back to top
Ana Sayfa Haberler Türkiye’de Cezaevindeki Gazeteciler: Sayı Ölçüte Göre 13 ile 20 Arasında

Türkiye’de Cezaevindeki Gazeteciler: Sayı Ölçüte Göre 13 ile 20 Arasında

Türkiye’de Cezaevindeki Gazeteciler: Oya Lale Özan Arslan’la Sayı En Az 14’e Çıktı

Türkiye’de cezaevinde bulunan gazetecilerin sayısına ilişkin meslek örgütleri ile basın özgürlüğü kuruluşlarının verileri farklılık gösteriyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 31 Ağustos 2026’da açıkladığı listede, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakıldığı değerlendirilen 13 gazeteci ve medya çalışanı bulunuyordu. Ancak gazeteci Oya Lale Özan Arslan’ın 4 Eylül’de sosyal medya paylaşımları ve YouTube yayınları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasıyla bu ölçüte göre güncel fiilî sayı en az 14’e yükseldi. P24/Expression Interrupted’ın daha geniş kapsamlı cezaevi listesine Arslan’ın da eklenmesi durumunda sayı 21’e ulaşıyor.

Türkiye’de “kaç gazeteci cezaevinde?” sorusuna verilen yanıt, yalnızca rakamların değil, kullanılan ölçütlerin de tartışılmasını gerektiriyor. Çünkü bu konuda bütün kuruluşların üzerinde uzlaştığı tek bir resmî liste bulunmuyor. Gazetecilik örgütleri ile basın özgürlüğünü izleyen kuruluşlar, bir kişinin gazeteci olarak kabul edilmesi ve cezaevinde bulunmasıyla mesleki faaliyetleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağı konusunda farklı yöntemler kullanıyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın yaklaşımı bu bakımdan daha dar bir çerçeveye dayanıyor. Sendika, cezaevindeki kişilerin dava dosyalarını inceleyerek gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını değerlendirdiği gazeteci ve medya çalışanlarını listesine alıyor. TGS’nin 31 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı son listede 13 isim bulunuyor.

Ancak bu listenin yayımlanmasından dört gün sonra yeni bir tutuklama gerçekleşti. Gazeteci ve televizyon programcısı Oya Lale Özan Arslan, 4 Eylül 2026 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medya hesapları ve YouTube kanalındaki yayınları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Arslan hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlamaları yöneltildi. Savcılık işlemlerinin ardından sulh ceza hâkimliğine çıkarılan Arslan tutuklandı.

Arslan’ın soruşturmasına konu edilen eylemlerin doğrudan yayınları ve sosyal medya paylaşımları olması, dosyanın gazetecilik ve ifade faaliyetiyle ilişkisini ayrıca önemli hale getiriyor. Arslan da savcılık ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini, yayıncılık faaliyetlerini YouTube üzerinden sürdürdüğünü ve suç işleme kastının bulunmadığını belirtti.

TGS’nin 13 Kişilik Listesine Oya Lale Özan Arslan da Eklenmeli

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 31 Ağustos tarihli son açıklamasında yer alan isimler şöyle:

  1. Ali Çağatay – Ekotürk TV, gazeteci
  2. Ali Ünal – Zaman Gazetesi, yazar
  3. Elif Bayburt – Etkin Haber Ajansı (ETHA), muhabir
  4. Erdal Süsem – Eylül Sanat Edebiyat Dergisi, editör
  5. Erol Zavar – Odak Dergisi, sahibi ve yazı işleri müdürü
  6. Hatice Duman – Atılım Gazetesi, sahibi ve yazı işleri müdürü
  7. İrem Delice – Aydın Denge Gazetesi, muhabir
  8. Mehmet Baransu – Taraf Gazetesi, yazar
  9. Merdan Yanardağ – TELE1, genel yayın yönetmeni
  10. Mustafa Gök – Ekmek ve Adalet Dergisi, Ankara temsilcisi
  11. Nadiye Gürbüz – Etkin Haber Ajansı (ETHA), gazeteci
  12. Pınar Gayıp – Etkin Haber Ajansı (ETHA), gazeteci
  13. Sami Tunca – Mücadele Birliği Dergisi, yazı işleri müdürü

Bu listeye, sonradan gerçekleşen tutuklama nedeniyle:

  1. Oya Lale Özan Arslan – Gazeteci, televizyon programcısı ve YouTube yayıncısı

isminin de eklenmesi gerekiyor.

Arslan’ın TGS’nin internet sitesindeki listede görünmemesinin nedeni, söz konusu listenin 31 Ağustos 2026 tarihinde hazırlanmış olması, Arslan’ın ise 4 Eylül 2026’da tutuklanması. Dolayısıyla buradaki fark, Arslan’ın gazeteci olarak değerlendirilmemesinden değil, tutuklanmasının listenin son güncellenmesinden sonra gerçekleşmesinden kaynaklanıyor.

Bu durumda TGS’nin kullandığı “gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan gazeteciler” ölçütü esas alındığında, 7 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye’de cezaevinde bulunan gazeteci ve medya çalışanlarının güncel fiilî sayısı en az 14 olarak değerlendirilebilir.

P24’ün Daha Geniş Listesinde 20 İsim Bulunuyor

Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu tarafından hazırlanan Expression Interrupted veri tabanı ise daha geniş bir yöntemle cezaevinde bulunan gazetecileri izliyor. Platformun güncel sayımında 20 isim yer alıyor:

Ali Aslan Kılıç, Ali Çağatay, Ali Ünal, Elif Bayburt, Erdal Süsem, Ergün Poyraz, Erol Zavar, Hasan Taşar, Hatice Duman, Hidayet Karaca, İrem Delice, Kadir Koç, Mehmet Baransu, Merdan Yanardağ, Mustafa Gök, Nadiye Gürbüz, Osman Çalık, Özden Kınık, Pınar Gayıp ve Recai Morkoç.

Oya Lale Özan Arslan henüz Expression Interrupted’ın yayımlanmış listesinde de yer almıyor. Bunun temel nedeni yine güncelleme tarihi. Arslan’ın 4 Eylül’de gerçekleşen tutuklanması bu sayımın hazırlanmasından sonra meydana geldi. Arslan’ın da bu listeye dahil edilmesiyle, P24’ün kullandığı daha geniş “cezaevindeki gazeteciler” ölçütünde sayı 21’e çıkıyor.

Burada iki rakamı birbirine karıştırmamak gerekiyor. TGS, tutuklama ya da mahkûmiyet ile gazetecilik faaliyeti arasında doğrudan ilişki bulunduğunu değerlendirdiği dosyalara öncelik verirken Expression Interrupted gazetecilik geçmişi bulunan ve cezaevinde olan kişileri daha geniş bir çerçevede takip ediyor. Bu nedenle iki kuruluşun listelerinde aynı isimlerin yanı sıra birbirinden farklı isimler de bulunuyor.

Oya Lale Özan Arslan’ın Dosyası Neden Önemli?

Oya Lale Özan Arslan’ın tutuklanması, Türkiye’de gazetecilerin ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kalma biçimleri bakımından ayrıca dikkat çekici. Arslan hakkındaki soruşturmanın merkezinde bir sokak olayı, kişisel bir adli suçlama ya da gazetecilikten bağımsız bir eylem değil; sosyal medya paylaşımları ve YouTube üzerinden yaptığı yayınlar bulunuyor.

Gazetecilik mesleğine 1990’lı yıllarda başlayan Arslan, yıllar içerisinde televizyon, radyo ve dijital medya alanlarında çalıştı; haber programları hazırlayıp sundu. Son dönemlerde yayıncılık faaliyetlerini özellikle dijital platformlar üzerinden sürdürüyordu. Tutuklama kararına konu olan soruşturmanın da doğrudan bu yayın faaliyetleri üzerinden yürütülüyor olması, Arslan’ın dosyasını basın ve ifade özgürlüğü tartışmasının doğal bir parçası haline getiriyor.

Bu nedenle Arslan’ın isminin cezaevindeki gazeteciler listesine dahil edilmesi yalnızca matematiksel bir güncelleme anlamına gelmiyor. Bir gazetecinin yaptığı yayınların içeriği nedeniyle ceza soruşturmasına tabi tutulması ve özgürlüğünden mahrum bırakılması, aynı zamanda gazetecilik faaliyetinin ceza hukuku aracılığıyla hangi sınırlar içerisinde tutulmaya çalışıldığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Güncel Tablo: En Az 14 Gazeteci

Eldeki güncel veriler birlikte değerlendirildiğinde 7 Eylül 2026 itibarıyla ortaya çıkan tablo şöyle:

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 31 Ağustos listesi: 13 gazeteci ve medya çalışanı.

4 Eylül’de tutuklanan Oya Lale Özan Arslan’ın eklenmesiyle: En az 14 gazeteci ve medya çalışanı.

P24/Expression Interrupted’ın geniş kapsamlı listesi: 20 gazeteci.

Oya Lale Özan Arslan’ın bu listeye eklenmesiyle: 21 gazeteci.

Dolayısıyla “Türkiye’de bugün kaç gazeteci cezaevinde?” sorusunun yanıtı, kullanılan ölçüte göre değişiyor. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan kişileri esas alan daha dar değerlendirmede sayı en az 14; gazetecilik geçmişi bulunan cezaevindeki kişilerin daha geniş biçimde sayıldığı değerlendirmede ise 21 olarak ortaya çıkıyor.

Rakamlar arasındaki farklılık, meselenin özünü değiştirmiyor. Gazetecilik faaliyetinin soruşturma, gözaltı ve tutuklama konusu yapılması yalnızca bir meslek grubunun çalışma koşullarıyla ilgili değil. Gazetecinin susturulduğu her durumda toplumun haber alma alanı da daralıyor; çünkü basın özgürlüğü gazeteciye verilmiş kişisel bir ayrıcalık değil, yurttaşın iktidarın, devletin, yargının ve kamusal hayatın nasıl işlediğini öğrenebilmesinin güvencelerinden biri.

Bu nedenle Türkiye’de cezaevindeki gazeteciler tartışmasının asıl sorusu yalnızca sayının 14 mü, 20 mi ya da 21 mi olduğu değildir. Daha temel soru, bir ülkede haber yapmak, yorumlamak, soru sormak ve kamusal bilgi üretmek gibi gazeteciliğin asli faaliyetlerinin ne ölçüde ceza soruşturmasının konusu haline gelebildiğidir. Sayılar değişebilir, listeler güncellenebilir; fakat gazeteciliğin özgürlük alanının ceza hukuku yoluyla daraltılması, demokratik bir toplum açısından rakamlardan çok daha büyük bir soruna işaret ediyor.

  • TB / Türkiye Gazeteciler Sendikası P24 / Expression Interrupted,  Cumhuriyet, Sözcü, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DW Türkçe