25 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde işçiler, ödenmeyen ücretleri, işten çıkarmaları ve sendikal haklarına yönelik müdahaleler karşısında mücadelelerini sürdürdü. Soma’da madencilerin Ankara yürüyüşüne müdahale edilirken İstanbul’da sendikalaşan fabrika işçileri topluca işten çıkarıldı. Metalden tekstile, inşaattan enerjiye uzanan direnişler, işçilerin yalnızca geçimlerini sağlayacak ücret için değil, örgütlenme ve hak arama özgürlükleri için de mücadele ettiğini gösterdi.
Türkiye’de ekim ayı sona ererken işçi direnişleri, ekonomik krizin çalışma yaşamındaki sonuçlarını bir kez daha görünür kıldı. Umut-Sen’in Ekim 2026 Direniş Haritası’na göre ülke genelinde 285 emek mücadelesi kayda geçti; bunların 64’ü kesintisiz devam ediyor. Ekim ayında 21 işçi direnişi ve 23 eylemin de aralarında bulunduğu 47 yeni kayıt oluşturuldu. Bu rakamlar yalnızca 25 Ekim–1 Kasım haftasını değil, ekim ayının bütününü kapsıyor.
Ekim sonunda yayımlanan bir başka derlemeye göre yılbaşından bu yana 15 iş yerinde en az 7 bin 241 kişi işten çıkarıldı. Bunların 380’inin sendikalaşma sürecinde işini kaybettiği, en az dokuz iş yerinde direnişin sürdüğü bildirildi.
Haftanın belirgin özelliği, ücret alacakları için başlayan eylemlerle sendikal örgütlenmeye yönelik işten çıkarmaların aynı dönemde yaşanması oldu. Farklı kentlerde ve sektörlerde ortaya çıkan bu mücadeleler, çalışma yaşamındaki sorunların tek tek iş yerleriyle sınırlı olmadığını gösterdi.
Soma: Madencilerin Ücret Yürüyüşüne Kolluk Müdahalesi
Haftanın en dikkat çekici işçi eylemlerinden biri Manisa’nın Soma ilçesinde yaşandı. İmbat Madencilik işçileri, ücretlerini düzenli alamadıkları gerekçesiyle 27 Ekim’de Ankara’ya yürüyüş başlattı. İşçiler, ücretlerinin zamanında ve eksiksiz ödenmesini, biriken alacaklarının karşılanmasını istedi.
Yürüyüş sırasında Kırkağaç yakınlarında kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaşan madenciler, göz yaşartıcı gaz kullanıldığını açıkladı. Müdahale, insan hakları kuruluşlarının raporlarına da yansıdı.
İmbat Madencilik yönetimi ise işçilere gönderdiği mesajda, TORKU ile yaşanan ticari anlaşmazlığı gerekçe gösterdi. Şirket, 1 milyar 475 milyon liralık alacağının ödenmediğini ve ücretleri karşılayacak kaynağının kalmadığını ileri sürdü.
İşçiler açısından ise şirketler arasındaki alacak anlaşmazlığı, çalıştıkları günlerin ücretini alamamalarını haklı kılmıyor. 31 Ekim’de beşinci, 1 Kasım’da altıncı gününe ulaşan eylemde madenciler, haklarını alıncaya kadar mücadele edeceklerini açıkladı.
Soma’daki gelişmeler, ücretini alamayan işçinin neden alacaklı olduğu şirket yerine devletin kolluk gücüyle karşı karşıya geldiği sorusunu yeniden gündeme getirdi.
İstanbul Tuzla: Sendikalaşan 35 İşçinin Tamamı İşten Çıkarıldı
İstanbul’un Tuzla ilçesindeki VOLVAC Paketleme ve Gıda Makineleri Fabrikasında çalışan işçiler, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yetki tespit yazısı 15 Ekim’de gönderildi.
Ancak işveren, sendikal örgütlenmenin ardından önce beş işçiyi işten çıkardı. İşçiler 26 Ekim’de fabrika önünde direnişe başladı. Direnişin beşinci gününde 30 işçinin daha işine son verildi.
Böylece sendika üyesi 35 üretim işçisinin tamamı işten çıkarılmış oldu. Fabrikada üretim dururken sendika, işten çıkarmaların örgütlenme hakkına yönelik olduğunu belirtti.
Birleşik Metal-İş, işçilerin işe geri alınmasını ve sendikal haklarının tanınmasını istedi.
VOLVAC’ta yaşananlar, sendikal yetki belgesinin alınmasının işçilerin örgütlenme hakkını fiilen kullanabilmesi için her zaman yeterli olmadığını gösterdi. İşçiler yasal bir hakkı kullanırken işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
İstanbul Tuzla: Burgmann İşçileri Greve Çıktı
Aynı ilçede bulunan Almanya merkezli Burgmann Packings Endüstriyel Sızdırmazlık Fabrikasında işçiler 30 Ekim’de greve çıktı.
DİSK/Tekstil Sendikası ile işveren arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde ücret artışı konusunda anlaşma sağlanamadı. Sendika, işverenin enflasyonun altında zam önerdiğini belirterek grev kararını uygulamaya koydu.
İşçiler ilk vardiya öncesinde fabrika kapısına grev pankartı astı. Daha önce sendikal örgütlenme sürecinde işten çıkarmalar ve yetki davalarıyla karşılaşan işçiler, bu kez toplu sözleşme haklarını kullanarak üretimi durdurdu.
Burgmann grevi, haftanın ücret artışı ve toplu pazarlık hakkı eksenindeki önemli mücadelelerinden biri oldu.
Bolu: Domino Tekstil’de İşten Çıkarmalara Karşı Direniş
Bolu’daki Domino Tekstil Fabrikasında TEKSİF Sendikasında örgütlenen işçiler, işten çıkarmalara karşı direnişlerini sürdürdü.
Fabrikada 25’i sendikalı olmak üzere toplam 60 işçinin işten çıkarıldığı açıklandı. İşverenin ekonomik daralma gerekçesine karşı sendika, işten çıkarmaların örgütlenme süreciyle bağlantılı olduğunu savundu.
Şirketin siyasetçi ve iş insanı Umut Oran ile bağlantısı da kamuoyundaki tartışmalara yansıdı.
İşçiler, sendikal örgütlenmenin işten çıkarma gerekçesine dönüştürülmesine karşı mücadele ederken Bolu’daki gelişmeler, ekonomik daralma açıklamalarıyla sendikal baskı iddialarının birlikte incelenmesi gerektiğini ortaya koydu.
İzmir Aliağa: Smart Solar İşçilerinin Çadır Direnişi
İzmir’in Aliağa ilçesindeki Smart Solar Fabrikasında Enerji-Sen üyesi işçilerin direnişi hafta boyunca devam etti.
İşçilerin büyük çoğunluğunun sendikaya üye olduğu fabrikada, örgütlenme sürecinin ardından işten çıkarmalar yaşandı. Eylül ayında işten çıkarılan yedi öncü işçi direniş sonucunda işe dönerken ekim ayında yeni işten çıkarmalar gerçekleşti.
Sendikanın aktardığı bilgilere göre işten çıkarılan işçi sayısı 85’e ulaştı. İşçiler fabrika önünde kurdukları çadırda mücadeleyi sürdürdü.
Smart Solar direnişi, yenilenebilir enerji üretiminin çalışma yaşamında kendiliğinden demokratik ve güvenceli koşullar yaratmadığını da gösteriyor. Teknolojik dönüşümün içinde çalışan işçiler, en temel sendikal haklarını kullanabilmek için fabrika kapısında beklemek zorunda kalıyor.
İzmir Balçova: Belediye Emekçileri Alacaklarını İstedi
27 Ekim’de İzmir Balçova Belediyesi çalışanları, toplu iş sözleşmesinin yedi aydır imzalanmaması ve iki aydır ödenmeyen sosyal denge tazminatları nedeniyle belediye önünde eylem yaptı.
Tüm Yerel-Sen İzmir 2 No’lu Şube üyeleri, belediye yönetimine yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulundu.
Eylemde ücret ve sosyal hakların ödenmemesine tepki gösterilirken emekçiler, talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
Balçova’daki eylem, çalışma yaşamındaki hak ihlali iddialarının yalnızca özel sektör işverenleriyle sınırlı olmadığını, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin de çalışanlarına karşı yükümlülükleri bakımından denetlenmesi gerektiğini gösterdi.
Tekirdağ: Astra Polimer ve BBCA’da Sendikal Yetki Mücadelesi
Tekirdağ’ın Ergene ilçesindeki Astra Polimer Fabrikasında Lastik-İş Sendikasına üye işçiler, işverenin sendikal yetki tespitine yaptığı itirazı geri çekmesini istedi.
30 Ekim’de fabrika önünde gerçekleştirilen eylemde işçiler, ücretlerinin artırılması, ikramiye hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için örgütlendiklerini belirtti.
Aynı ilçedeki BBCA Fabrikasında ise Birleşik Metal-İş Sendikasına üye 14 işçinin işten çıkarılmasıyla başlayan uyuşmazlık devam etti. Sendika, işverenin sendikal çoğunluğu değiştirmek amacıyla yeni işçi alımına yöneldiğini ileri sürdü.
Her iki iş yerinde de tartışmanın merkezinde, işçilerin sendika seçme ve toplu pazarlık hakkını kullanabilmesi bulunuyor.
Şırnak Gabar: Viking Service’de Yeni İşten Çıkarmalar
Şırnak’taki Gabar petrol sahasında faaliyet gösteren Viking Service şirketinde sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarmalar yaşandığına ilişkin haberler hafta boyunca sürdü.
30 Ekim’de yayımlanan bilgilere göre şirket, sendikal örgütlenme sürecinde 20’den fazla işçinin daha işine son verdi. İşçiler ve sendika temsilcileri, işten çıkarmaların örgütlenmeyi engellemeye yönelik olduğunu savundu.
Petrol üretiminin stratejik öneminin sık sık vurgulandığı Gabar’da çalışan işçilerin sendikal haklarının tartışma konusu olması, enerji sektöründeki büyüme ile çalışanların hakları arasındaki ilişkiyi gündeme getirdi.
Kayseri: İnşaat İşçileri İki Aylık Ücretleri İçin İş Bıraktı
31 Ekim’de Kayseri’deki Kartal Kavşağı Projesinde çalışan işçiler, iki aydır ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle iş bıraktı.
İşçiler, çalışmalarının karşılığını zamanında almak istediklerini belirterek ücretlerinin ödenmesini talep etti.
Kayseri’deki iş bırakma eylemi, özellikle büyük altyapı ve inşaat projelerinde ücret ödemelerinin gecikmesinin işçiler üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koydu.
Adıyaman ve Hatay: İnşaatlarda Ücret Alacakları İçin Mücadele
26 Ekim’de Adıyaman’da ücretlerini alamadıklarını belirten altı inşaat işçisi, bir binanın çatısının kenarında eylem yaptı. İşçilerin bu tehlikeli yönteme başvurması, ücret alacaklarını tahsil etmekte yaşadıkları güçlüğü gözler önüne serdi.
Hatay’ın Antakya ilçesinde deprem konutlarının yapımında çalışan Cevahir Yapı işçileri ise ücret ve diğer alacakları için şirket ofisi önünde bekleyişe geçti. Ekim ayı direniş kayıtlarına göre 45 işçi, beşinci günün sonunda alacaklarını tahsil etti.
Deprem bölgelerindeki inşaat faaliyetleri kamuoyuna konut üretimi ve yeniden yapılanma rakamlarıyla sunulurken, bu konutları inşa eden işçilerin ücret alacakları için eylem yapmak zorunda kalması, üretim sürecinin görünmeyen yönünü ortaya koyuyor.
İstanbul: Berluna Vista İşçileri Vadi İstanbul’da Eylemde
Berluna Vista Villaları inşaatında çalışan işçiler, ödenmeyen alacakları için 29 ve 30 Ekim’de eylemlerini sürdürdü.
İşçiler, Vadi İstanbul’da gerçekleştirdikleri protestoda ücretlerinin ödenmesini istedi. İşverenler arasındaki mali ilişkilerin kendi ücret alacaklarını belirsizliğe sürüklediğini belirten çalışanlar, haklarının karşılanmasını talep etti.
İnşaat sektöründe ana yüklenici ve taşeronlar arasında kurulan iş ilişkileri, ücretlerin ödenmemesi durumunda işçilerin muhatap bulmasını güçleştiren sorunlardan biri olmayı sürdürüyor.
Bursagaz, Mersin Limanı ve Ankara: Süren Hukuki Mücadeleler
Bursa’da Bursagaz bünyesinde çalışan ve Enerji-Sen’e üye oldukları belirtilen 22 işçinin işten çıkarılmasının ardından başlayan direniş, ekim sonunda 100 günü aşmıştı.
Mersin Limanı’nda Özgüneş Lojistik bünyesinde çalışırken işten çıkarılan 185 TÜMTİS üyesi işçinin mücadelesi de devam etti. Mahkemenin işe iade yönündeki kararına rağmen işçilerin fiilen işlerine dönemediği bildirildi.
Ankara’nın Sincan ilçesindeki Ulusoy Bakır Fabrikasında ise sendikal yetkinin iki yıllık hukuk mücadelesinin ardından kesinleşmesine rağmen iki sendikalı işçinin işten çıkarıldığı açıklandı. Sendika, işçilerin geri alınmaması durumunda 12 Kasım’da greve çıkılacağını bildirdi.
Polatlı’daki Panelsan Fabrikasında da sendikal yetki itirazı ve iki işçinin işten çıkarılması nedeniyle başlayan uyuşmazlık sürdü. Sendika, direnen işçilerin üzerine tır sürüldüğünü ileri sürdü.
Bu örneklerde ortak sorun, yasal hakların tanınmasıyla fiilen kullanılabilmesi arasındaki fark. Sendikal yetki belgesi, mahkeme kararı veya işe iade hakkı, işverenin uygulamaları karşısında her zaman kendiliğinden sonuç doğurmuyor.
A101 İşçileri Yeni Eylemlere Hazırlanıyor
Market zinciri A101’de çalışan işçilerin çalışma koşullarına ilişkin mücadelesi de hafta boyunca gündemde kaldı.
DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, çalışanların suya erişim, oturma, yemek ve insanca çalışma koşulları taleplerini gündeme getirdi.
1 Kasım’da yapılan açıklamada, işçilerin 3 Kasım’da 15 farklı noktada eylem düzenleyeceği duyuruldu.
Böylece işçi mücadelelerinin yalnızca sanayi tesisleriyle sınırlı olmadığı; mağaza çalışanlarının gündelik çalışma koşullarının da örgütlü hak arama konusu haline geldiği görüldü.
30 Ekim: Liman İşçilerinden Savaş Ekonomisine Karşı Uluslararası Dayanışma
Haftanın uluslararası boyutu, 30 Ekim’de düzenlenen liman işçilerinin ortak eylem günüyle ortaya çıktı.
Farklı kıtalardaki liman işçileri, silah sevkiyatlarına, limanların askerî amaçlarla kullanılmasına ve savaş ekonomisine karşı ortak eylem çağrısında bulundu.
Türkiye’den Liman-İş ve Limter-İş de bu uluslararası dayanışma gündeminde yer aldı. Türkiye’de basın açıklamaları ve dayanışma etkinlikleri öne çıkarken farklı ülkelerde iş bırakma ve grevler düzenlendi.
Bu eylemler, işçilerin yalnızca ücret ve çalışma koşulları için değil, ürettikleri ve taşıdıkları malların savaşlarda kullanılmasına karşı da söz söyleme hakkı talep ettiklerini gösterdi.
İş Cinayetlerinde Adalet Arayışı da Sürdü
30 Ekim’de İstanbul Gayrettepe’de 29 işçinin yaşamını yitirdiği gece kulübü yangınına ilişkin davanın duruşması görüldü. Dava 2 Aralık’a ertelendi.
Aradan yaklaşık iki buçuk yıl geçmesine rağmen kamu görevlilerinden tutuklu bulunmaması, sorumlulukların belirlenmesi ve iş güvenliği denetimlerinin niteliği konusundaki tartışmaları sürdürdü.
Aynı hafta iş cinayetleri ve ağır iş kazaları da basına yansıdı. Mersin’de çöken beton merdivenin altında kalan bir işçi yaşamını yitirirken Mardin’de asansör kabininin düşmesi sonucu iki işçi yaralandı.
İşçilerin hak arama mücadelesi, bu nedenle yalnızca ücret ve sendikalaşma taleplerinden oluşmuyor. Güvenli çalışma koşulları ve iş cinayetlerinde sorumluların yargılanması da emek mücadelesinin ayrılmaz parçaları arasında bulunuyor.
Bir Haftanın Ortak Tablosu: Çalışmak Yetmiyor, Hakkını Almak İçin de Mücadele Etmek Gerekiyor
25 Ekim–1 Kasım haftasında farklı kentlerde yaşanan direnişlerin gerekçeleri birbirinden farklı görünse de ortak bir çalışma düzenine işaret ediyor.
Soma’da madenciler ödenmeyen ücretleri için yürümek zorunda kaldı. Tuzla’da sendikalaşan işçiler işten çıkarıldı. İzmir ve Tekirdağ’da sendikal haklar için fabrika kapılarında beklendi. Kayseri, Adıyaman ve Hatay’da inşaat işçileri çalıştıkları günlerin karşılığını almak için eylem yaptı. Bursa ve Mersin’de ise işçiler, haklarını aradıkları hukuki süreçlerin sonuçlarını beklemeyi sürdürdü.
Bütün bu gelişmeler, Türkiye’de işçinin yalnızca üretim sürecinde değil, ürettiği değerin karşılığını alırken de güçlüklerle karşılaştığını gösteriyor.
Ücretin ödenmesi, sendikaya üye olunması, toplu iş sözleşmesi yapılması ve güvenli koşullarda çalışılması, işverenin isteğine bırakılmış ayrıcalıklar değil; anayasal ve yasal güvencelere bağlanmış haklar.
Ancak bu hakların kullanılması için işçilerin iş bırakması, fabrika önünde beklemesi, kilometrelerce yürümesi veya yıllarca mahkeme kararı beklemesi gerekiyorsa, sorun yalnızca tek tek işverenlerin tutumuyla açıklanamaz.
Çalışma yaşamındaki denetim mekanizmalarının, sendikal güvencelerin ve yargı kararlarının fiilen uygulanmasının da sorgulanması gerekir.
Türkiye’nin bir haftalık işçi direnişleri haritası, aynı zamanda üretimin ve zenginliğin kimlerin emeğiyle sürdürüldüğünü, buna karşılık bu emeğin hangi koşullarda karşılıksız bırakıldığını gösteriyor.
Soma’dan Tuzla’ya, Aliağa’dan Gabar’a kadar farklı iş yerlerinde yükselen taleplerin ortak yanı, işçilerin kendilerine yeni bir ayrıcalık istememesi. Ücretlerini, işlerini, sendikal haklarını ve güvenli çalışma koşullarını istiyorlar.
Bir ülkede işçi, zaten yasal olarak kendisine ait olan hakkı alabilmek için sürekli direnmek zorunda kalıyorsa, asıl tartışılması gereken yalnızca işçi direnişlerinin sayısı değil, bu direnişleri zorunlu hale getiren çalışma düzenidir.
NHA / Evrensel, BirGün, Cumhuriyet, ANKA Haber Ajansı, bianet, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Umut-Sen Ekim 2026 Direniş Haritası, DİSK, Birleşik Metal-İş, Enerji-Sen, Lastik-İş, TEKSİF, TÜMTİS, Tüm Yerel-Sen, Sosyal-İş, Liman-İş, Limter-İş, LabourStart ve yerel basın haberleri.



















