Üsküdar’da 5 Eylül’de yenilenecek belediye başkanvekili seçimi öncesinde CHP ve YENİ Parti birlikte hareket etme kararı aldı; meclis aritmetiğinin iktidar lehine değiştiği, CHP’li üyelerin AKP’ye geçtiği ve üç CHP’li meclis üyesinin seçim öncesinde gözaltına alındığı süreç, sandıkta ortaya çıkan siyasi iradenin seçim masasında yeniden kurulup kurulamayacağı tartışmasını büyüttü.
Üsküdar’da belediye başkanvekili seçimi, artık yalnızca bir belediye meclisi oylaması olmaktan çıktı. 5 Eylül’de yapılacak seçim öncesinde CHP ve YENİ Parti, mevcut koşullara karşı birlikte hareket edeceklerini açıkladı.
İki partinin ilçe yöneticileri, Üsküdar Belediye Başkanlığı önünde yaptıkları ortak açıklamada, belediyenin AKP’ye geçmesine izin vermeyeceklerini duyurdu. CHP Üsküdar İlçe Başkanı Zerrin Civandağ, “Üsküdar’ı vermeyeceğiz” derken, YENİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü de Sinem Dedetaş’ın “emanetine birlikte sahip çıkacaklarını” söyledi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı ise seçim öncesinde yaşanan gelişmelerin meclis aritmetiğini değiştirdiğini belirterek, CHP’li belediye meclis üyelerinin ayrışmayacağını ve YENİ Partili üyelerle birlikte hareket edeceklerini açıkladı.
Bir Seçimin Sonucundan Daha Fazlası
Üsküdar’daki kriz, 5 Ağustos’ta yapılan başkanvekili seçiminin ardından başladı. Yaklaşık beş saat süren seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya, dördüncü turda 22 oy alarak Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin’in 18 oyuna karşı seçimi kazandı.
Ancak AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, bazı oyların gerekçesiz biçimde geçersiz sayıldığını savunarak sonuca itiraz edeceklerini açıkladı. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, “telafisi güç zararlar oluşabileceği” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çetinkaya’nın avukatlarının itirazı ise Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.
Bunun sonucunda seçim 5 Eylül’e bırakıldı. Böylece sandıkta tamamlanan bir seçim, bu kez farklı bir meclis aritmetiğiyle yeniden kurulacak hale geldi.
Meclis Aritmetiği Değişti
İkinci seçim öncesindeki en kritik gelişme, CHP’den istifa eden dört belediye meclis üyesinin AKP’ye katılması oldu.
Üsküdar Belediye Meclisi’nde başlangıçta 27 CHP’li, 14 AKP’li ve 3 MHP’li olmak üzere 44 üye bulunuyordu. Dört CHP’li üyenin AKP’ye geçmesiyle Cumhur İttifakı’nın meclisteki toplam üye sayısı 21’e yükseldi.
Bununla da kalmadı. Seçime günler kala üç CHP’li belediye meclis üyesi gözaltına alındı. Böylece CHP’nin fiilen oy kullanabilecek üye sayısı 20’ye geriledi.
Ortaya çıkan tablo son derece çarpıcı: İlk seçimde CHP’nin kazandığı 22-18’lik sonuçtan sonra meclisin siyasal dengesi, seçim sandığının yeniden kurulmasından önce değişti.
Bu nedenle 5 Eylül’de yapılacak oylama yalnızca “kim belediye başkanvekili olacak?” sorusuna yanıt vermeyecek. Aynı zamanda siyasal temsilin, seçilmiş üyelerin iradesinin ve seçim sonuçlarının farklı yollarla yeniden biçimlendirilip biçimlendirilemeyeceği sorusunu da gündeme taşıyacak.
Siyasetin Sandık Dışında Yeniden Kurulması
Demokratik siyasetin temel varsayımı basittir: Seçmen oy verir, seçilmişler görev yapar ve siyasal dengeler sandıkta oluşur.
Üsküdar’da ise seçim sonrasında yaşanan istifalar, parti değiştirmeler, yargı kararları ve gözaltılar zinciri, seçimin siyasi matematiğini doğrudan etkileyen bir tablo ortaya çıkardı.
Burada mesele, tek tek işlemlerin hukuken nasıl sonuçlanacağından daha geniş bir zeminde tartışılmalı. Çünkü yurttaş açısından ortaya çıkan görüntü, sandıkta oluşan siyasi tablonun seçim günü gelmeden değişebildiği yönünde.
Bu görüntünün kendisi dahi demokratik meşruiyet açısından ciddi bir sorun yaratır. Zira seçmen, verdiği oyun yalnızca sandıkta değil, seçimden sonra oluşacak idari ve siyasi süreçlerde de korunacağına inanmak zorundadır.
CHP Ve YENİ Parti Aynı Masada
CHP ile YENİ Parti’nin ortak hareket etme kararı bu nedenle yalnızca taktik bir seçim hamlesi olarak okunmamalı.
CHP, Üsküdar Belediyesi’nin “CHP’nin belediyesi olarak kalacağını” ilan ederken, YENİ Parti de Dedetaş döneminden kalan siyasi emanete sahip çıkacağını açıkladı.
Bu birliktelik, meclisteki mevcut aritmetiğe karşı yeni bir siyasi denge arayışını ifade ediyor. Özellikle CHP’den AKP’ye geçen dört üyenin ardından ortaya çıkan tablo, CHP açısından yalnızca bir sandalye kaybı değil, siyasi iradenin korunmasına ilişkin daha büyük bir mücadele alanı oluşturuyor.
Sarı’nın “Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi belediye meclis üyelerinin ayrışmasını beklemesin” sözleri de bu nedenle önem taşıyor. CHP yönetimi, meclis grubunun çözülmeyeceği mesajını verirken YENİ Parti ile birlikte hareket ederek seçimde ortak bir siyasi pozisyon oluşturmayı hedefliyor.
Üsküdar’da Asıl Oylanacak Olan
5 Eylül’de yapılacak seçimde teknik olarak bir belediye başkanvekili seçilecek. Ancak Üsküdar’daki siyasi atmosfer, oylamanın teknik sınırlarını çoktan aştı.
Bir tarafta seçimle kazanılmış bir belediyenin CHP’de kalması gerektiğini savunan muhalefet, diğer tarafta yargı kararı sonrasında yeniden kurulacak seçimde değişen meclis aritmetiğine dayanan Cumhur İttifakı bulunuyor.
Bu nedenle yarınki oylama, bir belediye başkanvekili seçiminin ötesinde, seçilmiş siyasi iradenin ne kadar korunabildiğinin sınavı olacak.
Çünkü demokrasilerde seçim yalnızca sandığın kurulmasından ibaret değildir. Seçimin anlamı, sandıkta ortaya çıkan iradenin seçim sonrasında da korunmasıyla tamamlanır.
Üsküdar’da ise bugün tartışılan tam olarak budur: Sandıkta kazanılan bir belediye, siyasal ve idari süreçlerin ardından yeniden kaybedilebilir mi?
Bu sorunun yanıtı yalnızca Üsküdar’ın yönetimini değil, Türkiye’de seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi iradenin hangi koşullarda korunabildiğini de ilgilendiriyor.
Üsküdar’da yarın yapılacak seçim bu nedenle sıradan bir belediye meclisi oylaması olmayacak.
Asıl yarış, yalnızca başkanvekilliği için değil; siyasi iradenin sandıkta mı, yoksa sandığın dışında mı belirleneceği üzerine olacak.











