorununun yalnızca mahkeme salonlarında yaşanmadığını gösteriyor. İşçinin sendikaya üye olabilmesi, işyerindeki hak ihlallerine karşı başvurabileceği yolların bulunması, çocukların çalıştırılmasının önlenmesi ve işverenin yasal yükümlülüklerinin uygulanması da hukuk devletinin gündelik yaşamdaki karşılıkları arasında bulunuyor.

Bu nedenle hukukun üstünlüğünün zayıflaması, yalnızca siyasal temsilcilerin veya kamuoyunda tanınan kişilerin haklarını ilgilendiren bir sorun değil. İşyerinde hakkını arayan işçinin, ücretini alamayan çalışanın, ayrımcılığa uğrayan yurttaşın ve kamu kurumlarının kararlarına itiraz eden insanların yaşamını da doğrudan etkiliyor.

On Bir Yılda 80’inci Sıradan 117’nciliğe

Türkiye’nin endeksteki uzun dönemli görünümü, son bir yıldaki değişimin ötesinde bir gerilemeye işaret ediyor. Türkiye, 2015 yılında 102 ülke arasında 80’inci sıradayken 2026’da 143 ülke arasında 117’nci sırada bulunuyor.

İncelenen ülke sayısının yıllar içinde artması nedeniyle sıralamalar tek başına doğrudan karşılaştırılamasa da puanlardaki değişim daha belirgin bir tablo sunuyor. Türkiye’nin 2015’te yaklaşık 0,465 olan genel puanı, 2026’da yaklaşık 0,406 düzeyine geriledi. Böylece uzun dönemde hukukun üstünlüğü göstergelerinde kayda değer bir düşüş yaşandı.

Türkiye, WJP’nin Doğu Avrupa ve Orta Asya olarak tanımladığı 15 ülkeli bölgede 14’üncü sırada bulunuyor. Bölge ortalaması 0,50 iken Türkiye’nin puanı 0,41 düzeyinde kaldı. Üst orta gelir grubundaki 44 ülke arasında ise 41’inci sırada yer aldı.

Bu sonuçlar, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü bakımından yalnızca yüksek gelirli Avrupa ülkeleriyle değil, benzer ekonomik gelişmişlik düzeyindeki ülkelerle karşılaştırıldığında da alt sıralarda bulunduğunu gösteriyor.

Dünyada Da Hukukun Üstünlüğü Geriliyor

WJP’nin araştırması, hukukun üstünlüğündeki gerilemenin Türkiye ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Endekse göre 2026’da incelenen ülkelerin yüzde 62’sinde hukukun üstünlüğü zayıflarken yüzde 38’inde iyileşme kaydedildi. Böylece gerileme yaşayan ülkelerin sayısı, dokuzuncu yıl üst üste ilerleme kaydeden ülkelerin sayısını aştı.

Son beş yılda ülkelerin yüzde 86’sından fazlasında hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, açık yönetim veya temel haklar alanlarından en az birinde sürekli gerileme yaşandı. İfade özgürlüğü ülkelerin yüzde 64’ünde, sivil katılım yüzde 65’inde, yargının hükümet yetkilerini sınırlama kapasitesi ise yüzde 63’ünde zayıfladı.

Listenin ilk beş sırasında Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç ve Lüksemburg bulunuyor. Son sırada Venezuela yer alırken Afganistan, Haiti, Kamboçya ve Nikaragua da en düşük puanları alan ülkeler arasında.

Araştırma, 215 bini aşkın hane halkı anketi ile yaklaşık 3 bin 400 hukukçu ve uzmanın değerlendirmelerine dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar, tek tek mahkeme kararlarının hukuki denetimi değil, farklı ülkelerde hukukun nasıl uygulandığına ilişkin karşılaştırmalı bir ölçüm niteliği taşıyor.

Türkiye’nin 2026 sonuçlarında öne çıkan gerçek, genel sıralamada bir basamak ilerlenmesine rağmen temel haklar, yargının bağımsız denetim işlevi ve hukuk adaleti gibi alanlarda düşük puanların sürmesi. Hukukun üstünlüğü, yalnızca yasaların yazılı olmasıyla değil, yurttaşların bu yasalardan eşit biçimde yararlanabilmesi ve kamu gücünün hukuki sınırlar içinde tutulmasıyla anlam kazanıyor.

Raporun Türkiye açısından gündeme getirdiği temel soru da burada ortaya çıkıyor: Devletin yetkilerini sınırlandıran kurumlar etkili çalışmadığında, yurttaşların temel hakları yeterince korunmadığında ve adalete erişimde eşitsizlikler sürdüğünde, hukukun herkes için aynı güvenceyi sağladığından nasıl söz edilebilir?


  • NHA / World Justice Project – 2026 Rule of Law Index, WJP Türkiye Ülke Verileri, WJP 2026 Küresel Basın Açıklaması, Gündemar Endeks Verileri.