back to top
Ana Sayfa Haberler Uluslararası Baskı Artarken Türkiye’de Basın Özgürlüğü Alarm Veriyor

Uluslararası Baskı Artarken Türkiye’de Basın Özgürlüğü Alarm Veriyor

Türkiye’de gazetecilere yönelik soruşturmaların artması, uluslararası insan hakları örgütlerinin uyarılarını sertleştirirken; ifade özgürlüğünün ceza hukuku üzerinden sınırlandırıldığı eleştirileri yeniden gündemin merkezine yerleşti.

Uluslararası Çağrı Ve Hukuki Eleştiriler

Uluslararası Af Örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında yayımladığı açıklamada Türkiye’de gazetecilere yönelik ceza soruşturmalarının derhal sonlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, özellikle kamu yararını ilgilendiren yolsuzluk iddiaları ve devlet ilişkilerine dair haberlerin cezai yaptırımlarla karşılık bulmasının, ifade özgürlüğü üzerinde “caydırıcı bir baskı” yarattığı vurgulandı.

Türk Ceza Kanunu’nun 217/A (“dezenformasyon”), 299 (“Cumhurbaşkanına hakaret”) ve 301’inci maddelerinin sistematik biçimde eleştirel gazeteciliği hedef almak için kullanıldığı belirtilirken, bu düzenlemelerin uluslararası insan hakları hukukunun temel kriterleri olan “yasallık, meşruiyet ve orantılılık” ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi.

Gazetecilere Yönelik Davalar Ve Yargı Baskısı

Açıklamada, son dönemde yargı süreçleriyle karşı karşıya kalan gazetecilerin dosyaları somut örnekler olarak sıralandı. Tele 1’e kayyım atanması ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla açılan dava; ETHA muhabiri Pınar Gayıp’ın haber takibi nedeniyle tutuklanması; Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek cezaevine gönderilmesi bu örnekler arasında yer aldı.

Benzer şekilde BirGün muhabiri İsmail Arı’nın yaptığı haberler nedeniyle tutuklanması, Medyascope muhabiri Furkan Karabay’ın tekrar eden gözaltı ve davalarla karşı karşıya kalması ve gazeteci Zafer Arapkirli’ye tek bir paylaşım nedeniyle hapis cezası verilmesi, basın faaliyetlerinin kriminalize edildiğine dair eleştirileri güçlendirdi.

Medya Alanında Daralma Ve Kurumsal Baskılar

Raporda yalnızca bireysel davalar değil, yapısal baskı mekanizmaları da öne çıkarıldı. Son on yılda medya alanının daraldığına dikkat çekilirken, RTÜK cezaları, televizyon kanallarına yönelik kayyım uygulamaları ve lisans iptalleri gibi idari araçların bağımsız haberciliği sınırladığı belirtildi.

Bu tablo, gazetecilerin yalnızca yargı yoluyla değil, idari ve ekonomik baskı mekanizmalarıyla da kuşatıldığını ortaya koyarken; ifade özgürlüğünün korunmasının demokratik sistemin işleyişi açısından kritik olduğu bir kez daha hatırlatıldı.


  • TB / Uluslararası Af Örgütü – 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü açıklaması